Gıda hilesi nereye kadar? AZİZ EKŞİ
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Gıda hilesi nereye kadar? AZİZ EKŞİ

03.04.2018 08:36
Güncellenme:
Takip Et:

Gıda ve Tarım Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalar, gıdada taklit ve tağşişin Türkiye’de de önemli bir problem olduğunu gösteriyor. Hileli bulunan gıdalar arasında süt ve türevleri yüzde 38 ile birinci sırada. Dünya ölçeğinde hileli gıda oranı yüzde 7-10 arasında değişiyor. Avrupa’da gıda hilesi en önemli ilk 5 problemden birisi.

Gıda hilesi yalnız ülkemize özgü değil. Gerçek anlamda global bir problem. Üstelik günümüze de özgü değil. Antik çağa uzanan bir tarihsel geçmişi var. O nedenle, “eski bir problem ama güncel bir konu” olarak tanımlanıyor.
Dünya ölçeğinde hileli gıda oranı yüzde 7-10 arasında değişiyor. Bu yolla ortaya çıkan kayıp, Dünya Tüketici Örgütü’ne (WCO) göre 50 milyar dolar dolayında. Avrupa’da ise gıda hilesi en önemli ilk 5 problemden birisi. Europol’ün 65 ülkenin katılımı ile gerçekleştirdiği araştırmaya göre, 4 ayda 240 milyon Avro değerinde hileli gıda yakalanıyor. İngiltere’de hile nedeni ile gıda sektörünün kaybı yılda 12 milyar pound.

Taklit ve tağşiş
Gıda hilesi deyince, genel olarak ekonomik çıkar sağlamak amacı ile gıdaya uygulanan kasıtlı ve illegal işlemler ile yanıltıcı etiketleme anlaşılıyor. Hile, uygulamada karşımıza daha çok taklit ve tağşiş olarak çıkıyor. Tağşiş, gıdanın kendine özgü öğelerinden bir kısmının veya tamamının çıkarılması veya miktarının değiştirilmesi ya da yerine başka bir madde konulması. Taklit ise gıdanın taşımadığı bir özelliği taşıyor gibi veya olmadığı bir gıda gibi gösterilmesi. Öte yandan etiketteki bilgilerin o gıdanın doğasına, içeriğine, miktarına, kökenine vb. uygun olması gerekiyor ve buna aykırı durumlar yanıltıcı etiketleme olarak tanımlanıyor.
Gıda hilesinin birincil amacı ekonomik çıkar sağlanması. Ancak birçoğu insan sağlığı açısından da riskli. Türkiye’deki sahte rakı olayı bunun tipik örneği. Nitekim Europol’ün gerçekleştirdiği araştırma da gıda hilelerinden yüzde 27’sinin yanıltıcı bilgi, yüzde 22’sinin gıda güvenliği (insan sağlığı) ve yüzde 19’unun mali ihlal (vergi kaçırma vb) ile ilgili olduğunu gösteriyor.

Eski Mısır’dan beri
Gıda hilesinin, kentlerin oluşumu ile başladığı anlaşılıyor. Eski Mısır’da bira ve ekmek, Eski Yunan’da şarap ve zeytin yağı hile yapılan gıdaların başında geliyor. Ortaçağ’daki durum ise Sebastian Brandt (1457-1541) tarafından şöyle hicvediliyor: “Şarap saf olarak bırakılmadı/onunla çeşitli hileler yapıldı /güherçile, kükürt, odun külü, hardal otu/fıçı deliğinden şaraba katıldı.”
Gelelim 19. yüzyıla... İngiltere çayı ve kahveyi ithal ettiği ve pahalı olduğu için ancak varsıllar tüketebiliyor. Diğer insanlar da merak ediyor. Hileci için bulunmaz fırsat... Otellerdeki çay posası ve kahve telvesi ucuza toplanıyor. Çay posası demir bileşikleri ile boyanıyor. Kahveye nohut, hindiba, havuç ve turp unu katılıyor. Böylece çay ve kahve açığı hileci tarafından kapatılıyor.
1850’de İngiliz parlamenter T. Wakley, haftalık The Lancet dergisinde kampanya başlatıyor. Botanikçi 1854’te Arthur Hassall 2500 gıdayı hile açısından mikroskobik yöntemle analiz ediyor ve analiz sonuçları bu dergide yayımlanıyor. Bu çabaların sonucu olarak İngiltere’de gıda hilesini yasaklayan ilk yasal düzenleme 1874’te gerçekleşiyor.
Son yıllarda yaşanan deli dana (İngiltere, 1996), dioksinli yem (Belçika, 1999), sahte rakı (2005, Türkiye), melaminli süttozu (2008, Çin), at eti skandalı (Avrupa, 2013) gibi olaylar tüketicinin gıdaya duyduğu güveni azaltıyor. İngiltere’de, 5 yıl öncesine göre gıdaya güveni azalanların oranı üçte bir ve bunların yarısı, yaşanan güven kaybını 2013 yılındaki at eti skandalına bağlıyor.

