Üzerine yatılan 3600 ek gösterge
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Üzerine yatılan 3600 ek gösterge

05.07.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Bugün öğretmenlerin çalışanı da sözünü ettiğimiz diğer kamu personeline göre mağdur olmakla beraber, öğretmenin emeklisi temelli mağdurdur.

Türkiye’de şu anda uygulanmakta olan 657 Sayılı Devlet Personel Kanunu, Mart 1971’de yürürlüğe girmişti. Bu kanun, o zaman da şikâyet konusu olan kamu personelinin maaş ve ücretleri, diğer bir ifadeyle özlük hakları arasındaki adaletsizlikleri gidermek; eğitim, kıdem, makam vb. farklarını bir dengeye oturtmak amacıyla hazırlanmıştı.
Bu kanunda maaş basamaklarıyla ilgili olarak yukarıdan aşağıya 15 derece, bu dereceler için de yana doğru ilerleyen 9 kademe bulunuyordu. Her derece için o dereceye uygun temel bir göreve başlama rakamı belirlenmişti. İlkokul mezunları 15., lise mezunları 12., üniversite mezunları da 10. dereceden işe başlıyorlardı. İlkokul mezunları 7. dereceye, lise mezunları 3. dereceye, üniversite mezunları da 1. dereceye kadar yükselebiliyorlardı. İlkokul mezunları 5, lise mezunları 4, üniversite mezunları da 3 yılda bir derece yükseliyorlardı.

Zamanla yozlaşan kanun
Maaşlarda belirleyici temel unsur, eğitim durumu ve kıdemdi. Hangi branşta eğitim almış olursa olsun, bütün üniversite mezunları aynı maaşı alıyorlardı. Akademisyen, mühendis, hâkim, avukat, öğretmen vb. fark etmiyordu. Bu kanun 15-20 yıl kadar amacına uygun bir işlevi yerine getirmişti.
Zaman içinde bu kanun yozlaştırıldı. Devlet katında etki ve yetki sahibi olan her kesim bu kanunla amaçlanan adalet ve eşitliğe aykırı ayrıcalıklar elde etmeye başladı. Bazı kesimlerin lehine, bazı kesimlerin aleyhine yüksek gelir farkları ortaya çıktı. Devlet kendisi de bazı alanlarda iyi yetişmiş eleman istihdamı gerekçesiyle “iş güçlüğü”, “iş riski”, “teminindeki güçlük” gibi adlar altında bir bölüm personele yüksek maaşlar ödemeye başladı.
3., 2., 1. dereceye yükselmiş devlet memurlarına uygulanan “ek gösterge” de bunlardan biriydi. Ek gösterge üzerinden yapılan ödeme otomatikman emekliliğe de yansıyordu. Ek göstergenin önemi biraz da bundan kaynaklanıyordu. Bu uygulamalar sonunda bir an geldi ki, hem çalışanların kendi aralarındaki, hem de bunların emeklileri arasındaki gelir farkı insaf ve adalete sığmaz bir boyuta ulaştı. İşte bugün bu noktadayız.
Günümüzde başta akademisyenler olmak üzere hâkimler, mühendisler, doktorlar, avukatlar ve bunların emeklileri ülkemiz standartlarında hiç de fena olmayan bir gelir elde edebiliyorlar.
Unvan sahibi memurlar arasında bunun tek istisnası öğretmenlerdir. Bugün öğretmenlerin çalışanı da sözünü ettiğimiz diğer kamu personeline göre mağdur olmakla beraber, öğretmenin emeklisi temelli mağdurdur. 10-15 yıl önce din görevlileri ve emeklileri, aynı eğitim ve kıdem seviyesindeki öğretmen ve emeklisinden yüzde 20 kadar daha az maaş alırken, bugün onların çalışanı da emeklisi de öğretmenin çalışanından da emeklisinden de daha fazla maaş alır hale gelmiştir. Kısaca öğretmeni sollamayan unvanlı memur kalmamıştır.
Yaklaşık 20 yıl öncesine kadar emekli bir öğretmen, çalışırken aldığı maaşı aynen alırken bugün çalışandan yüzde 40-45 eksik almaktadır. Çalışanla emekli arasındaki bu fark hiçbir kamu personelinde yoktur. Bunun nedeni, bir bölüm kamu personeline çalışırken yapılan ek ödemeler emekliliklerine yansıtılırken, öğretmenlere bu hakkın tanınmamış olmasıdır. Akademisyenler, hâ kimler, mühendisler, doktorlar emekli olduklarında çalışırken aldıklarının yüzde 20, en fazla yüzde 25 eksiğiyle emekli olurken, öğretmenler yüzde 40-45 gibi bir gelir kaybıyla emekli olmaktadır.

