Tahmin ederim; başlığı görünce çoğu kişinin aklına insanların tutsak edilmesi gelmiştir.
Nedir tutsak? Sözlüklere göre iki anlamı var. 1- Savaşta ele geçirilen düşman. 2- Gitmesine ya da özgürce hareketine engel olunan (kimse).
Sözlüklerde insanmerkezci bir tanımlama yapılmış ama ben tüm tutsaklıklara karşıyım; buna hiçbir ayrım gözetmeden bütün hayvanların tutsaklığı da dahil.
Yıllardır hayvanat bahçelerindeki hayvanların tutsak olduğunu yazıp anlatıyorum. Bu konuda birçok eylem yapıp topluma bunun yanlışlığını göstermeye çalıştık. Fakat Hayvanları Koruma Yasası’nı kabul eden milletvekilleri uyarılarımıza kulak vermedi.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne ait hayvanat bahçesi ile ilgili olarak son aylarda tekrar gündeme gelen korkunç görüntüler de iktidarın gündemine girmedi.
Hayvan davranışları araştırmacısı Deniz Tapkan’ın orada kaydettiği görüntülerle ilgili haber, kasım ayında gazetemizde de yayımlandı. Tapkan, izolasyon nedeniyle ayılarda ve fillerde depresyon belirtileri gözlediğini belirterek savcılığa başvurdu.
Bu olay, aklıma beş yıl önce aynı hayvanat bahçesi ile ilgili olarak Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne avukat aracılığıyla gönderdiğimiz kınama ve uyarı ihbarını hatırlattı.
O dönemde bana ulaşan görüntülerde bir şempanzenin tecrit edilmiş halde boş bir odada fayans üzerinde yattığı görünüyordu. Fotoğraflar büyük tepki yaratınca farklı zamanlarda farklı kişilerin kaydettiği görüntüler de gelmişti. Belediyeden bana şempanzenin dişine dolgu yapıldığı, o nedenle anestezi altında bulunduğu, odaların alttan ısıtmalı olduğu bildirilmişti. Sanki ormanda yaşaması gereken hayvanların teller arasında veya alttan ısıtmalı taş döşemeli odalarda tutulması normalmiş gibi!
TUTSAK ETMEK KORUMAK DEĞİLDİR
Deniz Tapkan’ın yayımladığı kötü koşullardaki hayvan görüntülerine ek olarak, bir süre önce Gaziantep’teki hayvanat bahçesinde Şakir adlı zürafanın öldüğü duyuldu. Yetkililer Şakir’in yaşlı olduğunu söylese de aslında esir olduğu için zürafaların doğal yaşamdaki ömrünün ancak yarısını yaşayabilmişti.
Okurlarım hatırlar; Nijerya’dan Tayland’a kaçak olarak götürülmek istenirken İstanbul Havalimanı’nda bulunan bir gorilin başına gelenleri geçen ay yazmıştım.
Goril Zeytin, 22 Aralık 2024’ten beri uluslararası sözleşmelere aykırı olarak Türkiye’de esir! DNA testi sonucuna göre “menşe ülkesinin Nijerya olmaması” bahanesiyle Polonezköy’de bir hayvanat bahçesinde tutuluyor. Zeytin’in de Gaziantep’teki hayvanat bahçesine götürüleceğine ilişkin kuşkular sürüyor.
Bu arada Tarım ve Orman Bakanlığı, bir makak maymununun ihbar üzerine Elazığ’da bulunduğunu ve koruma altına alındığını açıkladı. O da büyük olasılıkla bir hayvanat bahçesinde esir edilecek! Aynı Gaziantep Hayvanat Bahçesi’ndeki fil Gabi ve 2021’de kafesi parçalayarak kaçan, sonrasında köşeye sıkıştırılarak öldürülen aslan gibi...
‘MUTLU SÖMÜRÜ’YE HAYIR!
Gaziantep Belediyesi’nden bir yetkili, hayvanat bahçesi ile ilgili son iddiaları sosyal medyada paylaşan http://muzir. org/muzir.org ile temas edip “eksikleri tartışmak için” davette bulunmuş.
Hayvanat bahçesi, doğal ortamından koparılarak alıkonan hayvanların insanlar görsün ve birileri para kazansın diye sergilendiği bir hapishanedir. Hiçbir suçu olmayan, yalnızca hayvan olarak doğduğu için esir edilen canların tutsaklık koşullarının iyileştirilebileceğini düşünmek, bu adaletsizliğin bazılarınca “normalleştirilmesi” tehlikesini yaratabilir. Bu bir “mutlu sömürü” örneği olur.
Hayvanat bahçelerinde tutsak edilen hayvanların kendi türdeşlerinden ve doğal ortamlarından ayrılarak köleleştirilmesi, yaşam hakkının ve özgürlüğün ihlalidir. Yapılması gereken, hayvan hapishanelerinin kapatılması ve hayvanların uluslararası sözleşmelerce uygun bulunan rehabilitasyon merkezlerine iadesidir.
21. yüzyılda yerel yönetimlerin ya da özel kişilerin hayvan hapishanesi işletmesinin normal bulunması, insanlık adına büyük utançtır. Ben verdiğim oyla, ödediğim vergiyle bu sömürünün sürdürülmesine hiçbir şekilde katkıda bulunmak istemiyorum!
ÇÜNKÜ HAYVANLAR KAFESLERDE SERGİLENECEK EŞYA DEĞİLDİR!