Ceylan Adanalı Kabadayıoğlu

10 Kasım 1954 Cumhuriyet Gazetesi

10 Kasım 2018 Cumartesi

“Muayede Salonu’nun kubbesi üzerinde dalgalanan Riyaseticumhur sancağını Atatürk’ün resmen öldüğünü ilan etmek maksadıyla yarıya indirmek için kurşun kaplı kubbenin tam zirvesine kadar çıktım ve Dolmabahçe Sarayı’nın üzerindeki bayrağı çıkarma ve takma vazifesini yapan saray müstahdemi Hüeyin Efendi’nin yardımıyla bu tarihi görevi ilk defa ben yaptım.

Günlerdir Atatürklerinin sıhhi durumu hakkında endişe içinde bulunan binlerce vatandaş Gümüşsuyu sırtlarından ve meydanlardan bizim sancağı yarıya indirmemizi görünce acı gerçeği öğrenmişler ve hıçkırıklar içinde içinde sarayın kapısına akın akın gelmeye başlamışlardı.

Ben, Berber Rıdvan, Berber Mehmet Mete, Sofra Şefimiz İbrahim Ergüven, Cemal Granda, Rıza, Şoförü Kazım; hepimiz adeta taş kesilmiş, bitmiştik. Kolumuz kanadımız kırılmıştı. Biz şimdi ne yapacaktık? Biz şimdi nasıl yaşayacaktık? 12 yıl başbaşa kalıp çalıştığım; kitaplarını, kağıdını, kalemini, suyunu, sigarasını, kahvesini vererek izlemeye doyamadığım, nice feyizler aldığım Ata’mı babamı kaybetmiştim.”

Bu satırlar 12 yıl boyunca Atatürk'ün bilfiil her anında yanı başında olan, tüm Türkiye gezilerinde kendisine refakat eden, Atatürk’ün son nefesine kadar yanından ayırmadığı en sevdiği yardımcısı Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun 1938 Kasım günlüğünden.

ATAMIZIN SON 19 MAYISI VE 29 EKİMİ

Gördüğünüz fotoğraf ise 64 yıl önce bugün; 10 Kasım 1954 tarihinde Nuri Ulusu ile yapılan Cumhuriyet Gazetesi röportajı. Röportajda Ata’mızın son bayramlarına, son 19 Mayısına son 29 Ekim’ine dair çok etkileyici detaylar var.

Atamızın doktorları Fransız Dr.Fissenger, Avusturyalı Prof. Eppingen ve Alman Prof Bergman yaptıkları konsültasyonlarda vücut yapısının ve Atamızın naturasının çok kuvvetli olduğunu, yaşama azminin de son derece güçlü olduğunu her fırsatta dile getiriyorlar ama 19 Mayısa az bir zaman kala karın kısmında su olduğunu, artık almaları gerektiğini söylüyorlar. Karnındaki su çekilen Atamız 1 ay sonra 19 Mayıs 1938’de tüm hastalığına bitkinliğine rağmen Mersin’e, oradan da İskenderun’a geçiyor. İskenderun’dan Adana’ya geçen Atamız güneş altında Türk ordusunun resmi geçit törenini hiç oturmadan izliyor.

Vefatına sadece 12 gün kala 28 Ekim 1938de sanki ölümü içine doğmuş gibi tüm müstahdemlere Cumhuriyet Bayramı bahşişi dağıtan Ata’mız ertesi günü yani bayram sabahı çok daha takatsiz ve bitkin uyanıyor. Saraydaki hasta yatağında havai fişek gösterileri sesini duyuyor ve Berber Mehmet’e diyor ki;
“Bu sesler ne Mehmet?”
Müstahdem Rıdvan hemen atılıyor.
“Gök gürlüyor Paşam”
Hasta ama bakışları hala şimşek gibi Ata’mızın.
“Siz çocuk mu kandırıyorsunuz” diyor. “ Hadi ordan!”
Tam o sırada Atamızın gözbebeği Savarona yatı sarayın önünden geçiyor. İçinde bando, İstiklal marşı, yatın içindeki halk Ata’mız yatağından sesini duysun diye “Varol Paşam” haykırışlarıyla tüm coşkusuyla bayramı kutluyor. Yorgun, bitkin, göz kapakları kapalı olan Ata’mız Nuri Ulusu’ya ve diğer yardımcılarına dönüyor ve şöyle diyor hafifçe gülümseyerek.