Söz lafta kaldı
Son zamanlarda ek göstergelerinin yükseltileceği sözü verilen polislere, öğretmenlere, hemşirelere ve din görevlilerine şu anda 2200 ile 3000 arası ek gösterge rakamı uygulanmaktadır. Bu rakam söz verildiği gibi 3600’e çıkarıldığında söz konusu devlet memurlarının emeklilerinin aylıkları yaklaşık 525 lira ile 700 lira arasında artacaktır. Bu, ülkemiz koşullarında hatırı sayılır bir artışa karşılık gelmektedir. İşte bu yüzden ek göstergelerin yükseltilmesi en çok öğretmenler için önem arz etmektedir.
İşte en tepelerden verilmiş sözlere rağmen üzerine yatılmış olan “3600 ek gösterge”, başka birçok mağdurla birlikte öğretmenlerin ve emeklilerinin uğradığı bu açık seçik mağduriyetleri gidermede çok önemli bir adım olacaktı. Ne yazık ki çok görüldü!  

İsmail Özcan
Eğitimci/Yazar

Yazarın Son Yazıları

Bir Cumhuriyet kadınına veda... - Gönül Pultar

Bir Cumhuriyet kadınını, değerli bir öğretim üyesini yitirdik.

Devamını Oku
21.05.2026
Bir memleket gençlerini kaç kez yitirir? - Cengiz Kuday

Türkiye’de 19 Mayıs dendiğinde çoğu insanın aklına doğal olarak Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ve Milli Mücadele gelir.

Devamını Oku
21.05.2026
Görünmezleri görünür kılmak - Utku Yapıcı

Brezilyalı ünlü şair ve yazar Thiago de Mello, ABD güdümlü 1964 Brezilya Darbesi’nin ardından kaleme aldığı İnsan Yasası’nın son maddesinde yeryüzünün temel sorununu ve bu soruna dair çözüm yolunu ne güzel dile getirir...

Devamını Oku
20.05.2026
Filizlenen Çin-Türkiye dostluk ağacı gençliğin gücüyle büyüsün

Ankara’dan İstanbul’a, sahil kasabalarından Anadolu’nun iç bölgelerine kadar genç arkadaşlarla görüş alışverişinde bulundum.

Devamını Oku
19.05.2026
Samsun hâlâ bir ufuktur - Onursal Adıgüzel

Aradan tam 107 yıl geçti.

Devamını Oku
19.05.2026
Tam bağımsızlığın ilk adımı - Hüner Tuncer

1919 Mayıs’ında Anadolu’ya ayak bastığında Mustafa Kemal’in kararı şuydu: Ulusal egemenliğe dayalı tam bağımsız bir Türk devletinin kurulması.

Devamını Oku
19.05.2026
Kış güneşi Türkan Saylan- Gülseren Delibaş

Yaşam, bazen dondurucu bir ayazın tam ortasında açan o zayıf ama inatçı kardelene benzer.

Devamını Oku
18.05.2026
'Ateş çemberinden başarıyla çıkmanın yolu'

Toplumların ve devletlerin tarihi, yaşamın ve süreçlerin tıkandığı anlarda atılan ya da atılmayan adımlarda saklıdır; tıpkı şimdi bizim karşı karşıya olduğumuz durum gibi.

Devamını Oku
18.05.2026
Andımız erdemli nesiller yetiştirdi - Fikret Şahin

Son zamanlarda meydana gelen okul saldırıları hepimizi derinden üzdü.

