Köşe Yazısı

A+ A-
Meriç Velidedeoğlu

Doyurmak!

24 Mayıs 2019 Cuma

Geçen hafta Erdoğan, “Doyurduk ama oy vermiyorlar!” diye yaptığı şikâyeti, TV’lerde dillendirirken, bu duruma ne denli şaştığını yalnızca sözel olarak değil, bakışlarından başlayarak tüm görünümüyle de ekranlara yansıttı.
Erdoğan neden şaşıyordu ki, kurucusu olduğu “AKP”nin, 17 yıldır yönetiminde olan ülkenin nasıl biçimlendiğinin farkında değil miydi?
İki yıl önce “Prof. Dr. C. İslam”, gazetemiz Cumhuriyet’te “AKP, Makyavelist bir partidir!” diyerek açıkça belirtmişti gelinen durumu.
Bu değerlendirme dolaysiyle Makyavel’i, bu ünlü kuramını (16.5.2017) şöyle bir anımsayalım.
16. yy’ın ilk çeyreğinde yaşamış İtalyan siyaset bilimci Makyavel’in, “Hükümdar” adıyla dilimize çevrilen “İl Principe” adlı yapıtında açıkladığı yönetim biçimi olan “Makyavelizm”in kimi kuralları şöyle:
Siyasal iktidara sahip olmak için her türlü araç geçerlidir.
Siyasette, ahlaksal değerlerin dışında, ahlaktan tümüyle ayrı bir yol söz konusudur.
Her türden hile, aldatma mubah sayılır.
İktidar sahibi verdiği sözü tutmayabilir.
Aldatmak isteyen aldatacak insan bulabilir.

Hükümdar, şartlara ve esen rüzgârların değişikliklerine uyabilecek bir yeteneğe sahip olmalı.
Bu kadarı bile yeter artar, “Tek Adam Yönetimi” için... Tıpkı, Makyavel’in yurttaşı Mussolini’ye (1883-1945) yettiği gibi...
Ayrıca son kural, “AKP” iktidarının temel taşlarında “Takıyye”yi içermiyor mu?
Ne var ki yönetimle ilgili her bağlamda bol bol eleştirilen Makyavelizm’in, iktidar tutkunluğunun temel anlamı, yalnız ve yalnızca “yönetmek” olduğu belirtilir; “iktidarı” bu amaç dışında örneğin, “kendinize maddi çıkar sağlamak için kullanmak” yer almaz, “Makyavelizm”de...(*)
Bu kuralı bizim “Makyavel” kabul etmez; ne demiş atalarımız, “Bu kadarcık kusur kadı kızında bile olur!”
Ve değerli dostlar, “Makyavelizm” ayracını kapatmadan, geçen pazar günü “19 Mayıs 1919”un, “100. Yılı”nı kutlamak için Samsun’da, Erdoğan’ın yönetiminde yapılan törene de değinmeli.
Erdoğan, siyasi partilerin başkanlarını, Samsun’a davet etti, Atatürk’ün “Milli Mücadele”yi açıkça başlatacak olan bu ilk adımını anmak için.
Başta “CHP” olmak üzere, Samsun’a gelen parti başkanlarının oluşturduğu topluluğu Erdoğan kucaklıyordu, büyük bir içtenlikle(!)...
Ne ki Erdoğan, Atatürk’e, “Ay...ş” diyen biridir... Atatürk’ün kurduğu, “CHP”ye de, “Kanalizasyon Çukuru” diyen biri...
Bu şen şakrak karşılamanın, kutlamanın görüntüsü, Makyavelizm’in -yukarıda yazılan- kurallarının hangisine uygun düşüyor?
Ne dersiniz?
“Sıcak aşa soğuk su katma!” diye düşünenler olabilir; ne var ki, bir ülkenin “Kurucu Başkanı”na bu denli aşağılayıcı hakaret edildiği ne görülmüştür, ne duyulmuştur, ne de tarihte yer almıştır...
İnsan, ülkesini kurtarıp, devletini kuranın, bu çirkin dille anılmış olmasına dayanamıyor; Erdoğan, “19 Mayıs 1919”un “100. Yıl”ı kutlama törenini fırsat bilerek, Atatürk’ten “özür” dileseydi diye düşünmekten kendini alamıyor...

(*) Machiavelli, “Hükümdar”, Çev. S. Bağdatlı, Sosyal Yayın (1984)

Tümü Meriç Velidedeoğlu - Son yazıları

‘Yeşil Ordu’dan ‘Yeşil Örgüt’e 14 Haziran 2019 Cum
Bayram ertesi 7 Haziran 2019 Cum
‘Devlet dili’ 31 Mayıs 2019 Cum