Herkesi her zaman kandıramazsınız
Semih İdiz
Son Köşe Yazıları

Herkesi her zaman kandıramazsınız

04.08.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

AKP kurmayları sık sık iç ve dış kaynaklı bir “algı operasyonu” ile karşı karşıya olduklarından şikâyet ederler. Onlara göre Suriye konusunda yürütülen ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yıllar sonra “destansı” olarak görüleceğini iddia ettiği politikalar, art niyetli kişiler ve gruplarca karalanmaya çalışılıyor. Özetle AKP her zamanki gibi haklı, geri kalan herkes haksız.
İlerde ne tür “destanların” yazılacağını tarihe bırakmak gerekiyor. Ancak hükumetin tüm karşı çabalarına rağmen dış basındaki “AKP karşıtı algı operasyonunda” yeni bir dalganın başlangıcını görüyoruz. Buna sebep olan da yine AKP’nin kendisi. Bunun somut örneğini, Independent gazetesinin tanınmış yazarı Patrick Cockburn’ın 1 Ağustos tarihli yazısında da görüyoruz. Cockburn’ın ne dediğini uzun uzun anlatmak gibi bir niyetim yok.
Adresi verdim, arzu eden kendisi için okur. Ancak özetlersek, Cockburn İncirlik’ten kalkan uçakların, YPG’ye yardım edip edemeyeceği konusunda Ankara ile Washington arasında yaşanan anlaşmazlık yüzünden üssün hâlâ kullanılamadığına işaret ediyor. Bunun gardını alması için IŞİD’e zaman kazandırdığını belirtiyor. IŞİD’in, AKP iktidarından kaynaklanan bu tür avantajları gözeterek, TSK’nin kendisine karşı yaptığı sınırlı operasyona rağmen Türkiye’yi hedef almaktan çekindiğini söylüyor.
Washington ile “mutabakata” varılırken, üsten kalkan uçakların IŞİD ile sahada savaşan tek etkin güç olan YPG’ye destek sağlayacağı hesaba katılmamışsa, ciddi bir öngörüsüzlük söz konusu demektir. Öngörülüp de kâğıda dökülmemişse o zaman AKP’nin farklı hesaplar içinde olduğuna dair kuşkular iyice körüklenmiş olur.
Hükümetin, İncirlik üssünün kullanımına onay verip, “teröre karşı topyekûn mücadeleye” girme kisvesi altında Kürtlere karşı birkaç cephede birden savaş açtığını söyleyen Cockburn, buradaki asıl amacın AKP’nin Meclis çoğunluğunu kaybetmesine neden olan Kürtleri cezalandırmak olduğunu savunuyor. Bunu “içerde” söyleyenlerin sayısı da az değil tabii. Özetle Cockburn gibi düşünenlerin gözle görülür verilere dayanan izlenimlerine göre, Türkiye’nin önceliği IŞİD falan değil, Davutoğlu’nun ifadesiyle “evlatlarımızı feda etme” pahasına da olsa PKK ile topyekûn savaşa girmek ve bunu kullanarak HDP’yi saha dışına itip, kendi siyasi gündemini ilerletmek.
Davutoğlu, hızla yayılan bu izlenimi dağıtmak amacıyla Washington Post’a 30 Temmuz’da yayımlanan bir makale göndermiş. MİT TIR’ları meselesi ve Suruç katliamından sonra elle konmuş gibi bulundukları yerlerden toplanan İŞİD militanlarına karşı niçin daha önce davranılmadığı sorusu ortadayken, Davutoğlu yazısında, Türkiye’nin, ortaya çıktığı günden beri, “bu korkunç örgüt ile kararlılıkla mücadele ettiğini” savunmuş. Bu çerçevede şunları söylemiş:
“DAİŞ ortak düşmanımızdır ve ordusu ile ideolojisi elimizdeki tüm olanaklarla yenilgiye uğratılana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Ancak kimin DAİŞ’in ortaya çıkmasına neden olan koşulları yarattığını ve bu örgütle işbirliği yaptığını da gözden çıkarmamalıyız. Suriye, Şam’daki rejim çekilene kadar kurtarılamaz.”
Davutoğlu’nun sözlerinden, Batı’nın aksine, Ankara’nın önceliğinin hâlâ “Esed” olduğunu anlamak da güç değil. Fakat Davutoğlu aynı yazıda, Suriye için çözümün ABD ve Rusya öncülüğünde 2012’de ortaya çıkarılan “Cenevre Bildirisi’nde” yattığını söylemiş. Bu ise kafaları iyice karıştırıyor; zira o bildiri, Esad rejimi dahil, Suriye’deki tüm tarafların masaya oturmasını öngörüyor.
Davutoğlu’nun yazısının son paragrafındaki iki cümle ise ne denli samimi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bakın ne demiş: “Türkiye, son 13 yıl zarfında birçok açıdan olumlu anlamda değişmiştir. Zinde genç nüfusu, sağlam ekonomisi, canlı basını ve sivil örgütleri dahil olmak üzere, gerekli olan tüm denetim ve denge unsurlarına tabi olan eksiksiz demokrasisi ile Türkiye bir başarı hikâyesidir.”
AKP’nin Suriye konusundaki vahim hataları bir yana, Türkiye’de olup bitenler aleni bir şekilde ortadayken, bu sözlere inanılmasını beklemek, sadece kendi insanını değil, dünyayı da aptal yerine koymak demektir. Burada Abraham Lincoln’un lafı tekrar akla geliyor. “Bazılarını her zaman, herkesi de bazen kandırabilirsiniz, ancak herkesi her zaman kandırmak mümkün değil.”
Hal böyle olunca “algı operasyonunu” aslında kimin yürüttüğü -veya en azından yürütmeye çalıştığı- daha iyi görülüyor.  

