Ruşen Güneş viyolanın kralıydı

03 Haziran 2020 Çarşamba

1960’larda yurtdışına gidip ünlü bir orkestranın üyesi olabilmek, bir yandan da kendini solist olarak kanıtlayabilmek olağanüstü bir enerji isterdi. Bu konudaki ilk kahramanlardan birisi viyolacı Ruşen Güneş’tir. Uzun yıllar üyesi bulunduğu Londra Filarmoni ve BBC Senfoni gibi dünyanın en saygın ve gelenek sahibi topluluklarıyla kaydettiği yüzlerce kayıtta adı nice tarihi şefle birlikte yer almıştı. Uzun süredir hastalıkla savaştığını biliyorduk. Ama hemen her gün, hatta ölümünden bir gün önce bile Facebook’a yazdığı anılarını ve toplumsal eleştirilerini zevkle okuyorduk. Esprileri, anektodları bir yana, müzik başladığı anda ciddiyete dönen, çaldığı yapıta böylesine dikkatle sarılan az sanatçı tanıdım.

1940’ta Beypazarı’nda doğmuş. Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Necdet Remzi Atak ile eğitim görmüş, 1961’de mezun olmuş. CSO’da çalarken, bir konserde hastalanan solistin yerine çıkmış. Konser sonrasında George Weldon adlı İngiliz şef, onu İngiltere’ye götürmeyi önermiş. British Council’dan burs bulunmuş, böylece iki yıl Royal College of Music’te okuyup bir İngiliz gelinle de yurda dönmüş. Sonra bir yıl Amerika’nın Indiana Üniversitesi’nde ünlü sanatçı William Primrose ile çalışmış. 1969’daki askerlik bitince Londra’ya yerleşmişler ve 1970’te ilk çocukları doğmuş.

Kraliyet Operası’nın orkestrasında işe başlamış; kontratı bitince, beş yıl da English Chamber Orchestra’da çalmış. O sırada Saygun’un yeni bestelediği viyola konçertosunu Ankara’da CSO ile seslendiren sanatçı daha sonra bütün Türk viyola eserlerinin ilk çalınışını yapacaktır: Cengiz Tanç, Yalçın Tura, Akses, Usmanbaş, Özkalfayan ve Altınel gibi.

Londra Filarmoni’ye girişini bir rastlantıya bağlar: “Bir kayıt şirketiyle çalışıyordum, rastlantıyla Londra Filarmoniyle çaldım, onlar da birinci viyolacı arıyorlarmış, böylece orkestraya girdim. On yıl orada çaldım. Sonra BBC Senfoni Orkestrası’na geçtim, orada da 2000’deki 60 yaş nedeniyle emekliliğime kadar birinci viyolacı oldum.

Ardından İngiltere’de serbest sanatçı olarak çalışmaya başlar, özellikle film müzikleri kaydı yapmayı pek sever: “Londra’nın merkezinde bir stüdyodasın, başında şef filan yok, frak giymek zorunda değilsin. Kulaklığı takıyorsun, ne tempo veriliyorsa o klibe göre çalıyorsun. Üstelik kazancı da iyi.”

Bütün bu yıllar içinde sayısız anısı vardı Ruşen Güneş’in. Nice ünlü şef, nice ünlü solistle çalmıştı. Onu en çok heyecanlandıran şeflerden birisi Pierre Boulezmiş: “BBC’ye çok gelirdi, büyük güven sahibi bir bilgeydi. Bana hayatımda en çok heyecan veren şef ise Sir Reginald Goodall olmuştur. Covent Garden’da Parsifal çaldık onunla. Topluluğu sanki usta bir yaylı çalgıcının yay çekmesi gibi yönetiyordu. Bir de Klaus Tennsted ile 1991’de Londra Filarmoni’de Mahler senfonileri çalmıştık. O da kendi kendine stil bulanlardandı, Sir George Solti gibi, kendini yetiştirenlerden.” 

Bugün Ruşen Güneş’in viyolasının sesi Londra Filarmoni ve BBC Senfoni’nin yüzlerce kaydında yer alıyor. 

Gürer Aykal’ın ADK’de en yakın arkadaşı olan Ruşen, Londra’daki öğrencilik yıllarında onu kendi üyesi olduğu İngiliz Oda Orkestrası ile tanıştırır. Topluluk büyük bir gemiyle Güney Amerika ve Karayipler turnesine çıkacaktır. Aykal’ın yönetmesini teklif ederler. Ve hep birlikte dünyanın en ünlü sanatçılarına eşlik ederek bu gemide yol alırlar: Jessy Norman, Isaac Stern gibi. Ruşen Güneş, Saygun’un viyola konçertosunu da Gürer Aykal yönetiminde Londra Flarmoni Orkestrası ile birlikte kaydetmişti. Koch-Schwann tarafından basılan bu kayıt, tarihi bir değer taşır. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’na ilk günden itibaren Gürer Aykal’ın çağrısıyla katılan Güneş, uzun bir süre her ay konsere gelip viyolaların başında yerini almıştı. Londra Yaylısazlar Dörtlüsü’nde çalarken İdil Biret’in katılımıyla Franck’in Piyanolu Beşlisi ve Mahler’in Piyanolu Dörtlüsü’nü çalmışlar. Bu kayıt da İlhan Mimaroğlu’nun Finnadar adlı plak şirketi tarafından piyasaya çıkarılmış.

Türkiye’den aldığı her çağrıyı değerlendirmişti. 2009’dan beri İzmir Özel Yaşar Üniversitesi’nin yüksek lisans bölümünde öğrenci yetiştiriyordu. İki eşinden olan dört çocuğu ve iki torunu ile Londra’da yaşamaktaydı. Ruşen Güneş’i daha iyi tanımak için Orhan Ahıskal’ın, Sevda Cenap And Vakfı tarafından 2015’te basılan kitabını okumanızı öneririm.


Yazarın Son Yazıları

Davuldan Kahveye Kadar 27 Mayıs 2020
Helikopterler ve müzik 20 Mayıs 2020
Sessizlik ve müzik 13 Mayıs 2020
Acılar ve müzik 6 Mayıs 2020