Devamını Oku
16.05.2026
Demokratik Türkiye özlemi - Hüseyin Özkahraman

Tarihiyle, kültürüyle ve milyonları aşan nüfusuyla yalnızca ülkemizin değil, dünyanın en önemli şehirlerinden İstanbul’u yönetme sorumluluğunu taşıyan; tüm baskılara rağmen üç kez seçim kazanmış bir belediye başkanı aylardır Silivri’de, 15 metrekarelik bir odada özgürlüğünden mahrum bırakılmış durumdadır.

Devamını Oku
16.05.2026
MHRS çözüm mü, sorun mu? - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

TC Anayasası 56. maddesine göre, “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.”

Devamını Oku
15.05.2026
Türk Eczacılık Günü - Avni Kurtuldu

14 Mayıs 1839 tarihinde “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane” bünyesinde açılan eczacılık sınıfı, bilimsel eczacılık eğitiminin başlangıcı olarak kabul görmüş ve 14 Mayıs Türk Eczacılık Günü ilan edilmiştir.

Devamını Oku
14.05.2026
Karanlığa doğan yıldızlar - Gani Işık

Dinler tarihi ve kutsal kitaplar halkların zor dönemlerinde onları sahiplenen ve kendilerine yol gösteren peygamber gönderildiğini anlatır, örnek de verir.

Devamını Oku
13.05.2026
Milletvekili ara seçimleri - Erol Tuncer

Milletvekili ara seçimler; istifa, ölüm ya da başka nedenlerle milletvekilliklerin boşalması durumunda boşalan sandalyelere yeni üyelerin seçilebilmesi için yapılmaktadır.

Devamını Oku
13.05.2026
Aileden algoritmaya - Altan Kar

Bu metin, günümüzün “büyük öteki”sine dönüşen o görünmez ama her yerde olan algoritmik düzenin, yaşamımızı nasıl sessizce dönüştürdüğünü anlamaya yönelik bir çabadır.

Devamını Oku
12.05.2026
Amatör tiyatronun gücü - Serkan Fırtına

Bugün ülkemizin neredeyse her kentinde, kiminde onlarca kiminde ise belki bir tane de olsa perde açmaya çalışan amatör tiyatrolar vardır.

Devamını Oku
12.05.2026
Atatürk, Jonathan, İran ve Macaristan - Ülgen Zeki Ok

Richard Bach’ın bir döneme damga vuran “Martı” kitabının kahramanı Jonathan ile tanışıp felsefesini benimsediğimde 20 yaşlarındaydım.

Devamını Oku
09.05.2026
Atalay, Demirtaş, Kavala ve anayasa - Ziya Yergök

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) 1954’te onaylamış, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru hakkını 1987’de tanımıştır

Devamını Oku
08.05.2026
Jeopolitik armağan - Nejat Eslen

1990’lı yılların sonlarında, tek kutuplu dünya düzeni içinde ABD, küresel üstünlüğünü sürdürmenin planlarını yapıyordu.

Devamını Oku
07.05.2026
Engizisyondan bugüne: Değirmenci MenocchIo’nun öyküsü - Okan Toygar

Asıl adı Domenico Scandella’ydı ancak Menocchio olarak bilinirdi.

Devamını Oku
07.05.2026
Emperyalizmin değişmeyen hedefi - Hamdi Yaver Aktan

“1970 yılının nisan ayında, Türkiye’de eylem içinde bulunan ve gençlik önderi durumunda olan gençlerle bir toplantı yapmıştık.

Devamını Oku
06.05.2026
Şafağın getirdiği acı - Abdullah Yüksel

Mayıs ayının başlarında, şafağın erken söktüğü sessiz ve açık bir geceydi.

Devamını Oku
06.05.2026
Sisyphos’un bacağındaki el - Metin Devrim

18. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o ağır çarkları arasında doğan, 1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hakkını alabilmek” uğruna can veren işçilerin mirasıdır 1 Mayıs.18. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o ağır çarkları arasında doğan, 1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hakkını alabilmek” uğruna can veren işçilerin mirasıdır 1 Mayıs.

Devamını Oku
06.05.2026
Petrodolar sistemi bitiyor mu? - Fikret Bayır

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 1 Mayıs 2026 itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ayrılacağını duyurdu.

Devamını Oku
05.05.2026
Yeni Sayıştay Kanunu ve Sayıştay ’ın görevleri - Turgut Aşçı

Sayıştay (Divan-ı Muhasebat) 1862’de Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet gelir ve giderlerini denetleyen, günümüz Sayıştay’ının temeli olan en yüksek mali denetim ve yargı kurumu olarak kurulmuştur.

