Fıstıki yeşil hak...

27 Eylül 2020 Pazar

Deli Dumrul, susuz dere üstüne köprü yaptırdı. Geçenden 5, geçmeyenden 10 kuruş aldı. Dede Korkut’un anlattığı en eski Türk efsanesi böyle doğdu.

Reyiz de geçiş garantili köprülerle yaptırıyor.

Haşa deli meli değil, sadece partili Sayın Cumhurbaşkanımız.

Efsane olacak mı bilemiyoruz.

Ama Washington’dan gelen son haber çok olumlu.

Temsilciler Meclisi Başkanı Bayan Pelosi, demokrasiye meydan okuyan “dünyanın 4 liderinden ikincisi olarak Mr. Erdoğan”ı sayıyor.

Şimdi sabırla 2023’ü beklememiz gerekiyor ki..

Seçimi kaybetsin.

Bir numara icat etsin. Koltuğu teslim etmesin. Bir dünya efsanesi olsun.

Cami ve ilim müjdesi 

Diyanet Başkanı, son cuma hutbesinde müjdeyi verdi:

1 Ekim’den itibaren ‘Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı kutlayacağız!.

Bu yılın anafikri de “cami ve ilim” imiş.

Lütfen, “O nemene ilim?” demeyelim ve müjdenin devamına kulak verelim:

Ömrünü din hizmetine adayan fedakâr hocalarımız ile camileri inşa ve ihya eden aziz milletimizi rahmet

ve minnetle yâdedeceğiz.

Müjde değil, deve anatomisi. “İlme” neresini nasıl uyduracağız?

Rahmetli” ilan edilen milletimize mi yanalım, milletin eşdeğer tutulduğu “fedakâr hocalarımızı” hangi vasıflarıyla nasıl analım?

Diyanet’in 150 bin kişilik kadrosu varmış. Ama yeterli değilmiş:

Bütçemizin yüzde 96.5’i, personel maaşlarına gidiyor. 88 bin cami, 30 bin Kuran kursu var. Her yıl 600 adet yeni cami yapılıyor. (Ülkemizde iki günde 3 cami yeni açılıyor demektir bu). Yurtdışında da 2 bin din görevlisi çalışıyor.

Kendisine “Kadın imam var mı” diye de soruldu.

Yanıt net ve kesindi:

Kadından imam olmaz!

*

Olmaz ise imam hatip okulları neden kız öğrenci ile dolduruluyor?

İdeal birer eş olsunlar diye mi?

Öyleyse boşa gayret.

İmam hatipliden ideal bakan, ideal Danıştay başkanı, ideal vali hatta tövbe tövbe ideal cumhurbaşkanı olmadı ki ideal eşe de layık olsunlar!

Olanlar da Allah saadetlerini daim etsin, zaten müktesep hak sahibi.

Diyanet Başkanı, “ömrünü din hizmetine adayan fedakâr hocalar”dan da söz ediyor.

Ömrünü din hizmetine adamak çok mu ağır fedakârlık ki kadınlara kıyılamıyor da sadece erkek milletinin sırtına yükleniyor?

Dinden çıkaran sorular

Kimi sorular Diyanet fetvalarında “dinden çıkaran sorulardan” sayılıyor. Kişiyi Tanrı’ya eş koşmaya, şirke kadar götürüyormuş.

Kendisi de bizzat fedakâr bir imam olduğu için Diyanet İşleri Başkanı’nın laflarını fazla kurcalamayalım.

Amma madem “cami ve ilim haftası” arifesindeyiz. Şu soru ilmen, hem farz hem sünnet sayılmalı:

Köprüler, otoyollar, tüneller için geçiş, havaalanları için yolcu, hastaneler için hasta garantisi veriliyor da neden Allah’ın her günü yenisi açılan camiler için cemaat garantisi verilmiyor?

Üstelik halkımızın yüzde 99.5’i otomobil sahibi, yolcu veya hasta değil; elhamdülillah Müslüman!

Güvencesi garanti yani.

Amma mesela “Cumhuriyet tarihinin en büyük camisi” diye inşa edilen 63 bin kişilik Çamlıca Camii’ne neden cemaat garantisi verilmiyor da sabah namazına 63 kişi bile gelmediği için müftülük bu caminin kendi personelini takibe alıyor? (Milli Gazete)

Cemaat garantisi verilirse cehennemlik olacağından mı korkuluyor?

Bu ihtimal asıl milyarlarca dolar garantili köprüler için söz konusu değil mi?

Bu sorular kimilerini çileden çıkarabilir ama kimseyi dinden çıkarmaz!

İlla unutma hakkı

Yandaşlar arada bir köpürüyor:

Sayın Erdoğan’ı takıntı yapmışsınız... Unutun kardeşim... İki dakika unutun!

Keşke mümkün olsa! Onlar da biliyor ki ülkenin yarıdan fazlası sesine bile tahammül edemiyor..

Bahçeli’yi öne çıkararak millete sunduğu “ihtiyaç molası” bu yüzden.

Amaç, hiç değilse beş on saatliğine kendisini unutturma.

Geçenlerde “unutulma hakkı yasası” çıkarıldı.

Bu hak, hakların en postmoderni.

İnsan hakkı, çalışma hakkı, eğitim hakkı, sağlıklı yaşam hakkı. Hepsine doyduk. (Kul hakkı, iktidar için Kuranıkerim’de sadece kenar süsü.)

Şahsa özel anayasa ve yasalarla hakkın her türü her boyayla boyandı.

Fıstıki yeşili de “unutulma yasası” ile tamamlandı.

Bu yasa, dijital ortamdan kişiye ait rahatsız edici içeriklerin silinmesini isteme hakkı olarak tanımlanıyor.

Zira dijital âlemin hafızası “sıfırlama kasetleri”, “valilere verilen PKK’ye dokunmayın haberleri” ile dolu.

Unutulma Yasası”nın ne için çıkarıldığı belli.

Ama “hatırlatma”nın güvencesi yok!


Yazarın Son Yazıları

Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020
Hutbe... Ama kimin için? 26 Temmuz 2020
Artık Fatih’in halefi! 12 Temmuz 2020
Şeytanıracim* 5 Temmuz 2020