Sezen Aksu ve Reyiz’siz yazı

17 Ocak 2021 Pazar

“Kategorize etmek”, sınıflandırmak demek. Aristoteles’ten beri akılda tutulacak bilgi miktarını azaltmak, öğretme, öğrenme ve belletme kolaylığı için “sınıflandırma” yapılıyor. Siyaseten “kategorize” etmeye bayılması bundan. “Benim başörtülü bacım”, “alnı secde görmemişler”, onlar, ah onlar, yine onlar..

Halin icabına göre de sınıflamayı siyaseten çeşitlendiriyor: “Dolara yatırım yapanlar”, “hayır oyu verenler”, “rektör beğenmeyenler” duruma göre “hain” ve “terörist” de olabiliyor. Şimdilerde, tıbben de bir fırsat çıktı: “Kategorizasyon” tam gaz!

***

MKYK’sinin mübarek kollarına aşılar yapılırken, Sağlık Bakanlığı da “aşıda öncelik programı”nı açıkladı. Kaderimiz de burçlarımız gibi, Çin takvimine ayarlı. Programda ne yer adı var ne zaman ne de tarih! E-Nabız’dan bildirilmesi bir ihtimal. Niyet ise çok halis: Meşguliyetle toplu terapiye devam! Kategorizasyon şahane. Anında ezberlemelik!:

1- Sağlıkçılar,

2- Yaşlı bakımevlerinde kalanlar,

3- 65 yaş üstü.

Araya dirsek bile atmadan girecek çakallar elbette çizelgede yer almıyor. “Büyüklerimiz” ise bu kez üçe ayrılmış. (85 ve üstü), (84-80), (79-75), (74- 70), (69-65). Bu “kategorizasyon” hiç yapılmamıştı, 4-5 yaşındaki çocuk ile 19-20’lik genç yaşıt sayılıyor. 65 yaş ile 85 yaş üstünün akran sayılması gibi.. Hep birlikte aynı kümese sokulması gibi. Hafta içinde, aynı 3 saatlik özgürlük. Polis, dışarı adım atanı yakalarsa alnına 3 bin 150 TL cezayı yapıştırıyor.

(Kırmızı ışıkta geçerek ölüm saçan beton kamyonuna bile böyle bir ceza yok!) Bari 2 bin 825 TL, yani asgari ücret kadar olsaydı. Herhalde “Asgari ücret de zaten bir tür ceza!” diyen çıkar diye tedbiren 325 TL yüksek tutulmuş. “Sinekten yağ, virüsten de kar çıkarmaya” devam. Ceza makbuzlarına sokak köpekleri çişlerini yapar da insafınız kurumaz inşallah!

***

Kategorize etmek, belletme, öğretme kolaylığı için. Ama bu sayede hükmetmek, yönetmek ve gütmek isteyenlerin işini de kolaylaştırıyor. Kulaklara küpe olsun diye bu gerçeği, Bülent Ortaçgil’in sözleriyle zihinlere yerleştiren Sezen Aksu oldu. Kendisini ihbar etmiş sayılmayız. Reyiz’in esamesi okunmuyordu. Zira, 1980’li yılların sonuydu. Sezen Hanım yüreklere işleyen sesiyle Reyiz’in bugünkü hallerindeki “sevgilisine” isyan ediyordu: “Beni kategorize etme, benle oynama Yaftayı yapıştırıp bana isim koyma Karikatürleştirme beni, ilahlaştırma Tabulaştırma sakın, tapulaştırma!!” Huysuz sevgililer ile hükmetmeye şerbetli liderler benzeşiyor demek ki.. İsyan aynı. Oysa ortalarda ne kupon arazi tutkunluğu var ne de beton obezliği tavan yapmış bir iktidar. Ve hatta “Yüzde 50’lik kitleyi evlerinde zor tutuyorum!” lafı bile söylenmemiş ve “yüzde 50 artı 1” hükmü de anayasaya girmemiş. 

***

Sezen Hanım müneccim olmuş. Otuz yıl öncesinden bir reyiz çıkacağını ve 2023’ün ötelerine hükmetmek aşkıyla yanıp tutuşacağını bilmiş gibi, keman, ut, piyano eşliğinde sahnelerde parmak sallamış duruyor: “Matematikleştirme beni, çarpma, bölme Toplama, çıkartma sakın beni hesaplaştırma Mekanikleştirme beni otomatikleştirme Yarıştırma sakın onla bunla karşılaştırma!!” 

***

Korona mahpusluğumuzun yakında bir yılı dolacak. Kovid’zedelik hallerimizi de hikâye ediyor:

“Duygularım yok oldu, yüreğimi nasırlaştırma 

Beni demoralize etme, depolitize etme

Her işten kaçar oldum, illegalize etme!”

Kategorize etme, benle oynama

Yaftayı yapıştırıp bana isim koyma!”

***

“Patlıcansız yemek yapamayan aşçı” misali Reyiz’siz yazı yazmak da kolay değil.

Her taşın altından o çıkıyor. Zaten ülkenin tüm taşlarının üstünde de o! Şarkı sözleri desteğinde yasaklı bir pazar yazısı için otursanız da lafın ucu ne yazık ki Reyiz’e uzanıyor. Oradan da dileyelim mahkeme kapısına, milyonluk-yarım milyonluk tazminatlara ya da evinizin önünde sopalı tabancalı bir saldırıya uzamasın.

***

Mesleğe birlikte başladığımız, değerli arkadaşım Yeniçağ Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu’na saldırıp onu yaralayanlar, dün akşam serbest bırakıldı.

Mahkeme tabii ki Reyiz’in, Uğuroğlu’na “geçmiş olsun” telefonu etmemiş olmasının etkisinde kalmadı. “Reyiz’e vekâleten” bendeniz de zaten Uğuroğlu’na geçmiş olsun demiştim. Buna da hakkım var. Zira Reyiz’le herkesin pek sahip olmadığı bir hukukumuz var. 23. dönemde İstanbul 1. bölgeden birlikte milletvekili seçilmiş, aynı kürsüde, peş peşe aynı yemini etmiştik. 2007-2011 arasında Yüce Meclis çatısı altında dört yıl görev yapmıştık.

Ayrıca gerçekten kamil bir insan olan Kamil diye, çok eski ortak bir dostumuz var. Benim Vefa Lisesi- orta 1’den,Reyiz’in İskender Paşa Dergâhı’ndan.

***

Mühim Not: Bu gereksiz açıklamanın nedenine gelince: “Vekâleten” telefonu etmemin izahı kadar, “vekâleten” bir saldırıya maruz kalmamak içindir. Saygılarımla.


Yazarın Son Yazıları

Öl de ölelim dengesi 21 Şubat 2021
Takıntının ilacı.. 14 Şubat 2021
Her taşın altı Katar 7 Şubat 2021
Dilim dilim dilimiz.. 31 Ocak 2021
Şeytan-ı racim 27 Aralık 2020
Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020