Devamını Oku
05.05.2026
Aşı karşıtlığı ve toplumsal etkileri - Ülkü Sarıtaş

Bakteri, virüs gibi mikrobial ajanlarla meydana gelen hastalıklardan korunmak amacıyla etkisi zayıflatılmış mikrobial ajanlar veya bunların genetik yapısını taklit eden parçacıkların laboratuvarda üretilmesi ile elde edilen aşıların tarihçesi yaklaşık iki bin yıl öncesine dayanmakta, Çin ve Hindistan’da aşıya benzer uygulamaların yapıldığı tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Devamını Oku
04.05.2026
Eğitimde güvenlik sorunu - Levent Nayki

14 Nisan 2026 Salı günü Şanlıurfa’da bir okulda silah patladı.

Devamını Oku
04.05.2026
Gelir düzeyi ve kentsel dönüşüm - Aydın Öncel

Türkiye deprem kuşağında ve oldukça fazla riskli yapı stoğu olan bir ülke.

Devamını Oku
02.05.2026
Emek ve dayanışma - Kemal Akkurt

İşçi sınıfının 1886 yılında ABD’nin Şikago kentinde çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları başkaldırı hareketi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nın ilk kıvılcımı oldu.

Devamını Oku
01.05.2026
İşçi sınıfı yeniden - Doğan Ergenç

20. yüzyılda işçi sınıfının önemli kazanımlar elde ettiğini söyleyebiliriz.

Devamını Oku
01.05.2026
1 Mayıs 137 yaşında - Engin Ünsal

Bugün İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs aslında kanla yazılmış bir emek hareketinin anılma ve sömürüye karşı evrensel dayanışmanın sergilendiği gündür.

Devamını Oku
01.05.2026
Sine-i millete dönmek - Şule Özsoy Boyunsuz

Türkiye’de kamuoyunca zaman zaman gündeme getirilen ve sine-i millete dönmek olarak ifade edilen “topluca istifa”, aslında anayasal olarak var olmayan bir beklentiye dayanıyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Uçak gemileri - Hakan Ercan

Uçak gemileri, modern askeri gücün görkemli ve fakat tartışmalı unsurlarından biri olmaya devam ediyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Maden işçilerinin zaferi üzerine - Cuma Gürsoy

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık kadar çokturlar / Mücadelemizde sadece onların destanı vardır.”

Devamını Oku
30.04.2026
Denge ve denetim krizi - Mahmut Aslan

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından, özellikle muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik adli ve idari süreçlerde belirgin bir yoğunlaşma gözlenmektedir.

Devamını Oku
29.04.2026
Yanlarına kâr kaldı... - Berna Özgül

Türkiye'de motokuryeler yalnızca ağır çalışma koşullarıyla değil, cezasızlıkla da mücadele ediyor.

Devamını Oku
29.04.2026
Çocuk koruma mı, dijital gözetim mi? - Mehmet Utku Şentürk

Türkiye’de sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi ve VPN hizmetlerine kadar uzanan kimlik doğrulama zorunluluğu tartışmaları, yalnızca çocukların korunması meselesi değil; aynı zamanda temel hak ve özgürlükler açısından kritik bir kırılma noktasıdır.

Devamını Oku
29.04.2026
Doğum sonrası depresyonu anlamak - Ece Başak Karakaş

Doğum; ailenin heyecanla beklediği bebekle ilk karşılaşması, çoğu zaman sevinç, umut ve yeni bir başlangıç duygusuyla anlatılır.

Devamını Oku
28.04.2026
Laik, demokratik ulus devlet - Selçuk Kosa

Rönesans, 1400 ve 1700 yılları arasında Avrupa halklarının sırasıyla kilise ve monarşiye karşı başlattığı bilim ve özgürlük savaşıydı ve kazanıldı.

Devamını Oku
28.04.2026
Kentler suskun - Aykurt Nuhoğlu

Siyaset, hızlı düşünmeyi ve doğru kararları zamanında alabilmeyi gerektirir.

Devamını Oku
27.04.2026