Müzik tarihi derslerinde Bach’dan söz edilirken hocalarımız sorardı: Hangi Bach? Zira Almanya’daki Bach ailesinin 1500’lere dayanan tarihinde pek çok üyesi müzikle uğraşmıştır. Müzik sözlüklerinde 1580’den 19. yüzyıla dek Bach soyadıyla 53 isim bulabilirsiniz. Kimi orgcu, klavsenci, kimi besteci, kimi bando veya koro şefidir. Müzik tarihine yön veren en büyük Bach ise Johann Sebastian Bach’dır. Newton’un çağdaşı olan bu dev bestecinin öldüğü yıl Barok Çağın kapandığı Klasik Çağın başladığı kabul edilir. J. S. Bach ise yalnız Barok çağın değil, bütün çağların bestecisi olarak nitelenir. Uzaya fırlatılan bir kapsülde insanı insan yapan özelliklerin arasında onun Prelüd ve Füglerine de yer verilmiştir. Uzmanlar der ki, onun ölümünden bu yana bestelenen bütün müzik yitip gitse, biz bugün Bach’ın eserlerine bakıp neler bestelenmiş olacağına dair ipuçları bulabiliriz. Nice yorumcu sabah çalgısına eli değdiğinde, güne başlamak için J.S. Bach’ın yapıtlarını seçer. Çünkü güne onunla başlamak bir güvencedir.
Bugün anıtsal olan bu büyük besteci aslında Almanya’nın ortasında daracık bir coğrafyada yaşamış, küçük prensliklerde veya kiliselerdeki görevleri sırasında sayısı 20’ye varan çocuğunu geçindirmek için işler aramıştır. Derin Lutherci inançlarıyla kiliselerde org çalmış, hocalık yapmış; bir kısmı dünyasal olan dinsel formdaki besteleri müzik tarihinin kavşakları olmuştur. Büyük org uzmanı Buxtehude’yi duyabilmek için Arnstadt’dan Lübeck’e, neredeyse 400 km yolu yürüyerek gittiği; geceler boyunca mum ışığında çalışmasıyla görme duyusunu yitirdiği söylenir.
Johann Sebastian Bach, 21 Mart 1685’te sekiz çocuklu bir ailenin son çocuğu olarak Eisenach’ta dünyaya gelir. Babası şehir bandosunda müzisyendir. Dokuz yaşında, bir yıl içinde ana ve babasını yitirir, ağabeylerinden Johann Christoph’un yanına, Ohrdurf’a taşınır. Kilisenin çocuk korosuna girer ve klavyeli çalgıları öğrenir. Kiliselerde orgculuk yaparken 1707’de Mühlhausen’da korist Maria Barbara ile evlenir, ondan 6 çocuğu olur. Bunların ikisi sonradan ünlü besteciler olacaktır: Carl Phillip Emmanuel ve Wilhem Friedman. 1717’de Kötchen sarayındaki görevinde en mutlu dönemini geçirir. Brandenburg Konçertoları bu dönemin ürünüdür. İlk eşinin ölümü ardından korist Anna Magdelena ile evlenir ve 14 çocuğu daha olur. Bunlardan da Johann Christof Friedrich ve Johann Christian besteci olarak ünlenmişlerdir. Leipzig’deki Aziz Thomas kilisesinde, 1723’te başladığı görevlerini ölünceye dek, 27 yıl sürdürmüştür: Tüm kentin müzik yönetmeni, koro öğretmeni ve bestecisidir. Burada yazdığı 300 kadar dinsel kantat arasındaki Si minör Missa bir anıttır. 1750’de 66 yaşında ölen J.S.Bach, Aziz Thomas kilisesine gömülmüştür. Bu dev besteci diğer meslektaşları, Vivaldi ve Handel gibi opera bestelememiştir. Ama kantatlarındaki dramatik işlemeler zamanın nice operasından üstündür.
Hangi Bach mı? 21 Mart 1685’de dünyaya gelen, bugün 334 yaşındaki “Büyük Bach”, Johann Sebastian Bach.
Hangi Bach?
Yazarın Son Yazıları
Tam geçen haftaki Ayla Erduran’ı anma etkinliği üstüne yazımı hazırlarken sevgili Yeşim Gürer Oymak’ın İKSV Genel Müdürlüğü’ne atandığını duydum.
Geçen hafta 3 Ocak’ta çok değerli bir opera sanatçımızı, bariton Prof. Dr. Mesut İktu’yu yitirdik.
