Olayların Ardındaki Gerçek

Büyük Sarsıntı

24 Mart 2021 Çarşamba

AKP siyasal iktidarı, geçen hafta sonunda tartışma yaratan kararlar aldı. Aslında bu kararlarla kendi ayağına kurşun sıkıyor.

Andımız’ın okutulmaması kararı, hiçbir işe yaramayacak olan HDP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılması, İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle iptal edilmesi ve 20 ayda dördüncü Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması...

Her ne kadar Andımız’ın ilkokullarda okutulmasının yasaklanması Danıştay İdari Daireler Kurulu tarafından alınmış olsa da arka planda AKP’nin düşünsel zihniyetinin görüşü hatta baskısı olduğu biliniyor.

Bu ideolojinin temelinde, Sünni İslamın İhvancı kurallarının egemen olduğu bir toplum yaratmak amacı vardır. Biat-itaat temeline dayalı kul kimliğinin yaşama geçirilmesi rüyası yatmaktadır.

Halk Andımız’ı istiyor

Ancak bu olay toplumda ters tepti. Gazetemizin verdiği anket sonuçlarının gösterdiği gibi toplumun 76.6’sı Andımız’ın okutulmasını istiyor. 

Neden “Türküm, doğruyum, çalışkanım” sözünden rahatsızlık duyuluyor?

Türk kelimesi bir ırk tanımlaması değildir. Bir üst kimliktir. En doğrusunu ve güzelini Atatürk söylemiş: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” 

Dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ayrılığı gözetmeden tüm vatandaşların bir araya gelerek oluşturdukları, herkesi kucaklayan ortak bir üst kimlik tanımıdır bu.

İstanbul Sözleşmesi

10 yıl önce imzalanarak Meclis’in kabul ettiği İstanbul Sözleşmesi’ni, Erdoğan bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile iptal etti. 

Meclis’ten çıkan yasaları, bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle iptal edemezsiniz. Bir kanun, Cumhurbaşkanı kararnamesiyle kaldırılamaz. O zaman, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa Birliği Sözleşmesi ya da Birleşmiş Milletler Sözleşmesi de iptal edilebilir. Bu anayasaya tamamen aykırıdır. Cumhurbaşkanı ne kraldır ne padişahtır ne de otoriter bir devletin başıdır. Cumhurbaşkanı anayasaya uymak zorundadır.

Tarikatları memnun etmek

Meclis kararını ortadan kaldıran AKP siyasal iktidarı, tarikatları memnun etmek için tüm kadınları karşısına almaktan çekinmiyor. 

İstanbul Sözleşmesi’nin iptali “ileri reformlar yapacağız” denildiği, Avrupa Birliği’ne demet demet çiçek sunulduğu bir dönemde yapılıyor. AKP içeride ve dışarıda güven kaybediyor. İnanılırlığını yitiriyor. 

Merkez Bankası

Son 20 ayda 4’üncü kez Merkez Bankası Başkanı değiştiriliyor. Bu durum ekonomide sarsıntı yaratıyor. Enflasyonu olumsuz etkiliyor, döviz fiyatlarını yükseltiyor.

Dört ay önce göreve gelen Ağbal, Merkez Bankası politika faizlerini önce yüzde 15’e, sonra yüzde 17’ye çıkarmıştı. Döviz kurlarında bir dengeye doğru gidilirken iki gün önce görevden alındı. Ekonomi böyle yönetilemez. Enflasyon böyle indirilemez.

Yeni Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu, öncelikli hedefin enflasyonu düşürmek olduğunu, doğrudan para politikası araçlarını etkiler şekilde kullanacaklarını söylüyor. O gidenler de aynı cümleleri söylemişlerdi. 

Güven duygusu

AKP siyasal iktidarı, ekonomik alanda etkinliğini ve inanılırlığını yitirmiştir. Piyasada güven duygusu kalmamıştır. AKP iktidarının yumuşak karnı “güvenilirlik”, “inanılırlık” duygusunu yitirmiş olmasıdır. Siyasal yaşamda ve özellikle ekonomik alanlarda inanılırlık en önemli unsurdur.

Zaten kırılgan olan ekonomi tek adam olgusunun kesin olarak ortaya çıkmasıyla daha da hassas bir durum almıştır. Merkez Bankası Başkanlığı’na getirilen Kavcıoğlu, ilk aşamada AKP’nin geleneksel yapısına uygun olarak Twitter hesabından ekonominin düzelmesi yolunda “ayetler paylaşma”, “mübarek cuma kutlamaları” yapma yoluna gitmiştir.

Ekonomi Bilimdir

Oysa ekonomi alanı çok unsurludur. Ancak bilimsel yaklaşımlarla yönetilebilir. Burada ayetlere, cuma kutlamalarına yer yoktur. Böyle kolay olsaydı dualarla bu iş çözülebilirdi.

Unutulmasın er geç bir seçim olacaktır. Seçmen de güvenilirliğe bakacaktır. Seçmenin oyunu ekonomi ve hayat pahalılığı belirleyecektir.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları