İtibarın yarısı ile darısı

10 Ocak 2021 Pazar

Aşağılık, rezil, pespaye de olsalar teröristler, yine de makul yaratıklar.

Açııız!”, “İşsiziz!” diye yürüyene, “Kayyımsız Üniversite!” diye bağırana “Terörist!” diyerek terörizmi sıradanlaştırdığı için Reyiz hakkında suç duyurusunda bulunan hiç terörist çıkmıyor. 

Buna sevinmek gerekir. Demek görev bilincine sahip değil bu alçaklar. 

*

Bu aralar Reyiz zaten tam gaz:

Boğaziçi’ne “teröristlerin” karıştığını (CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu gibi) “DHKP-C’li”lerin olduğunu söylediğine göre demek bu örgütlere ait resimli bir katalog var elinde.

Neden bu kataloğu polis ve savcılara verip gereğini yapmıyor ki?

Kaftancıoğlu’nu kahraman yapıp kendi il başkanlarını kıskandırmak istemiyor belki de. 

Siyaset bu. 

Liderlerin kafasındaki tilki balesi koregrafisine akıl erdirmek kolay değil.

*

Yargı, medya, üniversite, resmi istatistikler, Covid-19 aşısı tevziatı vesaire ile göçmen kuşların güzergâhı dahil her aktivite Reyiz denetiminde. 

Bu, devletin ve milletin bekası için kaçınılmaz.

Yoksa atalarımızın korkusu gerçekleşir, “Sahipsiz eve, itler buyruk olur.” (Bu it-köpek konusu derin. Az sabır lütfen.)

*

Bağımsız yargı” güzel elbet. Arada sırada Saray’ın etkisinde kalması da hayırlara vesile oluyor. En azından köpekler için.

Reyiz ve hanımefendisi, İslam Ansiklopedisi’nde belirtilen köpek hakkındaki karışık fıkıh hükümlerini “lehte ve pozitif” yorumladılar. 

Saray’da Leblebi adlı bir köpeği beslemeye başladılar. 

On gün geçmeden, hem köpeklerin kaderi değişti hem de “köpek” sözünün makûs talihi..

Birine “köpek” demek artık, mahkeme kararı ile serbest. (Ama kafaya odun veya karnına bıçak darbesine karşı bir güvence yok.)

Gerekçenin son cümlesi ise hayvanseverlere bayram yaptıracak güzellikte.

AKP milletvekili Sn. Ravza Kavakçı Kan’a sosyal medyada köpek dediği iddiasıyla 2 yıl 4 ay hapisle yargılanan S.D. hakkında beraat kararı veren İstanbul (Anadolu) 58. Asliye Ceza Mahkemesi, “köpeğin” ve “köpekliğin” tarifini de yaptı:

İnsana aslan dendiğinde hakaret iddiasının mevcut olmadığı, köpek dendiğinde ise hakaret iddiası mevcut olsa da köpeklerin de diğer hayvanlardan farkının bulunmadığı köpekler, (..) bizimle yaşayan, (..) doğal afetlerde hayat kurtaran, (..) suç ve suçluyla mücadelede yardımcı olan sevimli dostlarımızdır. Köpek demenin hakaret kabul edilmesi halinde köpeklere de hakaret edilmiş olabilecektir. Bu nedenle davalı S.D’nin beraatına...

Meclis’e türbanla girip “demokratik bir çığır açan” milletvekili Merve Kavakçı’nın kardeşi Ravza Hanım da ablası gibi böylece tarih yazmış oldu.

Kararda Leblebi etkisinin varlığı inkâr edilemez. Artık hiçbir mahkeme veya yargıç köpekli davalarda Leblebi’nin hemcinslerinin, onur ve itibarını göz ardı edemeyecektir. 

Dileriz, sıra vatandaşın insanlık onur ve itibarına da gelir.

Ama önce Saray, bir iki tane de kedi sahiplensin. 

*

Şimdilik, sıra amatör siyasetçi - kifayetsiz akademisyenlerin rektör olarak sahiplenilmesinde. 

Nüfus memuru mağduru Melih Bulu adlı profesörü, Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör yapmasındaki esrarı çözmek için müneccim olmaya gerek yok.

Google’da kısa bir gezinti yetiyor.

Yazdığı tezler gibi, CV’si de flu ve dolu olan Bulu’nun bir sürü kimliğinden biri de endüstri mühendisliği. 

Robotlar, zırhlı araçlar ve nükleer silahlara aşk derecesinde ilgisi olduğu açık.

Bir TV kanalında “6 ayda nükleer silah üretebiliriz!” demesi ise belli ki Reyiz’in aklını ve gönlünü çelmiş.

Zira asrın liderliği için de evrensel bir otokrat için de “nükleer silah şart”!

*

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki ısrarı ise bu üniversitenin bilgisayar mühendisliği yapay zekâ laboratuvarlarında üretilen robot köpeklerin Japonya’da dünya birinciliği ödülü alması. 

Dünya robo-köpekler arasındaki maçı kazanması. (18 Ağustos 2005 Hürriyet)

Bulu’nun köpek sevgisi, futbol sevdası, yapay zekâ merakı ve robot teknolojisine olan aşkı üst üste gelmiş. 

(Kimsenin günahını almayalım ama Boğaziçi Üniversitesi’nin fazlasıyla geniş ve butik bir arazi üzerinde bulunması da Bulu’yu oraya getiren kuvvetin ilgisini çekiyor olabilir.)

Bulu’nun nükleer silah üretiminden önceki bir hedefi de “Robot Mehmetçik” üretmek ve “İnsansız Hava Araçları” ile entegre etmek.

Ama bunun için savaş sırasında aküsü biten veya bozulan kahraman robotlarımızın gazi veya şehit sayılmaları konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan fetva alması gerekiyor. 


Yazarın Son Yazıları

Öl de ölelim dengesi 21 Şubat 2021
Takıntının ilacı.. 14 Şubat 2021
Her taşın altı Katar 7 Şubat 2021
Dilim dilim dilimiz.. 31 Ocak 2021
Şeytan-ı racim 27 Aralık 2020
Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020