Yalçın Tura’ya (d.1934) 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında “müzik özel ödülü” verildi.
İDSO’nun her yıl Erdal İnönü’nün anısına bir konser adaması ne kadar anlamlıdır.
Soprano ve şef Barbara Hannigan’ı 2023’te İstanbul Müzik Festivali çerçevesinde ve BİFO eşliğinde dinlemiştik.
Bir zamanlar Boğaziçi Üniversitesi’ndeki akademisyenlerin ürettikleri çalışmaları kamusal alana taşımak ve üniversitenin entelektüel canlılığını toplumla buluşturmak amacıyla rektörlüğün üst katındaki kütüphanede “Kitaplar Arasında Buluşmalar” düzenlenirdi.
Aya İrini: İKSV Festivali’nin tanığı
Geçen haftaki İDSO/DenizBank konserleri çerçevesindeki konseri değerli şefimiz Gürer Aykal yönetti.
Uzun yıllar önce maestro Gürer Aykal ile yaptığım bir söyleşide şöyle anlatıyordu...
Geçen hafta Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın İşSanat’taki açılış konserini dinledik.
Erdal İnönü geçen hafta ölümünün 18. yıldönümünde mezarı başında anıldı.
Bizim çocukluğumuzda Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ilkokulda, ortaokulda yapılan törenlerle, marşlarla, okunan şiirlerle dolu dolu geçerdi.
İngiliz orkestra şefi ve viyolacı Howard Griffiths ile dostluğumuz yıllar öncesine dayanır.
Eskiden orkestraların mevsime başlarken ilk konserleri için “Daha üyeler yaz mahmurluğunu üstlerinden atamamış” diye eleştiriler çıkardı.
Yaz yavaş yavaş bitiyor.
Türk Dil Kurumu ödülüm
Leylâ Pamir (1930-2023) çok değerli bir müzik insanıydı.
Geçen hafta Atatürk Kültür Merkezi’nde 6-12 Eylül tarihlerinde yapılan “Pekinel Uluslararası Masterclass”ın AKM Tiyatro Salonu’ndaki kapanışını izledim.
Geçen hafta dört günlük bir Polonya turundaydım.
Cem Mansur’u uzun yıllardır tanırım. Özellikle gençlerin elinden tutması, onlara güvenmesi; orkesta programı hazırlarken bildik yapıtların yanı sıra çağdaş ya da az bilinen tarihi yapıtları izleyiciye ve orkestra üyelerine tanıtması onun en önemli başarılarındandır.
Bilmem dikkat ediyor musunuz son yıllarda ortaya çıkan “nehir söyleşisi” alt başlığı ile bir edebiyat türü var.
Kimi isimler, tarihe bir değil, iki imza atmıştır. Örneğin Bülent Tarcan!
İnsan ne zaman mutlu uyanır?
Osmanlılar 14. yüzyılda Balkanlar’a girmiş, 15. yüzyılda Konstantinopolis’i fethetmiş ve 16. yüzyılda Viyana kapılarına dayanmış, uzun süre Avrupa’nın korkulu rüyası olmuşlar.
Son zamanda yayımlanan üç kitaba değinmek istiyorum...
Bizim kuşak çok genç yaşlarındaydı İstanbul Müzik Festivali ile tanıştığında. Festivalin başlaması ilkbaharın gelmesiydi.
Çağımızın efsane piyanisti Alfred Brendel, ne harika bir çocukmuş ne de ailesinde bir başka müzisyen varmış.
Önceki hafta 53. İstanbul Müzik Festivali güzel bir coşkuyla başladı: Yöneticiler, çalanlar, dinleyiciler hepsi yıllar içinde artık kocaman bir aile olmuş.
Geçen hafta Kurban Bayramı’ydı. Dört buçuk gün kadar sürdü.
19. yüzyılın sonundaki post romantik besteci Richard Strauss (1864-1949) art arda iki opera birden besteler.
Sevgili Oya’cığım, biliyorum, birazdan arayıp: “Bu hafta beni hangi konserlere götürüyorsun” diye soracaksın.
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Carlo Tenan’ın yönettiği seçkin bir programla mevsimi kapattı.
ENKA/Can Kiracı/ Opera Bale Festivali
Muhittin ve Gülseren Sadak
Aykal, Naz İrem ve Levendoğlu
Avrupa orkestralarında iki viyolacımız
Dört dörtlük bir dinleti
Suna Korat’ı hiç dinlediniz mi?
Aya İrini: Festivalin efsane tanığı
BİFO’dan unutulmayacak bir dinleti