Şeytanıracim*

05 Temmuz 2020 Pazar

Suudiler korona korkusuyla, hacı adaylarına kapıları kapattılar.

Yani bu yıl “şeytan taşlanmayacak!

Şeytan taşlama, hac ibadetinin olmazsa olmazı. İnsanları günah işlemeye zorlayan şeytana karşı tepki ve direnmeyi temsil ediyor.

Her yıl on binlerce yurttaşımız Kâbe’ye bir saat yürüme uzaklığında olan Mina Dağı eteğindeki, betondan dev bir huni şeklindeki şeytan simgesine dört gün süresince nohut büyüklüğünde taşlar fırlatıyor.

Bu, çok zorlu ve tehlikeli bir eylem.

Her zaman o büyüklükte taş bulunmuyor.

Mahşeri kalabalık ortasında şeytana iyi nişan almanız gerekiyor.

Iskalarsanız onlarca kez denemek zorundasınız. Ayrıca itiş kakış sırasında kural gereği anadan üryan sarındığınız üzerinizdeki “ihram”ın sıyrılmasıyla, şeytana rezil olmanız da mümkün.

*

Rahmetli Turgut Özal’ı izlerken, meslektaşımız Fehmi Koru sayesinde ezilme tehlikesinden kurtulmuş ve sütununa

haber olmuştum. Çok şükür, farklı dönemlerde üç kez bu zorlu deneyimden alnımın akıyla çıktım.

Reyiz’in Davos ziyareti gibi daha da şeytan taşlamaya son verdim.

*

Hac yasaklandı diye milletin “antrenmansız” kalacak hali yok.

Şeytanlaştırma ve şeytan taşlama konusunda da şanslı ülkeyiz.

Bu konudaki yetki, görev ve sorumluluğu iktidar üstlenmiş durumda.

Diyanet’in İslam Ansiklopedisi, şeytan taşlamak için toplam 49 veya 70 adet küçük taş gerektiğini belirtiyor.

Baş belası” denilen ve taşlanacak olan şeytanın nitelikleri şöyle sıralanıyor:

Riyakârdır.

Hakkı batıl, batılı da hak gösterir.

İnsanın düşmanıdır.

Kötü bir arkadaştır.

İnsanı her yerden görür.

Her yerde aldatmaya çalışır.

*

Bu niteliklerin hepsi muhalifliğin tanımı gibi.

Taşlanmaya müstahak olmaları da bu yüzden.

İşe barolardan başlaması ise çok doğal.

Hapse atılan muhalif siyasetçilerin, gazetecilerin, sanatçıların, karartılan ekranların, ilan kesme cezası ile cezalandırılan gazetelerin hepsinin yani “şeytanın avukatlığı”nı yapanlar hep oranın üyeleri.

Geçen 24 Mayıs’ta parti teşkilatlarına “gönül seferberliği” için düğmeye bastı.

Şeytana karşı mücadele elbette akılla, akıllılarla değil, gönül ve gönüllüler eliyle olacaktı.

Taşı ilk yiyenler her zamanki gibi gazeteciler oldu.

Müyesser Yıldız, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel hapse atıldı.

İçerideki Barış Terkoğlu, Ferhat Çelik ve Aydın Keser çıkarıldı. (Adaletin şeytani halleri böyle tecelli ediyor. Atılan niye içeri atılıyor, çıkarılan niye çıkarılıyor? Atan da bilmiyor, çıkan da. Şeytan da böyle taşlanıyor zaten!

*

Dünya lideri feraseti ve basiretiyle tam 7 yıl önce “Sosyal medya denen şey toplumların baş belasıdır! Yalanın daniskası burada!” buyurmuştu.(02.6.2013 NTV)

Hedefi CHP ve MHP liderleri mi idi?

Zira, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Twitter’da 1 milyon 402 bin 377; Devlet Bahçeli’nin de 645 bin 158 takipçisi vardı.

Ama onları kıskanıyor veya eleştiriyor olamazdı.

Kendisi, 3 milyon 239 bin 322 takipçi ile dizlerine kadar sosyal medyanın içindeydi. (14.8.2013 Türkiye Gazetesi)

*

Satın alınan - aldırılan medya eli ile şeytan taşlamak yeterli olmuyordu..

Bu yüzden “bela ve illet” dediği halde bizzat sosyal medyada “tweet’leyip” durdu.

Ama bir türlü en yakın rakibini geçemiyordu.

Bu yüzden geçen yıl bu sütunda naçizane şöyle yazdık:

En büyük rakibi ne İmamoğlu ne de Kılıçdaroğlu!

Tek hasmı var; Külliye’ye bir türlü getirtip ‘saray artizi’ yapamadığı Cem Yılmaz.

Reyiz, ‘İstesem milyonları istediğim yere yığarım’ falan diyor.

Ama Twitter’daki takipçisi sadece 13 milyon 765 bin kişi.

Bir esprisi ile milyonları kırıp geçiren Cem Yılmaz’ı ise 14 milyon 79 bin kişi izliyor.!

Biri 17 yıldır milletin anasını ağlatırken, ötekinin tek nüktesine milyonlar kahkahalarla gülüyor. (Bu yazı üzerine Aktrollere çifte mesai talimatı verilmezse yetişeceği de yok.” (26 Mayıs 2019)

*

Hay akıllara karpuz kabuğu düşürmeyeydim.

O günden sonra, takipçi sayısı her ay düzenli olarak 110 küsur bin kişi artarak 1 yıl içinde şu günlerde 16.3 milyona ulaştı!

Ve Twitter’da da “tek adam” oldu.

Bunun sevinciyle üniversite sınavına giren gençlerle YouTube’dan canlı yayın sohbeti yaptı. 18 yaşındakilere milletvekili olma hakkı da tanımıştı.

Bol alkış ve “like” bekliyordu. Tam tersi oldu. Binlerce “Oy Moy Yok” nidasına hedef oldu.

Taşlanacak şeytan olarak YouTube’a mim koydu.

*

Bu arada yeni bir sevinç yaşadı. 8. torunu Hamza Salih’i doğmuştu.

Albayrak bebeğin annesine babasına, sosyal medyanın demirbaşı olan binlerce habis karakter iğrenç yorumlar yağdırdı.

Yıllar önceki görüşünün “sosyal medya beladır” doğrulandığına hükmedip Meclis’e sosyal medyayı hizaya getirme talimatı verdi.

Ama hangi sosyal medya?

Hadi “Netfiliks”i atladık. Daha Instagram’ı, Facebook’u, TikTok’u,

Blogger’ı, YouTube’u, Myspace’i, LinkedIn’i Tagged’i var da var!

Bunları ele geçirmeye ne kamu bankası dayanır ne de müteahhit!

Anadolu’da, “Şeytan taşlamaktan namaz kılmaya vakit bulamıyor” diye yaygın bir deyiş var. Keşke bu duruma düşmese.

(*)Lanetlenmiş şeytan


Yazarın Son Yazıları

Hutbe... Ama kimin için? 26 Temmuz 2020
Artık Fatih’in halefi! 12 Temmuz 2020
Şeytanıracim* 5 Temmuz 2020
Bedevilik sırası 17 Mayıs 2020
Hanım ile oruç açmak.. 10 Mayıs 2020
Maskesiz.. 26 Nisan 2020
Yerçekimsiz denge 19 Nisan 2020
Mesafe lütfen... 12 Nisan 2020
Hepimiz Hamlet’iz 5 Nisan 2020