Ayna ayna, bu ne mana?

20 Ekim 2015 Salı

Almanların da A’nın noktaları ile iş tutan işadamları ve onlardan havuz medyaları var mı?
 Varsa da bizimki gibi kokusu burun direği kıracak türden olmadığı muhakkak.
Der Spiegel adlı dergi, Merkel ziyareti vesilesiyle altı sayfalık bir yayın yaptı:
“Türkiye Dağılma Vakti” diye bir başlık attı.
(“Eine Zeit Des Zerfalls” “Dağılma Zamanı” deyimi Yugoslavya örneğindeki gibi ufalanan ülkeler için kullanılıyor.)
Bu dergi, geçen yılki “Cehenneme Git Erdoğan!” başlığı ile hatırlanıyor.
Elbette bu başlık ile bir kısım ahalinin kalbini, bir kısmının da nefretini kazandı.
Bu seferki “Dağılma Vakti” başlığı da dileyelim ve dua edelim iki tarafı birleştirmiş olsun.

*** 

Bu “Dağılma Vakti” neyin nesidir?
Bundan neyi anlamalıyız?
Bir dilek, tahmin, tasavvur, objektif analiz, şeytani bir plan, dostça bir uyarı?
Galiba hepsinden biraz!
Çağların süzgecinden geçmiş evrensel gerçektir:
Büyük güçlerin ebedi dostlukları yoktur. Sonsuz ve mutlak çıkarları vardır!
Almanya’nın ulusal çıkarı, Erdoğan’ın cehenneme gitmesinde midir, yoksa Türkiye’nin sürekli bir dağılma tehlikesi içinde yaşaması mıdır?
Takdir elbette yüce yaratıcınındır.
Birinci olasılığı geçelim. Çünkü muhterem nasıl olsa cennete gitmemek için her türlü çabayı harcıyor.
İkincisi en baskın olasılıktır.
Türkiye’nin sürekli bir dağılma tehdidi, tehlikesi ve korkusu içinde bulunmasına gelince; ne yazık ki bu durum sadece Almanya’nın değil, birçok ülkenin çıkarınadır. “Ayna” anlamına gelen Der Spiegel de bir anlamda bu gerçeği yansıtıyor.
Benzer bir “analizi” veya “tahmini” de eski bir CIA’cı olan ABD’nin ünlü Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz yapmış ve hazırladığı rapor ünlü Foreign Policy dergisinde yayımlanmıştı:
Türkiye Parçalanabilir!” (Temmuz 1993.)
CIA’cı sefirin ne kadar usta bir falcı olduğuna da perşembe günü bakacağız.

Kuzu kuzu kabul!
Kaçak Saray kadar başınıza taş düşsün!” dedi.
Böylece, Saray’ı neden bu kadar büyük yaptırdığı da anlaşıldı.
Gülen gibi “Allah, evlerine ateş salsın, yuvalarını başlarına yıksın!” da diyebilirdi.
Belli ki “paralelci” diye nitelenmekten çekindi.
Ama fedakârlıktan da geri durmadı.
Biricik sarayının muhalefetin başına yıkılmasını istemek gerçekten büyük bir özveri.
Ancak, öfkesi yüzünden çelişkiye düşmüş oldu.
Duası tutarsa, muhalefetin “kuzu kuzu” gideceği bir yer kalmayacak ki!
Bu arada, koalisyona hazır olduğunun da işaretini verdi! Muhalefet, Saray’a kuzu kuzu, kuzu tandır yemeye gidecek değil ya!

Osmanlı’da oyun bitmez!
Bizim gazeteden de yazarların yer aldığı 100 akademisyen, Angela Merkel’i “Gelme AKP’nin seçim propagandasına alet olma!” diye uyardı.
Almanya’daki bazı sivil kuruluşlar da Merkel’in zinhar Saray’a gitmesine karşı çıktılar.
Merkel Hanım, tavsiyeye kısmen uydu.
Geldi, Kaçak Saray’a gitmedi.
Ama Tayyip Bey, şeytani bir oyun ile intikamını aldı. Kendisi ne kadar Türk ne kadar Osmanlı bilinmez. Ama “Osmanlı’da oyun bitmez!
Merkel’i, Saray’a gelmişten beter etti.
Saray demek taht demek.
Onu tahta oturttu.
Hem de Suudi krallarını kıskandıracak görkem ve rüküşlükteki altın suyuna batırılmış bir tahta!..
Yanındaki tahta da kendisi kuruldu.
Verdiği mesaj çok açıktı:
“Bir, itibardan tasarruf etmem.
İki, vereceksen bu tahtların şanına uygun bir miktar ver!” Fotoğraflar, sadece Alman değil, dünya basınında da yankılandı.
Ama çok şükür “Saba Melikesi Belkıs ve Sultan Süleyman” diye dalga geçen olmadı.
 


Yazarın Son Yazıları

Şeytan-ı racim 27 Aralık 2020
Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020
Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020