En sonunda İranlılar, ekonomik çöküşe başkaldırdılar. “Nükleer silah üretimi” nedeniyle yıllardır süren ekonomik abluka, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ve tırmanarak yüzde 50’ye varan enflasyon ve orta sınıfın büyük ölçüde çökmesi; en dinamik kesimlerin sokaklara, caddelere, meydanlara akın etmesi; silahlı kuvvetlerle çatışmaya girmesi ve protesto hareketinin ülkenin tüm eyaletlerine yayılması ile komşu ülke kaosa sürüklendi.
Ölü sayısı belli değil, çeşitli kaynaklar farklı sayılar veriyor; 100 diyen de var 1000 diyen de.
Umarım abartılıdır bu söylenenler.
Y ve hele hele Z kuşağı İran rejiminden en nefret eden dinamik kesimler. Ama ekonominin kötüleşmesi esnafı ve pek çok iş kesimini de protestolara kattığına göre, İranlılar dayanma güçlerinin sınırına vardılar. Bu arada gizli kadın örgütlenmelerinin protestolarda önemli rol oynadığı da belirtiliyor.
İRAN BİR AÇMAZDA MI?
Evet. Rejim silahlı örgütlenme açısından güçlü. Protestolar giderek yayılır ve çatışmalar daha kanlı aşamalara varırsa rejim yumuşar, uzlaşıya gider ve halkı tatmin edecek yeni bir programla bir uzlaşı hükümetinin kurulmasına razı olur mu, bilmiyoruz. Böyle bir hükümetin ana programı ne olur, bilmiyoruz.
Ama İran’ın önündeki en önemli sorun ablukayı kaldırmak ve yaptırımların kısa süre içinde sonlanmasına yönelik adımlar atmak.
Odakta şüphesiz nükleer silah üretimi programını iptal ettiğini açıklaması ve uluslararası otoriterlere de kontrol ve saptama için kapıları açması var.
Peki bu olasılığı rejim kabul eder mi?
Bütün sorun burada. Bir dizi analizle İran’daki olasılıklar ve muhtemel gelişmeler üzerine odaklanacağım bir süre.
HALK NE DER?
Önceki gece Habertürk’teki İran tartışmasında, eğer bir kamuoyu yoklaması yapılsa İran halkı ekmek ve refah mı yoksa nükleer silah mı ikileminde nükleer silah üretiminin iptali yönünde oy kullanır dedim. Nükleer silah üretimi artık İran halkı için bir onur konusudur, bunu kabul etmez görüşleri ileri sürülmüş olsa da bazı tespitler gerçeğin hiç de öyle olmadığını gösteriyor.
Dün bu konuyu araştırdım. Halkın, nükleer enerjiyi bir “onur meselesi”nden ziyade, sofrasındaki ekmeği çalan bir “kara delik” olarak gördüğüne ilişkin araştırmalar var. Bu konuda en güvenilir ve güncel veriler, genellikle Hollanda merkezli GAMAAN (İran’da Tutumları Analiz Etme ve Ölçme Grubu) gibi bağımsız kuruluşların yaptığı kapsamlı anketlerden geliyor.
‘DEVLETİN SAVAŞI’ MI?
GAMAAN’ın 2024 sonu ve 2025 başında yaptığı anketlerde, İran halkının nükleer programa bakışında keskin bir “fayda-zarar” analizi yaptığı görülüyor:
Pragmatizm: Ankete katılanların yaklaşık yüzde 62’si, ABD ile doğrudan müzakereleri ve nükleer gerginliğin sonlandırılmasını destekliyor.
Öncelik değişimi: 2000’li yıllarda nükleer program bir “milli gurur” olarak pazarlanırken bugün halkın yüzde 70’inden fazlası temel önceliğin nükleer kapasite değil, enflasyonun düşürülmesi ve yaptırımların kalkması olduğunu belirtiyor.
Kırılma noktası: Halkın yüzde 63’ü, son dönemdeki İsrail-İran gerginliğini ve nükleer odaklı askeri harcamaları “halkın değil, devletin savaşı” olarak nitelendiriyor.
RAPORLAR ŞURADA:
GAMAAN İran içindeki toplumsal eğilimleri VPN ağları üzerinden on binlerce İranlıya ulaşarak anonim veriler topluyor. “Nükleer program vs halkın bakışı” konusundaki en güncel ve çarpıcı raporları Kasım 2025 tarihli. Ana sayfa (tüm raporlar): gamaan.org/ survey-reports. Burada “Iranians’ Attitudes Toward the 12-Day War” (Kasım 2025) ve “Political Preferences in 2024” raporları var.
Kasım 2025 raporunda 2025 yılındaki kısa süreli İran-İsrail çatışması sonrası 30 binden fazla İranlı ile yapılan ankete dayanıyor:
Uranyum zenginleştirme: Katılımcıların yüzde 47’si, “başka bir savaşı önlemek için İslam Cumhuriyeti’nin uranyum zenginleştirmeyi durdurması gerektiğini” düşünüyor.
Nükleer silah karşıtlığı: İranlıların yüzde 49’u (neredeyse yarısı) İran’ın nükleer silah geliştirmesine açıkça karşı çıkıyor. Sadece yüzde 36’lık bir kesim nükleer silah yapılması gerektiğini savunuyor.
Savaşın tanımı: Halkın yüzde 63’ü, yaşanan çatışmaların “İran halkı ile değil, İsrail ile İslam Cumhuriyeti arasında bir savaş” olduğuna inanıyor. Yani halk, rejimin nükleer hırsları yüzünden çıkan bedeli kendi üstüne almak istemiyor.
Doğrudan müzakere: Halkın yüzde 62’si, sorunların çözümü için ABD ile doğrudan müzakerelerin başlatılmasını destekliyor.
***
Aslında İran rejiminin belki de tek kurtuluşu nükleer meseleyi sonlandırmak olduğunu görüyorum. Şüphesiz emperyalist baskılar vb. bir dizi haklı itiraz olacaktır. Ben reel durumdan bahsediyorum.
Ama rejim bunu yapar mı, bu aklı gösterir mi, yoksa içte halkı bastırma yolunu mu seçer? Yarın...