Türkiye’deki gıdalar
Hedef gıdalara gelince... Dünyada, bilimsel dergilerdeki gıda hilesine ilişkin yayınlardan (1990- 2010 arası 584 yayın) yüzde 16’sı zeytinyağı hakkında. Bunu yüzde 14 ile süt, yüzde 7 ile bal, yüzde 5 ile safran ve yüzde 4 ile portakal suyu izliyor. Gıda ve Tarım Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalar, taklit ve tağşişin Türkiye’de de önemli bir problem olduğunu gösteriyor. Hileli bulunan gıdalar arasında süt ve türevleri (peynir, yoğurt vb) yüzde 38 ile birinci sırada. Bunu yüzde 22 ile et ve türevleri (salam, sucuk vb), yüzde 12 ile sıvı yağ (özellikle zeytinyağı), yüzde 11 ile gıda takviyeleri ve yüzde 10 ile bal izliyor.
Bu gıdaların ortak özelliği üretimin kısıtlı, talebin fazla ve fiyatın yüksek olması. Bazı gıdaların fiyat yüksekliği vergi oranından da kaynaklanabiliyor (şarap ve rakı gibi). Böylece hilecinin kolladığı fırsat doğuyor. Yakalanma olasılığı da düşük olunca hile yaygınlaşıyor.

Hile nedenleri
Hilenin ekonomik olup olmadığı; yakalanma olasılığı, analiz tekniği ve cezanın caydırıcılığı gibi başlıca üç faktöre bağlı. Yakalanma olasılığı yüksekse, kanıtlama yöntemi varsa ve uygulanan ceza caydırıcı ise hile artık ekonomik değildir. Bunlara, her gıdanın yeterince bulunduğu ve kolayca ulaşıldığı piyasa koşulunun da eklenmesi gerekiyor.
Yakalanma olasılığının artırılması, doğrudan kontrol sıklığı ile ilgilidir. Kontrol programı riske dayalı olmalıdır ve ne kadar sıkı ise hileli gıdaya rastlama olasılığı o kadar fazladır. Türkiye’de kayıtlı gıda işletmesi sayısı 630 bin dolayında. Bunların yaklaşık yüzde 48’i satış, yüzde 39’u tüketim ve yüzde 13’ü üretim yeridir. Kontrol 6300 dolayında denetçi ile gerçekleştiriliyor ve bir gıda işletmesi yılda ortalama 1.2 kez denetleniyor. Bu yeterli değildir. Bu sayının gıda işletmeleri genelinde 2.5’e yükseltilmesi gerekiyor ve bu da gıda denetçisi sayısının en az iki kat artırılmasından geçiyor.

Kontrol mekanizması
Kontrol sıklığı kadar analiz tekniği de önemli. Çünkü yargı ve ceza sürecinin başlaması için öncelikle hilenin laboratuvar analizi ile doğrulanması gerekiyor. Gerçi analiz tekniği alanında önemli gelişmeler oluyor ve özellikle kemometrik yaklaşım gıda hilelerinin kanıtlanmasını kolaylaştırıyor. Fakat bazı hilelerin kanıtlanmasında güçlük yaşandığı bir gerçektir. Ayrıca, analiz tekniği gibi hile tekniği de gelişiyor. Analiz tekniğindeki yeniliklerin bu açıdan da izlenmesi önem taşıyor.
Bu noktada analiz kapasitesine de değinmeden olmaz. Bununla kastedilen laboratuvar sayısı, donanımı ve analiz personelidir. Kapasite yeterli değilse analiz taleplerinin karşılanması gecikiyor. Analiz kalitesinin de akreditasyon ile güvence altına alınması gerekiyor. Türkiye’de gıda alanında 40 kamu laboratuvarı var. Bunların akredite olması olumludur. Fakat sayının yeterli olmadığı açık. 100 dolayında özel gıda kontrol laboratuvarı varlığı da bunu doğruluyor. Oysa gıda kontrolü bir kamu görevidir.

Cezaların yetersizliği
Kanıtlanan hileye uygulanan cezanın caydırıcılığı da kritik bir faktör. Ceza caydırıcı değilse hilecinin yaptığı yanına kalacak ve hile fırsatı kollayacaktır. Türkiye’de gıda hilesine karşı uygulanan para cezalarının her yıl güncellenmesi olumlu. Fakat bazı cezaların caydırıcı olduğu söylenemez. Örneğin bozulduğu, kokuştuğu ve raf ömrünün dolduğu saptanan bir gıda için verilen ceza 1.544 TL. Bunun gibi zorunlu personeli istihdam etmeyen işletmeye uygulanan para cezası sadece 4.638 TL.
Hilenin azaltılması yalnız kamunun görevi değil. Üretici firmalara ve tüketici örgütlerine düşen görevler de var. Üretici firmalar açısından, özellikle sağlanan girdilerin hileye ne kadar açık olduğunun belirlenmesi önemli. Tüketicinin ise yaygın gıda hileleri konusunda eğitilmesi gerekiyor ve bu görev öncelikle tüketici örgütlerine, yerel yönetimlere ve meslek odalarına düşüyor.

AZİZ EKŞİ Prof. Dr., Lefke Avrupa Üni.

Yazarın Son Yazıları

Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026