Madem devlet, ebet müddet...

24 Ocak 2021 Pazar

Uğur Mumcuyu devlet niye öldürsün ki? Mumcu benim şahsi dostumdu. Hem devletin şikâyetçi olduğu bir adam değildi ki! Devlet, Mumcu’yu niye öldürsün?

Cumhurbaşkanı Demirel’e her şeyi sorabilirdiniz.

Verdiği yanıtı didikleyebilirdiniz bile:

Nasıl yani, devletin şikâyetçi olduğu adamlar ayağını denk mi almalı diyorsunuz?

*

Cumhurbaşkanları değişti. Devir değişti.

Çarpılmayı göze alsanız bile, soru moru yok artık.

Çok şükür Hrant Dink’ten bu yana 13 yıldır gazeteci öldürmek de yok. 

Sadece pusu, dayak ve taşlı sopalı saldırı. 

Bir de düzmece iddialarla yıllarca hapis var.

*

Demirel’e giderayak Cumhuriyet yine sormuştu:

Mumcu cinayeti çözülür mü?

Yanıt mı?

Bu tür hadiseler 50 yıl sonra bile ortaya çıkarılabiliyor. Kim yapacak derseniz..Türkiye bir hukuk devleti.. Devletin kurumları, polis, adliye yapacak. Dosya orada duruyor.” 

*

Madem devlette devamlılık esas.

Madem “ebet müddet devlet” diyen Devlet Bey devlete ortak.

Madem dosyalar da orada...

Madem, Reyiz de ebet müddet iktidar sevdalısı.. 

Sevdasına keşke tüm faili meçhulleri dahil etse de hepimiz “Reyizçi” olsak.

*

Uğur Mumcu, hayattan erken koparılacağını sezmiş gibi, bıkıp usanmadan tartıştı, araştırdı, yazdı durdu.

Gücünü, geleceği de iyi okuyabilmekten alıyordu.

Kitaplarının isimleri bile günümüz siyasetinin özeti:

Tarikat-Siyaset-Ticaret”, 

Suçlular Güçlüler”, 

12 Eylül Adaleti”.

Mumcu’nun unutulmaması için de iktidar elinden geleni yapıyor.

Adaletsizlik 12 Mart ve 12 Eylül’de şaha kalkmıştı. 

Reyiz de bilinçaltı dürtmesiyle mi nedir, kendine özel anayasayı 12 Eylül’de çıkardı. (2010)

*

Mumcu ise 1987 yılında yazdığı “12 Eylül Adaleti” kitabıyla sanki bugünleri anlatıyor:

12 Eylül, bir metamorfozun adıdır. Eğitimden hukuka, her şey tümüyle değişti. Hangi taşı kaldırsanız altında 12 Eylül var. (..) 12 Eylül ile birlikte topluma zorla giydirilen bir deli gömleği.. Hukuk amansızca kullanıldı. Adalet, bir ideal durumun, özlemin adı. Hukuk ise adalete ulaşmanın yollarından sadece biri. Hukuku kullanarak, adaletsizlik de yaratabilirsiniz. Parlamentodan çıkan metin, hukuktur ama mutlaka adalet değildir..

**

On yıllar öncesi. 

Hapiste yine gazeteciler, siyasetçiler, parti liderleri.

Arka kapağında da bugünlerin özeti var:

Yargıcıyla, avukatıyla tüm hukukçular esir alınmıştı. Hukuk profesörleri birer papağan, yargıçlar ise oyuncaktı. Bugün ona uşaklık etmiş yargıçlara hukukçu demek mümkün müdür? Bunlar, siyasal cinayetlerin kiralık katilleridir. Bir yüksek kürsüye cüppeyle çıkmak, cellatlığa meşruiyet kazandıramaz hiçbir zaman.” (Suçlular Güçlüler)

**

Şu satırlara, kararlılığa ve inanca bakar mısınız?

Bir kalem susar, yerini bir başkası alır. Bu kalemler tükenmez. Ne kelepçeler ne demir kapılar, ne iddianameler ve hapis cezaları, bu kalemleri korkutamadı, bundan sonra da korkutamaz. Kalemler vardır, sömürünün, vurgunun zırhıdır. Kalemler vardır, özgürlüğün ve barışın silahıdır. Kalemler vardır, gençlerin idam kementlerinden kırılır atılırlar... Kalemler vardır, yılmadan, usanmadan, eğilmeden, bükülmeden yazar...” (Eğilmeden Bükülmeden)

**

Mumcu’nun kudreti, olanları değil, olacakları da yazmasında.

Tek adam anayasasını da bugün yaşananları da o günlerde yazıp bırakmasında binlerce yazıyı, onlarca kitabı hayattan erken koparılıp alınacağını biliyormuş gibi su içercesine, su gibi yazdı. 

Üstelik erdemin, inancın ve onurun en evrensel, en şiirsel tanımlarını da yaparak:

Sözcükler, gün olur uzanamadığımız yıldızlar kadar uzak, gün olur hoyratça ezip geçtiğimiz kır çiçekleri gibi bizlere yakın olurlar. Ve biz çoğu kez bu uzaklığı da bu yakınlığı da ölçüp biçemeyiz. Ve sözcükler yüreklerimizde, vicdanlarımızda, beyinlerimizde ve de atardamarlarımızda döner dururlar.. Bugün hiç yazı yazmasam diyorum, gitsem bir dağ başına, gitsem, kır çiçekleri toplasam, bunları bir demet yapsam; desem ki bu çiçeğin adı,‘Erdem’, bunun ‘Onur’, bunun ‘İnanç’.” (Kır Çiçekleri-Uğur Mumcu)

*

Onu yaşarken okuyamayanlar için de büyük fırsattır kitapları.

Erdemsizlere, onursuz ve inançsızlara inat ve mumlarını, ışıklarını söndürmek için dileyen bu akşam saat 20.00’de bir mum da yakmalıdır bu yüzden.


Yazarın Son Yazıları

Öl de ölelim dengesi 21 Şubat 2021
Takıntının ilacı.. 14 Şubat 2021
Her taşın altı Katar 7 Şubat 2021
Dilim dilim dilimiz.. 31 Ocak 2021
Şeytan-ı racim 27 Aralık 2020
Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020