Devlet projesi için fetva...

22 Kasım 2020 Pazar

“Benim valim”, “Benim bakanım”dan...

“Devlet benim!”e geçişi kolay oldu.

Oradan da bir vücut çalımı. Hoop “Benim Devletim”!

Avrupa ve ABD yani “Dış düşmanlar” aldırmadılar . 

“Kral 14. Louis’cilik oynuyor!” diye inceden dalga geçtiler.

Halkımızın yarısı da pek aldırmadı.

“Yetmez ama evetçi” arkadaşlardan esinlenip bendeniz bile arada övgüler düzdüm:

“Hiç değilse padişahlarımız gibi halka ‘kullarım’ diye hitap etmiyor!”

*

Devlet gibi, her “üstün insan”ın da bir projesi olmalı.

Zaten vardı da. Taa 9.5 yıl önce 27 Nisan 2011 günü “İşte çılgın projem” diye TV’lerden ilan etmişti.

Çılgın olan, kendisi mi yoksa proje miydi? 

Ya da hayat ve siyaset felsefesi mi? 

Anlayan anlasın, anlamayan cahil kalsın diye de tekne kaptanı babasından miras “psiko genetik kodlarını” o gün canlı yayınlarda “pervasızca” mısralara döküverdi:

“Çıktığın yolda bugün yelken açık yapayalnız./ 

Gözlerin arkaya çevrilmeyerek pervasız. /

Yürü, hür maviliğin bittiği son hadde kadar./ 

İnsan âlemde hayal ettiği kadar yaşar.”

*

Projesiz ne çılgınlık olur ne de devlet.

Hele devlet proje ile kaimdir. 

Çılgın projesini aniden “Devlet Projesi” yapıvermesi bundan.

Her türlü varlığını borçlu olduğu İstanbul’u kaybetmişti.

Yeni bir oyun kurmak gerekiyordu.

*

18 yıl çok uzun zaman. 

3 Kasım’dan beri de milletin ve devletin 19. yılından yemeye başladı.

Benzetmek gibi olmasın, Atatürk’ü solladı.

En uzunu 46 yıl (Kanuni); en kısası 93 gün (V. Murat) saltanat süren 36 padişahın 24’ünden bile daha uzun süredir başımızda. 

12 padişah kaldı rekorunu kıracak. 

Şu anda ise iktidarının sadece 19. yılında ve henüz 65 yaşında.

14 yıl daha ayakta kalırsa 80. yaşını “İkinci Ulu Hakan” olarak kutlayacak ve 11. Abdülhamit’in 33 yıllık rekorunu kıracak.

Sayılı zaman çabuk geçer.

Bu arada Almanya’ya ve Amerika’ya göçmüş bir bilim insanımız “anti-aging” aşısı maşısı da icat ederse Kanuni’yi bile sollaması mümkün. Hem ondan fazla KHK’si var.

Kimseye vade biçilmez, bilimden umut kesilmez.

*

Anayasayı, hukuku geçtik, dillerden düşmeyen Kuran hükümlerine bile aldıran yok.

Ama iktidarın işine dişine göre fetva üreten Diyanet Başkanımız var. İşsize, yoksula, çaresize “sabır” tavsiye ediyor.

“Faiz haram. TOKİ’den faizle ev alısanız caiz” bile dedi.

Meclis’te birbirine ana avratlı laflar ediliyor, siyaset bel altından ayaklar altına iniyordu. 

Bu noktada iktidarın imdadına bir suç örgütü lideri yetişti. 

Kendi adına asaleten, iktidar ittifakına vekâleten el yükseltti. Ana muhalefet liderine “dürzü” demekle yetinmedi, kazığa geçirmekle tehdit etti.

Her nimet, bir külfet karşılığı. 

Bahçeli’nin şefkati ve Reyiz’in delaletiyle nisan ayında özgürlüğüne kavuşmuştu.

Ama çok geçmeden bir başka davadan “Yeğeni Adem Çakıcı’yı öldürtmeye azmettirmek”ten 17 yıl daha hapis cezası aldı. 

Yani bir “kıyak” daha gerekiyordu.

Bunun en sağlam yolu da Cumhur İttifakı’na dahil olmaktı. 

Başvuruyu dolaylı yoldan ana muhalefet liderine el yazısı ile yaptı. 

Adil sicilinde “suç örgütü lideri” kaydı var. 

Sonuçta yani bir anlamda “mevkidaş”!

Her tür “devlet projesi” için o da gerekli.

*

Covid-19 yangın gibi ortalığı sarıyor.

Vaka, ağır hasta ve vefat sayısı her gün artıyor.

Sağlık Bakanlığı ise her vakayı hasta, her ölümü, vefat saymıyor. 

İktidar için öncelik vatandaşı hayatta tutmaktan çok, ekonomiyi daha doğrusu kendisini ayakta tutmakta.

Bu da devlet projesi. Her vaka hastalık sayılmıyor.

Ama ölüler işi bozuyor. Gömülseler de mezarları ortada. Mezarlıklar da belediyelerin yönetiminde.

Gerçek rakamları açıklayıp e-Devlet projesini sekteye uğratıyorlar.

Bunu önlemenin tek yolu şehir hastanelerindeki morgların bitişiğine “cenaze yakma fırınları” monte etmek. Bu Covid-19’un yayılmasına karşı da en etkili önlem. 

Bu işi yapan yerli firmalarımız var. Dünyaya cenaze yakma fırını (krematoryum) ihraç ediyorlar. (OdaTV-18.11.2019)

İslama uygunluğu için bir fetva yeter. 

“TOKİ faizi caizdir” diyen Diyanet Başkanı, “Dünyada yanan doğrudan cennete gider” diye fetvayı anında çakar. 

Yoksa kendisi de yanar!


Yazarın Son Yazıları

Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020
Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020