Köşe Yazısı

A+ A-

Doğu Akdeniz’de başka bir kapan içindeyiz

20 Haziran 2019 Perşembe

Doğu Akdeniz’de Kıbrıs açıklarında petrol-doğalgaz aramaya yöneldik ya.. Yine 7 düvel karşımıza dikildi. İktidarın dışarıda ülkeyi soktuğu büyük darboğazlardan biri olarak bu konuyu dördüncü yazı olarak planlamıştım ki Şükrü Sina Gürel aradı.
Şükrü Bey eski Dışişleri Bakanlarımızdan. Bundan önceki üç yazı üzerine sohbet ettikten sonra sözü Doğu Akdeniz’e getirdi:
“Orhan Bey çok önemli bir yanlış yapıyorlar Doğu Akdeniz’de.. Öncelikle biz o bölgeyi Münhasır Ekonomik Bölge ilan edecektik, bunu kayıtlara geçirecektik ve sonra petrol aramaya koyulacaktık. Neden Dışişleri bunu yapmadı, anlamıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin geleneğinde hep önce hukuki olarak davranmak vardır. Şimdi ise her bir petrol arama gemisinin peşine bir de savaş gemisi takmak ve meseleyi tamamen öncelikle askeri zemine kaydırmak zorunda kaldılar...”
Önce bilgi: Münhasır Ekonomik Bölge, “Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca bir devletin deniz kaynaklarının araştırılması ve kullanılmasında su ve rüzgâr enerjisi de dahil olmak üzere özel haklara sahip olduğu deniz bölgeleridir.”
Karasuları 12 deniz mili, bunu izleyen bitişik bölge mücavir alan 12 deniz mili ve münhasır ekonomik bölge ise 200 deniz mili olarak kabul edilir.
Şükrü Bey’e sordum, peki ilan edeceğimiz bu ekonomik bölge Kıbrıs Rum Kesimi’nin de ilan ettiği ekonomik bölge ile iç içe girerse?
“İşte o zaman ülkeler arası oturup sorun müzakere ile çözülme yoluna gidilir.. Önce yapılması gereken buydu..”

Savaş gemileri hukuku
Ankara’nın yaptığı ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile kıta sahanlığı anlaşması imzalamak oldu.
Dünya Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bizden başka tanıyan tek bir ülke yok. Bu konuda başarısızlık var. Lefkoşa tüm Kıbrıs için münhasır ekonomik bölge ilan edince, Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik alanında petrol araştırmaya başladı..
Nasıl? Savaş gemilerimizin desteğiyle!
Lefkoşa, kendi ekonomik alanı içinde petrol aranmasını suç ilan etti ve gemidekiler için tutuklama kararı çıkardı.
Türkiye’yi yönetenler ise “gel de tutukla” açıklaması yaptı. Ve yandaş gazeteler de bunu manşet yaptı.
Yunanistan ve Lefkoşa bir adım daha attı ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yaptırım uygulaması için başvuruda bulunacağını açıkladı.

Avrupa Birliği’ne yaptırım başvurusu
Lefkoşa Rum Yönetimi Fransa’ya üs verdi ve onu petrol ve doğalgaz aramalarına ortak yaptı.
Macron, “Türkiye, Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinde sürdürdüğü yasadışı faaliyetleri sonlandırmalı” dedi.
Erdoğan yanıt verdi: “Birileri kaşını gözünü oynatırsa, biz de bütün fırkateynlerle, uçaklarla beraber gerektiğinde gemilerimizin yanında yerimizi alıp çalışmalarımızı sürdürüyoruz.. Sen ne diyorsun ya, biz buralara kıyıdaşız, Kıbrıs’ta garantörüz. Türkiye garantör, Yunanistan garantör, İngiltere garantör. Sen kimsin?”
Dikkat edin: Karşımızdakiler hukuki zemin içinde politik davranıyorlar. Rumların ekonomik bölgesi diyor... Biz bunu diyemiyoruz çünkü ekonomik bölge olarak ilan etmemişiz.
Ama savaş gemilerimizi gösteriyoruz onlara.
Rumlar Mısır ve İsrail ile anlaşmış ayrıca. Lübnan da onlarla..
Amerikan şirketleri, Katar ve Fransız şirketleri gaz arıyor Doğu Akdeniz’de.

Derin kıskaç içinde
Türkiye Mısır’la kavgalı, Mursi için cenaze namazları kılıyor iktidar. Kahire Rumlarla işbirliği yapıyor.
Avrupa ile kavgalı, Fransa burnumuzun dibinde.
Erdoğan iktidarı Doğu Akdeniz’de ne hukuku zorlayabiliyor ne de herhangi bir ittifak politikası izleyebiliyor, ekonomik bölge bile ilan etmekten aciz.
İki savaş gemisiyle bölgede haklarımız var diyor.
Rumlar ve Fransa Avrupa Birliği’ni bize karşı harekete geçireceklerini açıklıyorlar.
Türkiye aynı zamanda Doğu Akdeniz’de de bir kıskaçta aslında.
Avrupa Birliği, ABD, Kıbrıs, Suriye...
İktidarın hücumbotlardan başka gösterebildiği bir çıkış yolu yok.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yani tek adam rejimi, ülkeyi derin bir çıkmaza soktu..
Ama ne gam, önemli olan, Mursi için tüm Türkiye’de sala okutup namaz kıldırmak...