Kripto Varlıklar ve Borsaları - Av. Serkan GÜNEL
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kripto Varlıklar ve Borsaları - Av. Serkan GÜNEL

29.04.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Hukuk kısaca, toplumu düzenleyen ve devlet yaptırımıyla da güçlendirilmiş bulunan kuralların, yasaların bütünü olarak adlandırılmaktadır. Dolayısıyla amacı toplumu, toplumsal ilişkileri düzenlemek olan hukukun bu husustaki aracı ise devlet eliyle yaptırım gücü olan kurallardır. Hukuk, toplumu düzenlediği gibi, toplumun gelişen ve değişen ihtiyaçlarının da hukuku değişime zorladığı açıktır.

Özellikle 21.yüzyıl ile beraber hayatımızın her noktasında söz sahibi olan dijital donanımlar ve yazılımlara karşı hukuki alanda bir düzenleme getirme arayışı da sürmektedir. Bu açıdan Devletler ile dijital dünyanın anonim (bitcoin vs.) ya da bilinen (facebook, twitter vb.) geliştiricileri arasında gizli bir yarış olduğu da aşikardır. Lakin, yasama süreçlerinin uzunluğu ve uluslararası standartlar yaratma zorluğu nedeniyle dijital gelişmenin hızına yetişemeyen hukukun bu yarışta geride kaldığı tespiti de yanlış olmayacaktır.

Günümüzde başta internet alanında olmak üzere pek çok dijital konuda hukuki düzenlemeler dijital gelişmelere uyum sağlamakta zorlanmakta, bu da hukuki boşluklardan faydalanan kötü niyetli kişiler için suç işleme fırsatı yaratarak kişilerin mağduriyetine neden olmaktadır

ÜLKEMİZ ADINA ÜZÜCÜ

Bu yazının konusu olan ‘Kripto Paralar’ (Varlıklar) ise hem tanım hem de düzenleme bakımından tamamen hukuki düzenlemelerden ari gelişmekte olup adeta doğal hukuk teorisinin bir pratiğini yansıtmaktadır. Esasen blokzincir (blockchain) teknolojisi gibi daha önce bu sütunun da yazarlarından değerli Cem SAY hocanın pek çok yerde anlatmaya çalıştığı muazzam teknolojinin, işin sadece bir boyutu olan kripto varlıklarla anılması  ülkemiz adına üzücüdür.

İnsanların bir yandan kısa zamanda çok para kazanmasına sebep olan kripto varlıklar, bir yandan ise hesabını sormakta zorlandıkları hırsızlık ya da dolandırıcılık suçlarına konu olmaktadır. Kanuni ve teknik tanımına göre incelediğimizde “para” niteliği taşımayan kripto paralar için ‘Kripto Varlık’ tanımını kullanmanın daha doğru olduğu kanısındaysak da yukarıda değindiğimiz gibi toplumun da hukuku düzenlemeye zorladığına olan inancımızla bu konuda değişmesi gerekenin “para” kavramı olduğunu da söylenebilir. Ancak şu anki haliyle kripto varlık demek doğru olacaktır.

Önceleri otoriteler tarafından reddedilen,geleneksel yatırım araçlarıyla (dolar, altın, hisse senedi vb.) asla rekabet edemeyeceği söylenen Kripto Varlıklar özellikle hayata dijital gözlüklerle bakan genç kuşağın ani ve yoğun ilgisi ile artık en muhafazakar ekonomistlerin dahi görmezden gelemeyeceği bir ekonomik güç haline gelmiştir. Pandemi ile birlikte yükselişi ivme kazanan kripto para piyasası ise Nisan 2021 itibariyle iki trilyon doları aşan bir değere sahip hale gelmiştir.

Bu açıdan bakıldığında devletlerin ve uluslarüstü kuruluşların bu konuda bir standart belirlemesi zorunlu hale gelmiştir. Lakin,olası bir düzenlemenin iki yönlü olumsuz etkisinden korkulduğu da açıktır. Bunlardan ilki olumlu bir düzenleme ile geleneksel piyasa araçlarına karşı kripto paralara daha fazla bir yönelim sağlanarak geleneksel ekonominin dengelerini bozmak ve dolayısıyla devletlerin ekonomilerine zarar vermek, ikincisi ise olumsuz bir düzenleme ile (kısıtlama, yasaklama, ağır vergilendirme) bireysel yatırımcıları ani kayıplara uğratarak tepkiçekme ve bireysel iflaslarla toplum huzurunu ve düzenini bozmak.

