İktidarın elindeki tek seçenek şu:
Seçeneğini yok etmek, en azından aşağı çekmek!
Ekonomiden dış politikaya her alanda ne hedef tutuyor ne vaat edilenler gerçekleşiyor!
Bunları alt alta koyunca AKP’nin elinde şu kalıyor:
- Ben bozdum, yine ancak ve ancak ben yaparım!
Bu cümleyi biraz daha ileri götürüp devamını şöyle getirmeyi planlama arayışında:
- Asla başkası yapamaz, yapmaya niyetlense de izin vermeyiz, böyle bir şey kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir!
İşte bu olmaz!
Yeni bir iktidarın gerekliliği şubat ayından sonra mart ayının gelişi kadar kaçınılmaz!
“Yapamayan gider” demokrasinin değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri arasındadır.
***
2025’in siyaseten nasıl geçeceği 2024’ün son aylarında belli olmuştu. 2026’nın nasıl seyredeceği de bugünden netleşmiş görünüyor.
Ekonomi uzmanlarının geçen yılki yaklaşımı şuydu:
- 2025 kayıp yıl, unutun. Belki 2026! 2026’nın daha ilk ayında görünüm şu:
- Bu yıl da kayıp!
Yerli ve milli iktidar, adı Fatih Sultan Mehmet olan, adı 15 Temmuz olan köprüleri satıyor! Üstüne de yedi otoyol koyuyor.
Gerçek anlamda altın yumurtlayan tavukları satmaya girişmek, gelecekteki iktidara da kazık atmak demek.
Tepkisinin geçici olacağı düşünülen emekliler de yılbaşında yapılan zam daha ilk ayda eriyince sormaya devam ediyor:
- Bizim bütçedeki payımız ne?
Terörsüz Türkiye sürecinde salt iktidar mantığıyla yol alınamayacağını DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan dün şu cümlelerle ilan etti: “Bütün siyasi partilerin katıldığı bir liderler zirvesi yapalım!”
Bir buçuk yılda dön dolaş bu noktaya geldik!
Yararlı bir öneri ama Saray’da böyle bir niyet var mı?
Kamuoyunun dikkatine bir soru ortaya atalım:
İktidarın önüne iki seçenek konsa; terörsüz Türkiye mi CHP’siz Türkiye mi, hangisini daha önce istersin?
Yanıtı duyar gibiyiz!
Son günlerdeki kulis haberlerinden, “CHP’ye butlan” mevsiminin de geldiği anlaşılıyor. Geçen mayıstan beri, “bu ay kesin”!
İşte bütün bu “ahval ve şerait” içinde CHP iktidarı değiştirme gücüne sahip en büyük seçenek. Gerek kamuoyu araştırmacıları gerekse siyasetin gediklileri yukarıda sıraladıklarımızın ışığında CHP’nin ulaşabileceği oy oranını şöyle özetliyorlar:
Yüzde 60!
31 Mart 2024’teki yerel seçimlerde 15 büyükşehir ve il belediye başkanının yüzde 50’nin üzerinde oy aldığı, çoğunun yüzde 60’a dayandığı dikkate alınırsa bu hedefe ulaşılmak ham bir hayal değil.
***
Özgür Özel’in dünkü grup konuşması yüzde 60’lık potansiyele ulaşacak dolulukta ve heyecandaydı.
2026 da “kayıp yıl” gibi görünüyor ama iktidar toplumda algı önceliğini değiştirerek baskın bir seçim planlayabilir. Bu iktidardan erken seçim değil, baskın seçim çıkar. Bir sabah duyurulur:
“Erdoğan’la Bahçeli saat 16.00’da görüşecek.”
Saat 16.45’te açıklama yapılır:
“Halkın yoğunlaşan seçim istemleri karşısında 60 gün sonra cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri yapılacaktır.”
Bütün mesele şu:
O gün toplumda hangi algı önde olacak?
Zira ekonomiyi düzeltemeyecek olan iktidar midenin sesini bastıracak başka bir öncelik bulmak zorunda!
CHP buna da hazırlıklı olmalı. Örneğin, Türkiye’nin yaşamsal sorunlarına ilişkin hassasiyetinin çok yüksek olduğunu sürekli hissettirmeli. Anketlerde çıkan, “Türkiye’nin sorunlarını hiçbir parti çözemez” maddesini kaldırmak için her şeyi yapmalı.