Eski HDP’li vekil Sebahat Tuncel, T24’ten Cansu Çamlıbel’e açıklamalar yaparken “Kürtlerin emperyalistlerle ittifakı taktiktir” demiş. Böylece PKK ve destekçilerine “emperyalizm işbirlikçisi” dediğimizde ne kadar haklı olduğumuzu itiraf etmiş.
“Çıkarların ortaklaştığı bir yerden siyaset yürütmek” amacındalarmış, “Barzani, Talabani, Öcalan’ın içinde yer alacağı, Rojava’nın da ortaklaşacağı yeni bir statü arayışı” varmış!
Tuncel, ayrıca Öcalan’ın “Türkiye’deki farklı inanç yapılarının bir arada yaşayabileceği bir şey nasıl mümkün olur” sorusuna yanıt ararken ümmet anlayışına dayanan Medine Sözleşmesi’ne sık sık atıfta bulunduğunu, son manifestosunda Hazreti Muhammed’in Tevhid ilkesinden söz ettiğini söylemiş.
YİNE HAKLI ÇIKTIK...
Bundan dört yıl önce, 21 Ocak 2022’de bu köşede şu satırları yazmıştım:
“Solun vazgeçmemesi gereken ilkelere sahip çıkanlara vurmak yerine, neden solu buluşturmak için çağrı yapan HDP’nin laiklik ve emperyalizm konusundaki tutarsızlıkları sorgulanmıyor?
Fethullah Gülen’in ‘İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak referandumda ‘Evet’ oyu kullandırmak lazım’ dediği 2010 referandumunda boykot kararı ile AKP’ye dolaylı destek veren, Gezi’de darbe gören, 4+4+4 ile laikliğin canına okunurken sadece izleyenlerin, Cumhuriyet ve laiklik düşmanı gerici Şeyh Sait ve Said Nursi’yi sahiplenenlerin özeleştiri yapıp bugün durdukları yeri netleştirmeleri gerekir.”
O yazı nedeniyle bana günlerce sosyal medyada hakaretler yağdıranlar, ağıza alınmayacak küfürler edenler, beni hedef göstererek linç etme girişiminde bulunanlar, kendi içlerinden gelen itiraf karşısında bana bir özür borçlular ama gölge etmesinler, uzak dursunlar yeter.
MOSSAD, CIA, BARZANİ VE PKK
Aslında ben, bunca zamandır olan bitene karşın, bu açık işbirliği itirafı ve gericilik tonu giderek artan açıklamalar yapılana kadar uyumaya devam edenlere, solun bazı kesimlerine şaşırıyorum.
2023 seçimlerinin öncesinde, Öcalan’ın talimatları doğrultusunda HDP’nin solu kendi güdümü altına almak için çevirdiği oyunları görmeyenler, sanki bu gericilik ve emperyalizm işbirlikçiliği yeniymiş gibi davranıyor.
PKK, kuruluşundan bu yana Batı’nın destekleyip teçhizatlandırdığı, koruyup kolladığı bir narko-terör örgütü değilmiş de sanki şimdi emperyalist güçlerle ilişkiye girdiklerini açıklıyorlarmış gibi şaşıranlar, bunu “yön değişikliği” diye tanımlayanlar var!
Uğur Mumcu, boşuna mı “Biz şimdi Baader Meinhof’u getirsek, Atatürk Bulvarı’nda Alman Büyükelçiliği’nin karşısında bir yere yerleştirsek, korusak, yayın organları çıkartmalarına müsaade etsek, buna ne der Alman hükümeti? NATO ülkesiyiz, nasıl destabilize ediyorsunuz der. PKK terörüne veya herhangi bir teröre bu uluslararası destek, Batı desteği kalkmadıkça terörü önlemek güç” diyerek uyardı.
Boşuna mı katledilmeden 17 gün önce, 7 Ocak 1993’te Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde, İsrail gizli servisi MOSSAD, ABD istihbarat servisi CIA ile Barzani ve PKK arasındaki bağlantıyı anlattığı; “MOSSAD ve Barzani” başlıklı bir yazı yazdı!
YENİ UYANMIŞ GİBİ YAPANLAR!
Yıllarca PKK’nin uyuşturucu ticaretinin bir kolu olduğuna ilişkin çok sayıda kanıt ortaya çıkmadı mı!
Bunlar hiç duyulmamış da sanki PKK ve Öcalan, emperyalizmle yeni ilişki kurmuş gibi değerlendirmeler yapılıyor?!
Yıllarca “sosyalist” diye pazarlanan bu örgüt, emperyalist ilişki ağı içinde terör eylemlerini sürdürürken birileri işine geldiği için mi sustu, şimdi Öcalan “Reel sosyalizm düşüncesinden uzaklaştım” deyince mi bozuldular?
Emperyalizm ile ilişki kurup bundan faydalananların, gericiliğe, aşiret ve tarikat ilişkilerine dayananların gerçek anlamda sosyalist olamayacağını yıllardır söyleyip yazıyoruz ama emperyalist güçlerle “taktik” için işbirliği yaptıklarını söyleyenler, hâlâ “sosyalist” olduklarını iddia ediyor.
Utanmadılar, utanmayacaklar!
Çünkü emperyalizm ile işbirliği yapanlar, gerçekte emperyalizmin aparatıdır. Yola çıktıklarında da öyleydi, şimdi de öyle.