Zülal Kalkandelen

Annelere evlat, çocuklara anne borçlu olmak!

25 Ağustos 2019 Pazar

Emine Bulut...
Boşandığı Fedai Varan adlı erkek tarafından Kırıkkale’de katledilen 38 yaşında bir kadın.
10 yaşındaki kızının gözlerinin önünde boğazı kesilerek can veren bir anne!
Ölmek istemiyorum” diye feryat eden kanlar içindeki Emine Bulut’a, “Anne lütfen ölme!” diye ağlayarak yalvaran kızı...
Tuba Erkol...
Konya’da eşi Bekir Erkol’un 20 yerinden bıçaklayarak katlettiği 37 yaşında bir kadın.
3 evlat sahibi bir anne!
Onun can verdiğinden habersiz olan 9 yaşındaki kızı...
Ve “Ben annemsiz uyuyamam ki. Ben onsuz nasıl yatarım? Ne olur doktorlara biraz daha para verin de annemi yaşatsınlar” diye komşulardan yardım isteyişi...

***

Bütün bunlar bir günde oldu.
Nefretin, şiddetin, öfkenin, üzüntünün en ağırı yaşandı.
Eril zorbalığın irinleri ülkenin her noktasına yayıldı!
Türkiye ve dünya, iki gün öncesine kadar tanımadığı bu iki kadına uygulanan şiddet ile sarsıldı. Onlar bu yıl Türkiye’de öldürülen 245 kadından ikisiydi. Erkek şiddetinin kurbanı olunca adları duyuldu...
Çünkü canlarına değer verilen bir toplumda yaşamadılar.
Sadece ezilen bir ruh, sahip olunan bir beden, hükmedilecek bir canlı olarak görüldüler.

***

Tuba Erkol ve Emine Bulut artık yaşamıyor!
Çünkü bu ülkede kadına şiddet uygulandığında, kadınlar katledildiğinde birileri hep cinayetleri aklamaya çalıştı.
Çünkü adli kurumlar, kadına şiddet uygulayanları, tecavüzcüleri, katilleri korudu.
Çünkü YÖK, “Türkiye’nin değerleriyle mütenasip değil” diyerek Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projeleri’ni sonlandırdı. Çünkü kadın cinayetleri katlanarak artarken, dönemin başbakanı olan zat çıkıp “Bunlar münferit olaylar” dedi.
Çünkü kadınlar can verirken, iktidar partisi AKP, muhalefetin bu konudaki araştırma önergelerini sürekli reddetti.
Çünkü yetkililer, 6284 sayılı Kadınları Şiddetten Koruma Kanunu’nu uygulamadı.
Çünkü birileri, şiddetin önlenmesi için hayati olan İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmaya yeltendi. Dinciler tarafından “Müslümanlara tehdit” olduğu iddia edilen sözleşme için Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Feshedilebilir” dedi.
Çünkü kadınlar, sistematik bir şekilde, ekonomik olarak güçsüz bırakıldı.
Çünkü namussuzların egemen olduğu ataerkil kültürde, iki bacak arasına sıkıştırılan bir “namus” kavramı uyduruldu. Bunun arkasına gizlenerek şiddet, tecavüz ve cinsiyetçilik savunuldu.
Çünkü kız çocukları okutulmadı.
Çünkü “çocuk gelin” utancı sona ermedi!
İki gün önce yaşanan cinayetler, bütün bunların sonucudur.

***

Kadına, çocuğa ve hayvana yönelik şiddet, Türkiye’de kökü çok derinlere inen öldürücü bir virüstür. İktidar tarafından pompalanan yobazlık, cehalet ve maganda terörü toplumu teslim almıştır.
Annelere yıllardır çocuklarının kemiklerini arattıran devlet, ufacık çocuklara gözlerinin önünde annelerinin katledilişini de izlettiriyor!
İnsan ya da hayvan, annelere evlat, çocuklara anne borçlu olmak...

Bundan daha ağır bir yük yok bu hayatta!