"GAYRİ MADDİ VARLIK"

Öte yandan internetin doğası gereği,olası bir düzenlemenin muhakkak uluslararası olması gerekmesi yanında, bunun yaptırım açısından olanaksızlığı da bir diğer önemli sorundur. Devletlerin tekil düzenlemeleri ise kullanıcıların hareket serbestliği nedeniyle aynı vergi cennetleri hususunda olduğu gibi serbest ülkelerde işlem yapmaya yöneltecektir.

16 Nisan 2021 tarihli yönetmelikle mevzuatımızda ilk kez kriptovarlıklara yer verilmiştir. Düzenleme esasen kripto varlıklara yatırım yapmayı yasaklamazken bu varlıklar ile ödeme yapılmasını yasaklamayı amaçlamıştır. Bu çerçevede kripto varlıklara bir tanım da getirmeye çalışan yönetmelik, “dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlık” tanımıyla aslında ne olduğu ile beraber daha çok ne olmadığı ortaya koyulmaya çalışılmıştır.  

Elbette Devletin özellikle ekonomi alanında düzenleyici bir konum alması anlaşılabilir. Bu anlamda kendi parasını koruma güdüsüyle kirpto varlıkların ödeme alanında kullanılmasının yasaklanması da kabul edilebilir. Lakin geleceğe damga vuracağı açık olan blokzincir teknolojisi ve bunun bir kolu olan kripto varlıklara ilişkin ilk düzenlemenin ‘yasaklama’ amacı gütmesi bu yönde hem ülkemizde hem yurtdışında gelişmeye kapalı olduğumuz izlenimini doğurmaktadır. Teşbihte hata olmaz ise bu durum Osmanlı’da matbaanın yasaklanıp 200 yıl sonra ancak kullanılmaya başlanmasını hatırlatmaktadır. Gelişen teknoloji nehrinin ters yönüne kürek çekmenin ülkeye yararı olmayacağı açıktır.

Gelecekte merkeziyetsiz bir finans ile kredilerden sigortalanmaya kadar pek çok işlemin daha uygun fiyatlarla ve daha güvenli yapılabilmesini amaçlayan ve daha bu alanda yapılabileceklerin sınırı belli olmayan bu teknolojiyi yok saymak onu yok etmeyeceği gibi insanların daha da çok yönlenmesine yol açacağı ortadadır. O halde yapılması gereken çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma gayesiyle yeni teknolojilerin anlaşılmasını kolaylaştırırken bu alanda işlem yapacak kişilerin de hukuki güvenliğini sağlamaktır.

Bu anlamda ilk düzenlenmesi gereken yerlerden biri Kripto Para Borsaları’dır. Zira ülkemizin kendine özgü ekonomik koşulları insanların sadece yatırım yapmak için değil belirsiz enflasyon karşısında kazancının değerini korumak için dahi çeşitli varlıklara yatırım yapmaya yöneltmektedir. Türkiye şu an Avrupa’da kripto varlıklara yatırım yapan ülkeler arasında en yüksek işlem hacmine sahip üçüncü ülkedir.  Vatandaşların, karmaşık teknolojilere sahip olan bu kripto varlıkları alıp satabileceği yegane imkanı ise bu platformlardır. Bununla beraber şu anda ülkenin pek çok merkezi yerinde konuşlu kripto varlık alım satımı yapan dükkanlar bile mevcuttur.

VATANDAŞA İMKAN SUNULMALI

Ne bu fiziki dükkanlar ne de internet ortamında bulunan platformların düzenlendiği hiçbir yasa olmadığı gibi açılmaları izne de tabi değildir. Devlet bir an önce alım satım hizmeti veren bu platformlara ilişkin bir standart oluşturmalı ve lisanslandırmalıdır. Bununla beraber okullardan başlayarak temel teknoloji, finans ve hukuk okur-yazarlığının da gençlere öğretilmesi gerekmektedir. Elbette internetin özgür dünyasında vatandaşlar dilerse lisanssız borsalarda işlem yapabilir bunu engelleyebilmek mümkün değildir. Ancak burada kendini güvende hissetmek isteyen vatandaşa bir imkan sunulmalıdır.

