Enver Aysever

Bana Dostunu Söyle...

30 Temmuz 2020 Perşembe

Ali Püsküllüoğlu’nun Türkçe Sözlük’ünde dost maddesi şöyle: “Sevilen ve güvenilen yakın arkadaş, sıkı fıkı görüşülen kimse, gönüldeş.” En güzel tarif “gönüldeş” bence! Dostluk önemli, kiminle dostluk ettiğimiz; dünyaya nasıl baktığımızı, değerlerimizi, ölçülerimizi, velhasıl bize dair pek çok veriyi içerir. Elbette dost dediğimiz kimsenin yanılgıları da olur. Lakin tüm dostları sorunluysa kişinin, seçim yapana bakmak gerekir!

***

Geçen sene son çalışmam “dostlar kitabı”nı yazarken sıkça düşündüm bu kavramı. Dostlukların ömrü olduğuna karar verdim, sonsuza dek biriyle iletişim halinde kalmak, görüşmek “dostluk” anlamına gelmez. Başlangıçta gönüldeş olduğunuz birinden zamanla kopabilirsiniz. Hele de dünya bunca hızlı değişirken, değerler, ölçüler, tutumlar da farklılaşabilir. Başta dost olduğumuz biriyle ilelebet bunu sürdüreceğiz diye ısrarın anlamı yoktur.

Askerde tanıştığım dürüst, namuslu bir gazeteci arkadaşımla Taraf yayımlandığı günlerde olan biteni tartışıyorduk. O, “Ülkenin bağırsakları temizleniyor” savını dile getiriyordu. Ben büyük üçkâğıt içinde olduğumuzu anlatınca “Siz vesayetçi Kemalistler böylesiniz” demişti. Tartışmayı bitirdim, o günden sonra da bir daha görüşmedik. İnsanlığından kuşkum yok. Ancak öyle bir süreç içinde artık konuşacak sözümüz kalmamıştı. Salt ikili meselelerle dostluk biçim almaz, toplumsal sorunlarla, siyasal tavır gerektiren durumlarla da biçimlenir. Tarık Akan anlatmıştı “yetmez ama evet”çi sanatçı tayfayla selamı nasıl kestiğini.

***

Devletler arasında dostluk yoktur çıkarlar vardır” söyleminden irkilirim. Devletleri yönetenlerin nasıl insanlar olması gerektiğini tarif eder bu söylem. Yani masada gülüp, arkadan iş çevirmeye uygun mizacınız olması gerekir bu makamlarda olmak için! Devletleri bilmem ama halklar arasında dostluk olduğuna inanırım. İnsanlar birbirini tanıdıkça anlamaya, sevmeye başlar. Savaş; birbirini tanısa sevecek, dostluk edecek insanların, birbirine kırdırılması demektir.

Siyasette hiç anlamadığım meselelerden biri de kürsüde ana avrat birbirine sövenlerin, bir zaman sonra sarmaş dolaş olmasıdır. Hadi bu bir kez oldu diyelim, yanlış anlama vardı, birbirini tanıyınca sevdi taraflar; oysa durum hiç böyle değil, çıkara göre biçim alma becerisi gösteren kişilere “siyasetçi” deniyor. Yani ilkesiz olmak, vaziyete göre kıvırmak iktidar yolunu açıyor. Her tür iktidar için geçerli bu. Diyeceğim siyasette “dostluk” diye bir kavram karşılık bulur mu, emin değilim!

***

Tuhaf zamanlardan geçiyoruz, hem ülkede hem dünyada şaşırtıcı olaylara tanıklık ediyoruz. Bizim gibi geri kalmış ülkelerde işler daha güç elbette. Liberalizm/piyasa ekonomisi can çekişiyor. Kolayca kılıktan kılığa giren siyasetçiler eliyle ömrü uzatılmaya çalışılıyor. Mesele açık, bir avuç zengin tüm dünya kaynaklarını sömürüyor. Bu talan karşısında halkların sesi çıkmasın diye farklı uyuşturucular kullanılıyor. Kimi elinde bayrakla avunuyor, kimi din adamlarının peşine takılıyor, bazısı da kapitalizmin havucuyla patron bekçisi yapılıyor. Siyaset kurumu bu düzenin sürmesi için kurgulanmış durumda. Düzene isyan eden her kim olursa başı eziliyor. Geçen gün itiraf geldi işte. “Madenler için darbe yaptık” diye.

***

İnsanın dostunu düşmanını bilmesi iyidir. Doğrusu 2 Temmuz günü “Sivas Katliamı”na gözyaşı dökmeyen biriyle dost olamam ben. Ya da 7 TİP’li genci katleden birine “katil” diyemeyen biriyle selamım olamaz. Örnekler çoğaltılabilir. Dostumun “Gezi”de nerede olduğuna bakarım örneğin. Suriye halkı katillerini teşvik eden IŞİD militanlarına sevgi sözleri eden biriyle yan yana gelemem. Mustafa Kemal’in imzasını yok sayan, imparatorluk hayali görenlerin peşine takılan biriyle aynı havayı solumak istemem.

***

Aynı sözlükte “yoldaş” maddesine bakınca, şunu açıklamayı gördüm: “Bir siyasal görüşü benimseyenlerden her biri”, diğer tarif de şöyle: “Yola birlikte çıkanlardan birine göre öteki, her biri, yol arkadaşı”. Kiminle yola koyulacağın, nasıl bir yolculukta olduğunu gösterir. Mücadeleye girerken yanındakine güvenmek, sırtını dönebilmek gerekir. Yol uzunsa hele, -ki siyasal kavgalar bir ömür sürer- yoldaşlık ayrıca önem kazanır. Yolda kar olur, fırtına çıkar, kaza yaparsın, düşmanla karşılaşırsın... Yoldaşın seni yarı yolda bırakmaz, bilirsin.

***

Dostluk, yoldaşlık türü kavramlar kolay dile gelir, ancak içini doldurmak meseledir. Sosyalist partiler sıkı eğitim yaparlar, “parti dostları” diye bir konum vardır örneğin, zamanla “yoldaş” olunur. İnsanları bir araya getiren çıkarları, hırsları değildir. Belki yalancı dostlarla iktidar bile olabilirsiniz ama asla orada rahat oturamazsınız. Hani eskiler “kötü gün dostu” der ya, sahiden bu ölçü önemlidir. Yoldaşları olan akşam başını yastığa rahat koyar, ötekininse vay haline!


Yazarın Son Yazıları

Acı hakikat! 17 Ağustos 2020
Üç maymun 13 Ağustos 2020
Erbaş’ın kılıcı! 3 Ağustos 2020
Bana Dostunu Söyle... 30 Temmuz 2020
Tıpış tıpış! 23 Temmuz 2020