Bence Trump, bugünkü dünyada pek de geleceği olmayan bir siyaset dönemi başlattı. Büyük askeri gücüne dayanarak dünyaya siyasi ve ekonomik hedeflerini kabul ettirmek. Bunun ne dünyada uzun süreli bir karşılığı ne Amerikan halkından sürekli bir desteği ne de Trump açısından sürdürülebilirliği olabilir, diye düşünüyorum.
Yeter ki dünya, tabii ki mesela Avrupa gerekli direnci göstersin. Avrupa’nın yanına Çin’i de katabilirim, Venezüella’ya yapılan baskını kınamasına bakarak...
ÇİN NE YAPACAK, ÇOK ÖNEMLİ
Çin’in Trump’ın silah baskısı ile siyasi ve ekonomik hedeflerine ulaşma dönemini fırsat bilerek kendi toprağı olarak kabul ettiği Tayvan’ı ilhak etmeye yönelip yönelmeyeceği konusunda henüz bir görüşüm yok.
Böyle bir girişim çok daha derin sorunlara yol açabilir, Japonya Tayvan’a destek ilan etmişken... Uzak Doğu’da dışarıdan ABD’nin de katılabileceği yerel ama büyüyecek bir çatışma Çin açısından da zamansız ve gereksiz olur, çünkü şu sırada dünyanın Trump’ın silaha dayalı siyasetine karşılık bir dayanışma ve karşı duruşa ihtiyacı varken...
TRUMP VE AVRUPA KARŞI KARŞIYA
Trump’ın Avrupa ile artık ittifakı samimi, öz olarak sürdüreceğine inancım zayıflıyor. NATO sanki şekli olarak var. Çünkü Trump ABD’nin çıkarına uygun görmediği, ticari büyük bir kazanç ve güç elde edemeyeceği bir konuda, “kırk yıllık dost ve müttefik” diye ve hatırına Avrupa ile dayanışmaya girmeyecektir.
Tersine Avrupa’ya “Çöküyorsun, bana tabi ol ve beni izle” demekte ve Grönland’a saldırı planlamakta. AB’nin çökmesini istemekte.
GRÖNLAND’I SAVUNMA TATBİKATI
Geçen eylülde Danimarka, İsveç ve Norveçli iç güvenlik birlikleri ile Danimarka, Alman ve Fransız birliklerinin katıldığı ortak askeri tatbikat düzenlediler Grönland’da. Reuters’in haberine bakıyorum: Grönland lideri “Artık yeter” dedi ve Danimarka’nın Avrupa’daki müttefikleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın geniş toprakları ele geçirme yönündeki yenilenen açıklamalarını reddederek Arktik adasının geleceğinin halkı tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Yani Grönland’da Avrupa ile ABD karşı karşıya.
ÇİN-AVRUPA DAYANIŞMASI
Dünyanın Trump’a direnç gösterebilmesinin tek koşulu, karşısında önemli bir siyasi ve askeri ittifakın inşa edilmesidir.
Çin’in öncelikli politikası, ekonomik ve siyasi olarak da yarar görebileceği Avrupa ile dayanışması olmalı, sanki.
Avrupa zorluklar içinde. Büyük borç batağı var. AB’liler, özellikle Fransızlar ekonomik bakımdan sık sık sokakta.
AB’nin derdi aslında, Nouribi’nin de saptadığı gibi, ekonomide yenilikçilik ve yaratıcılığını epey yitirmiş olmasında. Popülist aşırı sağ partiler yabancılar gibi, aslında şu dönemde Avrupa ekonomisine destek çıkan göçmenleri bahane ederek, düşmanlık ve korku yaratarak seçmen oylarını artırma politikası uyguluyor. AB’nin egemen partileri ise bu söyleme karşı ciddi, inanılır bir politika geliştirmekte çok zavallı durumdalar.
ABD HALKI NE DİYOR?
Venezüella baskınından önce geçen kasımda yapılan anketlerde, Amerikalıların yüzde 70 gibi ezici çoğunluğu, bir askeri müdahaleye karşı olduklarını açıklamışlardı.
Demokratlar, halkın temel sorunlarına çözüm üretmek yerine, Amerikan halkının vergilerinin pahalı savaşlarda harcanmasına karşı çıkıyorlar.
Trump ise bir “Zenginleşeceğiz” hayali satıyor. Trump, bu yıl kasımda yapılacak ara seçimlere kadar bir askeri şovunu “En büyük Amerika” sloganıyla Amerikalılara satmaya çalışacak. Venezüella’ya askeri büyük bir operasyonu Amerika’nın kaldıramayacağını da görüyor olmalı.
Ben bu askeri tehditle hedeflerine ulaşmasını çok zor görüyorum, yeter ki dünya dirençli çıksın.