Olaylar Ve Görüşler

Genel Başkanlar ve Demokrasi - Ömer Lütfü AVŞAR

19 Haziran 2021 Cumartesi

Anayasa ne kadar iyi hazırlanırsa hazırlansın, adil bir seçim sistemiyle desteklenmezse halk iradesinin egemen olduğu bir yönetimin oluşmasını sağlayamaz. Örneğin 1924 Anayasası’yla yapılan 1950 seçimlerinde, DP yüzde 55 oyla Meclisin yüzde 86sını, CHP yüzde 45 oyla yüzde 14’ünü kazanmıştır. 1960 Anayasası yürürlükteyken yapılan 1961 seçimlerinde, sandıktan üçüncü çıkan parti 54, dördüncü çıkan parti ise 65 milletvekili kazanabilmiştir. 1982 Anayasası’yla yapılan 2002 seçimlerinde ise iki parti Meclise girmiştir. Yüzde 34 oy alan partinin Meclisteki temsil oranı yüzde 66, yüzde 19 oy alan partinin Meclisteki temsil oranı yüzde 34 olmuştur. Sandığa atılan oyların yüzde 47si Meclise yansımamıştır.

SORUN DAHA BÜYÜK

Görüldüğü üzere farklı anayasalar yürürlükte olsa da seçimler, millet iradesinin TBMMde temsili amacından oldukça uzak kalmıştır. Millet iradesini yansıtmayan bu yapı, Cumhuriyetimizi zaafa uğratmıştır. Ancak sorun yalnızca seçim yasası değildir. Millet iradesinin en üst düzeyde ilgili kurumlara yansıması amaçlanıyorsa işe, milletvekili ve cumhurbaşkanı adaylarının belirlenme süreçlerinden başlanmalıdır. Bu süreçler halkın önüne tepeden inme, atanmış, görevlendirilmiş isimlerin konulup bunlar arasından tercih” edilmesi yöntemiyle değil, daha katılımcı şekilde işletilmelidir. Millet iradesi, önce aday adaylarının, sonra da adayların tabandan tavana doğru seçilmesiyle sağlanmalıdır.

En geç Haziran 2023te, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri yapılacaktır. Halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanına, 16 Nisan 2017 referandumuyla, tek başına hükümet kurma yetkisi verilmiştir. Bu makam, bütün kuvvetlerin üstüne çıkarılmıştır. Cumhurbaşkanına devlet düzenini bozabilme yetkisi de fiilen verilmiştir ki bu durum halen tartışma konusudur. Önümüzdeki seçimlerde halkın önüne yeni anayasa”, yeni sistem” önerilerinin konulacağı da açıktır. Ancak öncelikle, bu kadar güçlendirilmiş bir makama seçilecek kişinin aday olma koşulları üzerinde durulmalıdır. Unutulmamalıdır ki 2007 ve 2017 referandumları, ileri demokrasi arzusuna göre değil, iktidar sahiplerinin gereksinimlerine göre şekillenmiştir. Bu da cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi sürecinde millet iradesi ve parti tabanını etkisizleştirmiş, parti genel başkanlarının tasarrufuna bırakmıştır.

YASALARDAKİ ÇELİŞKİLER GİDERİLMELİ

Ayrıca yasalar da çelişkilidir. Seçim Yasası’na göre bir partinin Meclise girebilmesi, cumhurbaşkanı adayı belirleyebilmesi için yüzde 10 oy alması gerekir. Ancak Cumhurbaşkanı Seçimi Kanununa göre Meclis dışında kalmış ancak yüzde 5 oy almış parti ya da partilerin oluşturduğu ittifak, cumhurbaşkanı adayı belirleyebilmektedir. Öyleyse son kanunun ruhu gereği, bir lütufta bulunmaya gerek olmadan, bütün seçim barajları azami yüzde 5te eşitlenmelidir. Bu yapılırsa TBMMde grup kararıyla aday belirlenmesine de gerek yoktur. Bu düzenleme kaldırılmalıdır.

Yapılacaklardan biri de Milletvekili Seçimi Kanununda yer alan ittifak düzenlemesine, Cumhurbaşkanı Seçimi Kanununda da yer verilmesidir. Bu kadar güçlü bir cumhurbaşkanlığı makamı için aday gösterme yetkisi, partilerin genel başkanı ve dar çevresinden alınmalı, tabana verilmelidir. Parti tabanını, gösterilen adaya oy vermeye zorlamak yerine, aday adayları arasından gizli oy, açık tasnif” esasına göre seçim yapılmalı, bu boşluk yasal düzenlemeyle giderilmelidir.

CAYDIRICI KOŞULLAR

100 bin imza toplayarak adaylığa olanak tanıma hakkı da millet iradesini kısıtlamaktadır. Adaylara imza vermek isteyenlerin açık kimlik bilgilerinin kayıt altına alınması, irade beyan etmek isteyenleri caydırabilir. 100 bin imzayla aday olmak isteyenler için de bir önseçimi, Yüksek Seçim Kurulunun yapması için düzenleme yapılmalıdır. Millet iradesinin seçimlere olabildiğince eksiksiz yansıması, yönetimin gücünü de artıracaktır.

Milletin egemenliğini her alanda egemen kılacak anahtar, öncelikle yeni, çoğulcu bir siyasi partiler ve seçim kanunudur. Fakat bu uzlaşmayı gerektirdiğinden demokrasi adına şimdilik küçük bir adım olarak yukarıdaki konularla sınırlı hazırlanan kanun teklifi taslağı TBMM üyeleri ve parti genel başkanlarına iletilmiştir.

Hangi partinin, hangi genel başkanın demokrasi, millet egemenliği ve halk iradesi istediğini şimdi göreceğiz...


ÖMER LÜTFÜ AVŞAR

HUKUKÇU


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları