Erdal Sağlam

Büyüdük ama hesapsız ve kalitesiz...

02 Mart 2021 Salı

Türkiye tüm dünyada salgın yılı olan 2020 yılında yüzde 1.8 oranında büyüme gerçekleştirdi. Büyüyen ender ülkelerden biri olduk ama yaşanan büyümenin kredilerin dopingiyle, sonuçları tartışmalı, hesapsız ve kalitesiz bir büyüme olduğu da kesin.

2020 yılı büyümesi konusunda hesapsız olunduğunun en önemli ispatı, daha yakın zamana kadar hem ekonomi yöneticilerinin hem de piyasaların çok değişik tahminler yapıp, neredeyse hiçbir tahminin tutmaması. Piyasalar son güne kadar yılın son çeyreğinde yüzde 7 oranında, yılın tümünde yüzde 2’nin üzerinde büyüme bekliyordu. Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan daha yıl sonunda 2020’de yüzde 0.3 büyüme beklediklerini söylemişti. Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal ise geçen ayki sunumunda yüzde 2.5 büyüyebileceğimizi kaydetmişti. Bu tablo ekonomik dengelerde hesap yapılamadığını ya da yapılan hesaplarda değişiklik yapılmak zorunda kalındığını gösteriyor. Başka bir deyişle yeni ekonomi yönetimi bile istediğini hayata geçiremiyor diyebiliriz.

Büyümenin kalitesine gelince... Büyüme rakamlarının sonuçta istihdam rakamlarını büyütmesi yani işsizliği azaltması beklenir. Halbuki resmi işsizlik rakamları bile büyürken, pandemi nedeniyle getirilen geçici uygulamalar sona erdiğinde çok daha yüksek işsizlik rakamlarıyla karşılaşacağız. 

Hem işsizliği azaltmadan hem de sonucunda makro dengeleri iyice bozan bir büyüme yaşadığımız bir gerçek. Çünkü düşük faiz ve kredileri patlatarak büyüme yolunu seçtik. Öyle olunca da döviz rezervleri eksiye döndü, enflasyon yüzde 15’lere ulaştı. Kısacası sürdürülebilir bir büyümeden söz edemiyoruz.

Eğer sonuçta sıkı para politikası uygulamak zorunda kaldığınız bir büyümeyi gerçekleştirdiyseniz, bu büyüme hem hesapsız hem de kalitesiz büyümedir. 

Bu büyüme uğruna çok daha kırılgan bir ekonomi yarattığınız ve bu kırılganlığın giderilip giderilemeyeceği yani istikrarın sağlanıp sağlanamayacağı bile belli değil. 

Kalitesiz ve hesapsız büyüdüğünüz için kurları patlattınız ve 2019 yılında 9 bin 127 dolar olan kişi başı milli gelir, 2020 yılında 8 bin 599 dolara geriledi. Türkiye’nin nüfus artış hızının son yıllarda hız kestiğini, buna rağmen son 7 yıldır kişi başına milli gelirin dolar bazında düştüğünü göz önüne alırsanız; 2020 yılında doruk noktasına ulaşsa da aslında uzun yıllardır kaliteli büyüme sağlayamıyor yani ekonomiyi iyi yönetemiyorsunuz demektir. 

Büyüme rakamlarının ardından Twitter’dan açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın mesajı da bu kalitesiz büyümeyi teyit eder nitelikteydi. Küresel sağlık krizinin damga vurduğu 2020’yi büyümeyle kapatan nadir ülkelerden olduğumuzu kaydeden Elvan, 2021 yılında temel önceliğin fiyat istikrarının sağlanması olduğunu belirterek “Enflasyonla mücadele politikalarımız daha kaliteli ve sürdürülebilir bir yatırım, üretim ve büyüme patikasının da önünü açacak” dedi. 

2021 İÇİN BEKLENTİLER

2020 yılı büyümesi son piyasa beklentilerinin altında kalırken, 2021 yılına ilişkin tahminler de gözden geçirilmeye başladı. Kimi iktisatçılar, beklentilerin altında kalan son çeyrek büyümesi ve yılın ilk iki ayındaki kredilere bağlı hız azalmasını örnek vererek bu yılki büyümenin aşağı doğru tahminleri değiştirebileceğini söylüyor. Bazı banka analistlerinin ise yüzde 5 hatta üzerine çıkan büyüme tahminlerini koruduklarını gözlüyoruz.

Şurası kesin ki enflasyonla mücadele için gerektiği kadar sıkı para politikası uygulanmıyor. Belki de bu nedenle enflasyonla ilgili beklentiler giderek yükseliyor. Bir an önce enflasyonla mücadelede yol alınması ve cari açığın sorun olmaktan çıkarılması için büyüme oranlarının düşürülmesi gerekiyor. Ancak hükümetin, şu anda bazıları tarafından “gevşek” olarak nitelenen, sıkı paranın daha da sıkılaştırılması ya da uzun süre uygulanmasına sabrının yetip yetmeyeceği tartışma konusu.

Bugün açıklanacak hukuk reformu önümüzdeki hafta açıklanacak ekonomi reformları piyasaları tatmin edecek mi, göreceğiz. Gelen ilk işaretler bazı vergi artışlarının ağırlık taşıyacağı bir paket olacağını, yapısal tedbirlere pek yer verilmeyeceğini gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmiş ekonomi yönetimini ısrarla savunması, faizler konusundaki söylemine devam etmesi, rasyonel ekonomi politikalarının devamı konusunda umutları kırıyor.

Bakan Elvan’ın ve Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın sıkça söylediği gibi enflasyon kalıcı biçimde düşürülmeden istihdam yaratan, dengeleri bozmayacak bir ekonomik büyümeyi sağlamak mümkün gözükmüyor. Bunu sağlamayan büyüme oranları ise hava atmaktan başka bir işe yaramıyor. 

Büyüme halkın refahını istikrarlı bir biçimde artırdığı müddetçe hesaplı ve kaliteli büyümeden söz edebiliriz. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları