Siyasetçilerin anayasayı çiğneme özgürlüğü mü var?
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Siyasetçilerin anayasayı çiğneme özgürlüğü mü var?

19.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Başlıktaki soruyu sormak zorunda kalmamın sayısız nedeni var. Gün geçmiyor ki bir siyasetçi anayasanın bir maddesini çiğnemesin ya da çarpıtmasın. Bu durum, özellikle AKP döneminde adeta bir alışkanlık halini aldı. Çünkü bakıyorlar ki anayasayı çiğneseniz de iktidar açısından sorun yaratmıyorsa, hiçbir yaptırımı olmuyor ve böylece devam ediyorlar anayasayı hançerlemeye!

Bu haftaki grup toplantısında Bahçeli de aldı hançeri eline, “İşin özünde hepimiz Müslüman değil miyiz? Hepimizin Allah’ı bir, peygamberi bir, kitabı bir, kıblesi bir, itikadı bir değil mi? Hem Aleviyiz hem Sünni. Hepsinden evveli de Müslüman Türk milletiyiz!” diyerek sapladı laikliğe!

Yanlış anlaşılmasın; Alevilere karşı engellemeler ve ayrımcılık mutlaka ortadan kaldırılmalı. Bu yazının amacı, kesinlikle onu tartışma konusu yapmak değil. Amacım, anayasanın ikinci maddesinde yazan laik devlet ilkesinin anlamını siyasetçilere bir kez daha hatırlatmak.

Bunu yapmaktan bıkmadın mı diye soranlar oluyor. Hayır, bıkmadım ve bıkma hakkım olduğunu da düşünmüyorum. Laiklik ilkesini her kim çiğnerse çiğnesin, yine ve yeniden doğruları hatırlatıp uyaracağım. Bu konuda mücadele eden bir gazeteci olarak görevim de bu. “Zaten sürekli ayaklar altına alınıyor, laiklik mi kaldı?” diyerek susmayacağım!

LAİKLİĞİ ÇARPITANLARA YENİDEN HATIRLATMA!

Bakın Devlet Bahçeli, anlamanızı kolaylaştırmak için en yalın haliyle bir daha açıklayayayım:

Laik bir devlette kimse belli bir dine inanmak zorunda değildir. İsteyen istediği dine inanır ve onun gereklerini yapar ama farklı bir dine inanmak isteyenler ya da inançsızlar da olabilir. Ancak laik devlet, her inanç sahibine ve inançsızlara aynı uzaklıkta kalmak zorundadır.

Zaten aynı nedenle de Sünni inancına tanınan hakların Alevilere de tanınması gerekir.

Sonuç olarak siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin sizin kurduğunuz cümleleri kurarak siyaset yapması, doğrudan laik devlet ilkesine aykırıdır. İnancınızı kuşkusuz özel hayatınızda istediğiniz şekilde yaşayabilirsiniz ama siyaset kürsüsünden ya da kamu görevinizle halka hitap ederken “Müslüman Türk milletiyiz” derseniz, farklı inancı olanları ve inançsızları millet tanımının dışında tutmuş olursunuz.

Bu ülkede yaşayan yurttaşlarımız arasında Müslüman olanlar gibi olmayanlar da var. Çoğunluğun kendisini belli bir dine ait olarak görmesi, herkesin inancının aynı olduğu anlamına gelmez. Tek bir yurttaş bile farklı inanca sahipse ya da inançsızsa, o da diğer yurttaşlarla aynı haklara sahiptir ve Türk milleti içindedir.

TÜRKİYE’DE YURTTAŞLAR EŞİTTİR; HAK DİN TEMELLİ DEĞİLDİR

Türkiye Cumhuriyeti anayasasında tanımlanan yurttaşlık, din, mezhep ya da ırk temelli değildir.

Anayasanın 10. maddesi aynen şöyle der: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” Bu zaten yurttaşlığın eşit olduğu gösteren bir ifadedir ve uygulamada da gereği yapılmalıdır.

Çoğunluk Müslüman olduğu için değil, 10. maddenin gereği olarak Alevilere de hakları verilmelidir. Bu söyleneceği yerde, hukuken aynı haklara sahip olmayı “Müslüman olmakla” açıklamak, laikliği hiç anlamamış olmak demektir.

Bahçeli’nin hukuk kurallarını, anayasal düzeni iyi bilen danışmanları mı yok, yoksa onlar da mı onun gibi mi düşünüyor bilmem ama yaptığının laik devlet ilkesini çiğnemekten başka açıklaması yoktur!

Yazarın Son Yazıları

İlkesiz siyaset 7 - AKP’ye jet hızında geçiş!

Sabah CHP’den istifa etti, yalnızca birkaç saat sonra AKP’ye katıldı.

Devamını Oku
24.06.2026
Kılıçdaroğlu yayını ve hatalar

Kurultayda kaybettiği CHP genel başkanlığı koltuğuna mahkemenin mutlak butlan kararından sonra tekrar oturan Kemal Kılıçdaroğlu, cuma akşamı Sözcü TV’ye çıktı ve partisinin seçmen kitlesinin en çok izlediği kanallardan birinde yaklaşık iki saat boyunca iddialarını yayma fırsatı buldu.

Devamını Oku
21.06.2026
Medrese, molla, Hizbullah!

Geçen hafta Batman’da Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.

Devamını Oku
19.06.2026
Kimin kürsüsü?

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür.

Devamını Oku
17.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 4: Köyleri kalkındırma hamlesi

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Devamını Oku
14.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri - 3: Çin devrimi ve Mao’nun Uzun Yürüyüşü

20. yüzyılın ilk yarısında Çin yabancılar tarafından sömürülerek her yerine girilirken iktidarda olan Çing (Qing) Hanedanlığı, Çin’in demokratik hareketinin öncüsü tıp doktoru Sun Yatsen tarafından devrildi.

Devamını Oku
13.06.2026