“Seviniyorlar. Tabii ki sevinecekler. Sevinmekte haklılar. 15 yıllık Cumhuriyet çok sevinilecek bir neticedir”

ATATÜRK’ÜN YANI BAŞINDA

Bazen günlerce saatlerce sabahlara dek kütüphanesinden çıkmayan Ata’mız yine o günlerden birinde Nuri Ulusu ile aile ve çocuk üzerine ettiği bir sohbette “Oğlun olursa adını Mustafa Kemal koy. Böylece beni hiç unutmazsın” diyor. Atamızın vefatından 2 yıl sonra Nuri Ulusu’nun bir oğlu oluyor. Adı Mustafa Kemal.

Nuri Ulusu’nun; ismini Ata’mızın koyduğu oğlu Türkiye Futbol Federasyonu Eski Başkanımız Mustafa Kemal Ulusu.

O gün bugün babası Nuri Ulusu’ nun kendine anlattığı anılarından ve günlüklerinden derlediği “Atatürk’ün Yanı Başında” adlı tarihi eseriyle, Türkiye’nin dört yanında yaptığı söyleşilerle ve katıldığı televizyon programlarıyla Ata’mızın hiç bilinmeyen yönlerini milyonlara anlatmaya adıyor kendini

Mustafa Kemal Ulusu.

Babası Nuri Ulusu ile yapılan 10 Kasım 1954 tarihli Cumhuriyet Gazetesi röportajını kendisine takdim ettiğimiz Mustafa Kemal Ulusu özellikle eğitim kurumlarındaki söyleşilerde yaşadığı duygu selini, öğrencilerin söyleşi bitimi “sen sakın ölme Mustafa Kemal amca” diye kendisine nasıl sarıldığını anlatıyor gözleri dolarak.

BOĞAZDA BİR BALIKÇIDA HALKIM ŞEREFİNİZE DİYE TÜM MASALARA KADEH KALDIRAN BİR LİDER

Mustafa Kemal Ulusu’nun “Atatürk’ün Yanı Başında” adlı eserini okuyup da gerçekten de Yüce Ata’mızın yanı başında gibi hissetmemek, heyecanlanmamak, duygulanmamak ve her sayfasında Ata’mıza daha da hayran olmamak elde değil elde değil.
Kitabı okurken Ata’mızın anılarına ilk ağızdan tanıklık ediyor, hiç bilmediğiniz yönlerini, müziksever yönünü, kitapsever yönünü, insan yönünü tanıyorsunuz. Birçoğumuzun belki varlığını bile duymadığı “Harf Marşı”nı O’nun el yazısından okuyor, insanlar dinini iyi anlasın, sevsin ve inançlı olsun diye Kuran'ı Kerim'i Türkçe'ye çevirtip bir Kadir Gecesi Ayasofya Camii'nde nasıl okuttuğuna satırlarda tanıklık ediyorsunuz.

Boğazda bir balık lokantasında halkın içinde korumasız balık yiyip “ Halkım Şerefinize!” diye kadeh kaldırdığına şahitlik ediyorsunuz.

Her sayfasında etkilenmemek, Ata’mıza daha da hayran olmamak elde değil.
Mustafa Kemal Ulusu’nun; babasının günlüğünden alıntıladığı kitabındaki 19 Kasım gününe dair bazı satırlar yürek dağlıyor. Bu sene Ata’mızın aramızdan ayrılışının 80.yılında Onu Nuri Ulusu’nun o güne dair satırlarıyla analım.

“Cenaze korteji saat 12’ye doğru Gülhane Parkı’nın kapısından girerek Sarayburnu’na doğru ilerliyor. Zafer muhribi Ata’sını bekliyor, yer, hazırlanmış. Selimiye kruvazörlerinden top atışı başladı. Arkada Hamidiye, Fransızların meşhur Emil Bertin, Romenlerin Recina-Maria, Almanların Emden, Rusların Moskova, İngilizlerin Malaya, Yunanlıların Hidro harp gemileri arkamızda takipte. Savarona gelip en öne geçti, kafileyi götürüyor. Atatürk’ün ” Bu Savarona’yı çok istedim, yoksa benim mezarım mı olacak” dediği Savaronası kafileyi götürüyor.

Allahım o ne meş’un anlar, o ne kahır; Chopin’in matem marşı eşliğinde hareket. Çığlıklar, feryatlar, tabutun önüne atlayan ihtiyarlar, yaşlı nineler, aman Allahım, aman Allahım… Atatürk’ümüzü, paşamızı, babamızı, adeta canımızı götürüyorlar.Sabır ver bize ve bu ülkeye Yarabbim”

 

 


Yazarın Son Yazıları

SÜPER İYİ GÜNLER 17 Şubat 2019
Ben Neden Yokum 3 Aralık 2018
Onlara her gün 19 Mayıs 19 Mayıs 2018