Devlet baba neden evdeki kötü babanın arkasında?

10 Mart 2021 Çarşamba

Ya kızlar, içinde şiddet olan o kötü babaların evlerinden kaçarlarsa?

Ya o kızlar, o evlerden çıkıp da sokaklara dökülürlerse?

Ya sokağa döküldüklerinde kötü yola düşmek yerine gözleri açılırsa?

Haklarını aramaya başlarlarsa?

Otoritelere karşı çıkarlarsa?

Başka bir dünya, başka bir düzen istemeye kalkarlarsa? 

Bitakım devrimler yaparlarsa?

Ya bu yüzden aileler yıkılır da devletler de onun üzerine çökerse?

Ya mevcut iktidarlar o çöken devletlerin altında kalırsa?

GERÇEK KATİL

Korkular, niyetleri deşifre eder. Niyetler de korkuları besler. 

Bu döngünün hâkimiyetinde günden güne kararan bu ülkede...

Maalesef o kızların hepsi birden bu işi hemen şimdi yapamayacaklar.

İçinde şiddet olan o evlerden, o hayatlardan hep birlikte aniden kapıyı çarpıp dışarı çıkamayacaklar.

Sokakları dolduramayacaklar. 

“Dayağa, şiddete, erkek egemen düzene artık son” diye bir ağızdan avaz avaz bağıramayacaklar. 

Öldürülme, dövülme, tutuklanma tehdidi yaşamadan bağımsız bir şekilde kendilerini bugünden yarına var edemeyecekler. 

Bedenlerine, akıllarına, kalplerine, hayatlarına kendileri hemen sahip çıkamayacaklar.

Kapılarını sıkı sıkı kilitlediğiniz o evlerde, inançlarla mühürlediğiniz şiddete bağımlı aile hapishanelerinde ölmeye ya da ölmekten beter bir hayatı yaşamaya bir süre daha devam edecekler. 

Siz de olgunlaşmadan dalından düşüveren talihsiz meyveler gibi toplayacaksınız o genç kızların, o kadınların ayaklarımızın dibine ardı ardına devrilen güzelim cesetlerini.

Yan yana dizeceksiniz isimlerini.

Başlarına gelenler, kâbuslarınız olacak. 

Her gece rüyalarınızda tanımadığımız bir küçük çocuk “Baba ne olur yapma” diye çığlık atacak.

Onlara dair hikâyeler, romanlar okuyacaksınız, filmler seyredeceksiniz, artlarından yazılmış hüzünlü şiirler, şarkılar söyleyecek, ağıtlar yakacaksınız. 

O güzelim fotoğraflarına bakıp bakıp yeni cinayetler olmasın diye çırpınacaksınız. 

Ve “Neden” diye soracaksınız birbirinize.

Ama cevabı duymak istemeyeceksiniz. 

Bu olanlarla ahlak algınız arasında bağ kurmak işinize gelmeyecek.

Gelenekleri, görenekleri sorgulamaya cesaret edemeyeceksiniz.

O kadınları, fark etmeden kazdığınız çukurlara yine siz gömeceksiniz. 

Ve gerçek katili asla göremeyeceksiniz.

Gerçek katil hep ama hep aranızda gezecek.

Hatta iktidar olup tepenize binecek.

Evdeki babayla devlet baba arasına sıkışıp kalacaksınız ve toz kondurmadığınız o değerlerin kurbanı olacaksınız. 

KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR

Aileyi korumak adına kadını hep ateşe atan ve bu yaptığını da bir marifetmiş gibi kürsülerden savunan politikacıların koruduğu aile yapısı;

Korkularla biçimlendirilmiş, itaatkâr olmayı güvenli bilmiş ve bu uğurda kadınlarını sisteme hep kurban vermiştir.

Şiddet temeline kurulmuş ailedeki baba figürüyle, şiddet temeli üzerine kurulmuş devlet baba kavramı arasında ciddi bir bağ vardır. 

İkisi de fikren müşfik ama fiilen despottur.

Evdeki babadan korkmayı tek doğru olarak öğrenenler, devlet babadan korkmamayı akıllarına bile getiremezler. 

Ve evde kanıksadıkları sorunlu iktidar modelini, devlette gördüklerinde buna isyan edemezler. 

O yüzden, aile dışına değil hep içine yıkılır, muhafazakâr iktidarlar da o enkazın üzerine kurulur.

Muhafazakâr aileyi kurmak için hurafelerle kandırılarak hiçe sayılan kadınlar bir gün uyanırlarsa diye de ölesiye korkulur. 

İşte bu yüzden;

Kadın cinayetleri politiktir ve şiddetten güç alan tüm politikalar kadınların asıl katilidir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları