Huzur mu, mutluluk mu?

16 Ağustos 2020 Pazar

Elbette huzur!

Niyesi açık.

Huzurlu iseniz, mutsuzlukla daha kolay başa çıkabilirsiniz!

Siz de Reyiz gibi yapın.

Ve mutluluğu değil, huzuru yakalamaya bakın.

Ne pahasına olursa olsun!

Sırf bu yüzden, belki de ülkeyi çok sevdiğinden şeytanla bile uzlaştı.

***

Gülen’den büyük şeytan olabilir mi?

Erbakan’ın 1980 sonrası dönemde kapısından içeri bırakmadığı Gülen’le neden uzlaştı ki?

Sözde “laikçi” yargı ile “darbeci” TSK’yi hizaya getirmek ve huzur bulup ülkeyi rahatça yönetmek için.

Bedeli ise kendisi için değil ama ülke için çok ağır oldu.

***

Reyiz, “şahsı” demek olan partisi ile birlikte 19. yılını kutladı.

Huzurlu görünmüyordu.

Çünkü halk kendisinden de huzursuzdu.

Halkın nabzını da ciğerini de iyi bildiği dünyanın malumuydu.

Yolun sonu görünmeye başlamıştı.

Bahçeli ile bugüne dek adını hiç ağzına almadığı Meral Akşener’e “Evine dön” davetiyesi göndermesi bundandı.

Çevresi dahil herkese “üstüme iyilik sağlık” dedirten “İYİ Parti, yerli ve millidir!” diye buyurması da.

Hele CHP’li Muharrem İnce’yi “demokrasinin vazgeçilmez unsuru” ilan edip “Parti kurması en doğal hakkıdır!” diye siyasi fetva vermesi!!

Huzur için yeni Bahçeliler lazım kendisine.

***

Reyiz’in halifelik hayali reyizgillerden menkul.

Ama padişahlara özendiği sır değil.

Sansür ve astığı astık konusunda şimdilik 2. Abdülhamit’e rahmet okutmuyor.

Ama “Ulu Hakan”ın 33 yıllık saltanat süresi onu kesmiyor.

Gözü 46 senelik rekoru ile Kanuni’de!

İsteyenin bir yüzü demişler, hem mucizelerden umut kesilmez: “Hedef 1071” demesi bundan.

Süreyi tutturmasa bile Kanuniliği tutturabilir.

Meclis’i “kanun fabrikası” gibi çalıştırması, dur duraksız KHK yayımlaması bir tür Kanunilik.

Kendi çıkarttığı yasaları KHK’leri de değiştirip duruyor.

İhale Yasası’nı 50 kez mi yoksa 60 kez mi değiştirdiğini kendisi bile bilmiyor.

***

İktidarın ilk yıllarında “Bu medya attığı manşetlerde boğulacak!” demişti.

Manşetlerde değil ama müteahhitlerin devlet bankalarından aldığı kredilerle boğuldu.

Reyiz de huzura kavuştu.

***

İstanbul’u İstanbul yapan tarihsel yapılar betonlara boğuluyor.

Bahçeli’nin Diyanet’teki eşdeğeri Erbaş Hocaefendi Ayasofya’daki ilk hutbesinde, “Vakfa ihanet edene lanet” yağdırmıştı..

Tophane kıyısındaki tarihi Nusretiye Camii’nin önüne otel dikiliyor.

Bu cami de Sultan 2. Mahmut’un vakfiyesi. 200 yıldır boğazı süsleyen en değerli mabetlerimizden birisi.

Eğer bu vakfiyeye ihanet eden her kim ise ona da ilk hutbesinde lanet okumazsa, Allah da onun belasını verecektir.

(Sakın ola ki adliyeyi meşgul etmeye falan da kalkmasın. Yargıtay, beddua niteliğindeki cümleleri hakaret suçu saymıyor. Bir kişiye “Allah belanı versin, evin yıkılsın” gibi ifadeleri daha çok Allah’tan temenni niteliğinde kabul ediliyor.

Kaynak: https://mihci.av.tr/hakaret-sucu-cezasi)

***

Birlikte paralel paralel yola koyulmuşlardı.

Ne istediler de vermedik?!” demeleri ortaklığın boyutunu gösteriyordu.

Merdi kıpti, şecaat arz ederken sirkatin söyler” demekle yetinelim ve ekleyelim: “O kadar çok verilmiş ki şimdi ala ala ve hapse ata ata bitirilemiyor.

İngiliz Ekonomist dergisi önceki gün yazdı. Bu misli görülmemiş “paralel devlet macerasını” ayrıntısıyla işledi.

Ama bundan 11 yıl önce yazarlarını geçtik Cumhuriyet okurları bile feryat ediyordu, devlet elden gidiyor diye.

İşte o yazılardan birisi:

“Nerede kimin hazırladığı belirsiz düşünceler yasalaşıyor...

- Mevcut idari yapı değiştiriliyor...

- Yeni kurumlar oluşturuluyor...

- Devlet memurlarının yerleri, kurumun ihtiyaçları, gelenekleri gözetilmeden değiştiriliyor...

- Diyanet kadroları atlama tahtası olarak kullanılıyor...

- Adalet Bakanlığı yargının bağımsızlığına inanmayan kadroların elindedir...

- Temel düşünce yapısı, kurumları ve işleyişi anayasada düzenlenmiş olan devletin yanı başında (arkada ve perde arkasında) ‘Paralel bir devlet yapısı’ kurulmuştur.” ( 23 Kasım 2009) GÜVEN DİNÇER - Emekli Anayasa Mahkemesi Başkanvekili

- Emekli bir yüksek yargıcın köşesinden gördüğünü devletin başındakiler nasıl ve neden görmez?

Yasalarımızda “görevi kötüye kullanma” , “görevi savsaklama” gibi suçlar var.

Bu suçlardan yargılanan ve hüküm giymiş bir tek iktidar yetkilisi ilgilisi duyup işittiniz mi?

***

COVID NOTU: Ankara’da Sağlık Bakanlığı’nın virüs haritası kırmızının her tonuyla boyalı.

Niyesini bir okur SMS ile açıklıyor: “Ayasofya’ya, bizim Mamak dahil birçok ilçeden 1453’er kişi belirlendi. Kumanyalı ve ikramlı otobüslerle o cumaya götürüldüler - getirildiler. Başkentin Covid-19 birinciliği rastlantı değil.”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Az kuru az pilav rejimi 5 Aralık 2021
Öneri vakti.. 21 Kasım 2021
Ruhun sunumu 7 Kasım 2021