Bu aşamada yakın zamanda çeşitli isimler ile açılıp yatırımcılarını mağdur eden kripto varlık borsalarına ilişkin de birkaç şey söylemek gerekir. Bu suça ilişkin öncesinde kişileri bu platformlara çekmek için yapılan kampanyalar, reklamlar ile birlikte TCK 158. Maddede düzenlenen Nitelikli Dolandırıcılık suçunun aradığı “hileli davranışlarla bir kimseyi aldatma” unsurunun oluştuğu söylenebilir. Zira burada düzenlemenin eksikliğinden yapının kanuna aykırı bir yapı olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak hiçbir suçun cezasız kalmaması gerektiği de açıktır.

Bununla beraber kişilerin bu kripto para borsalarında kullandıkları hesabın ‘hacklenmesi’ olarak adlandırılan verilerin ele geçirilmesi yoluyla burada tuttukları varlıkların çalınması şeklinde gelişen suçlar da yaşanmaktadır. Bu tip olaylarda hangi suç tipinin oluştuğu tartışmalıdır.


ÇÖZÜM DENETİM VE STANDART

Doktrinde, hırsızlık suçunun ancak taşınır bir mala karşı işlenebileceği, bu nedenle İnternet Bankacılığı ile işlenen suçlarda uygulanamayacağı konusunda bile görüşler baskınken para olarak nitelendirilmeyen Kripto Varlıkların çalınması halinde TCK 142. maddede yer alan nitelikli hırsızlık suçunun oluşmayacağı açıktır.

Bu açıdan, TCK’nın 10. bölümünde yer alan ‘Bilişim Alanında Suçlar’ başlığı altındaki düzenlemelere başvurmak gerekmektedir. TCK 244. madde “Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme veya Değiştirme” başlığı ile pek çok fiili bir arada düzenlemektedir. Kripto Para Borsaları’nda yatırıma konu hesabın bir başkası tarafından ‘hacklenmesi’ olarak adlandırılan suç fiili esasen TCK 244’te karşılığını bulmaktadır. Ancak bu maddede öngörülen cezanın caydırıcılık etkisi azdır bu nedenle bir ihtiyaçtan doğan elektrik hırsızlığı düzenlemesi gibi bir düzenleme bu alan için de gerekmektedir.

Burada şüphelinin bulunması açısından Kripto Para Borsaları’nın bazı bilgileri, soruşturmayı yürüten savcılıklarla paylaşması gerekmektedir. Her ne kadar sabit olmayan IP adresi kullanılarak yapılan veri hırsızlığına ilişkin kesin tespitler zor olsa da başka delillerle desteklendiğinde vakayı çözücü sonuçlar alınabilmektedir. Yapılacak bir lisans düzenlemesinde bu konuda da standartlar getirilip kişilerin güvenli yatırım yapmaları sağlanabilir. Sermaye yapısı güçlü kripto para borsalarının SPK mevzuatına benzer bir düzenleme veya bu mevzuatın içerisinde düzenleme yeri bularak bireysel yatırımcıya güvenle yatırım yapma imkanı verilebilir.

Ancak bir kez daha tekrarlamak gerekirse kripto varlıklar geleceğimizi derinden etkileyecek blokzincir teknolojilerinin sadece bir boyutudur. Bu nedenle daha geniş bir perspektiften ele alınıp muasır medeniyetler mertebesine ulaşma gayemiz sağlanmalıdır.

DEVLETİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Toplum düzenini korumakla mükellef devlet, suistimallere hukuk yoluyla engel olmalıdır. Ancak teknolojik gelişmelerin getirdiği yeni imkanları görmezden gelmek onları yok etmediği gibi,hukuki boşluktan yararlanan kötü niyetli kişileri daha da cesaretlendirmektedir.

Bu kapsamda kripto varlıkların da artık hayatımızda yer ettiği gerçeği karşısında bireysel yatırımcıyı koruyucu önlemlerin alınması ve aynı şekilde bankacılık ve borsa gibi kurumlarda yapılan düzenlemelere benzer düzenlemelerin,konunun tüm paydaşlarından görüşler alınıp yasaklayıcı değil, düzenleyici bir şekilde meclis tarafından yapılması gerekmektedir.

AV. SERKAN GÜNEL 

Yazarın Son Yazıları

Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026