Yazarın Son Yazıları

Kahraman’ın sözleri yararlı oldu

Kahraman’ın sözleri yararlı oldu

Devamını Oku
29.04.2016
Gül’ün adı niçin yok?

Gül’ün adı niçin yok?

Devamını Oku
26.04.2016
Dış politikada demagojiye devam...

Dış politikada demagojiye devam...

Devamını Oku
22.04.2016
Çağdaşlık treni kaçıyor

Çağdaşlık treni kaçıyor

Devamını Oku
19.04.2016
Erdoğan’ın istediği sonucu alması zor görünüyor

Erdoğan’ın istediği sonucu alması zor görünüyor

Devamını Oku
16.04.2016
Batı'nın tonu giderek sertleşiyor

Batı'nın tonu giderek sertleşiyor

Devamını Oku
15.04.2016
Türkler Preet Bharara’yı niçin bu kadar çok seviyor?

Türkler Preet Bharara’yı niçin bu kadar çok seviyor?

Devamını Oku
12.04.2016
Akılcı perspektiflerin kaçınılmaz zorunluluğu

Akılcı perspektiflerin kaçınılmaz zorunluluğu

Devamını Oku
08.04.2016
Erdoğan’ın ABD ziyareti

Erdoğan’ın ABD ziyareti

Devamını Oku
05.04.2016
Erdoğan’a diplomatik ‘mukabele-i bilmisil’

Erdoğan’a diplomatik ‘mukabele-i bilmisil’

Devamını Oku
01.04.2016
Erdoğan sevmese de diplomasi kuralları değişmez

Erdoğan sevmese de diplomasi kuralları değişmez

Devamını Oku
29.03.2016
Belçika’yı topa tutarken kendi zafiyetlerimizi unutmayalım

Belçika’yı topa tutarken kendi zafiyetlerimizi unutmayalım

Devamını Oku
25.03.2016
Ülkenin gidişatı hiç de parlak değil

Ülkenin gidişatı hiç de parlak değil

Devamını Oku
22.03.2016
Anlaşmayı ciddi zorluklar bekliyor

Anlaşmayı ciddi zorluklar bekliyor

Devamını Oku
19.03.2016
Liderler ‘yıkım senaryolarından’ medet ummamalı

Liderler ‘yıkım senaryolarından’ medet ummamalı

Devamını Oku
18.03.2016
Gün elbirliği ile çözüm arama günüdür

Gün elbirliği ile çözüm arama günüdür

Devamını Oku
15.03.2016
Mülteci anlaşmasının ‘getirisi’ ve ‘götürüsü’

Mülteci anlaşmasının ‘getirisi’ ve ‘götürüsü’

Devamını Oku
11.03.2016
Davutoğlu’nun İran ziyareti...

Davutoğlu’nun İran ziyareti...

Devamını Oku
08.03.2016
PYD’nin durumu sanıldığı kadar sağlam görünmüyor

PYD’nin durumu sanıldığı kadar sağlam görünmüyor

Devamını Oku
04.03.2016
Gerçek gazetecilere karşı yürütülen algı operasyonu

Gerçek gazetecilere karşı yürütülen algı operasyonu

Devamını Oku
01.03.2016
Yoksa AKP Sünni Araplara güvenmiyor mu?

Yoksa AKP Sünni Araplara güvenmiyor mu?

Devamını Oku
26.02.2016
Etrafımızdaki çember daralıyor

Etrafımızdaki çember daralıyor

Devamını Oku
23.02.2016
Ortadoğu bataklığına sürüklenmemeliyiz

Ortadoğu bataklığına sürüklenmemeliyiz

Devamını Oku
19.02.2016
Umarız ‘büyüklerimiz’ ne yaptıklarını biliyorlar

Umarız ‘büyüklerimiz’ ne yaptıklarını biliyorlar

Devamını Oku
16.02.2016
AKP’nin Türkiye için yarattığı Suriye hezimeti

AKP’nin Türkiye için yarattığı Suriye hezimeti

Devamını Oku
12.02.2016
Suriye gerçeğini ‘Eyli meyli’ çıkışlarla anlamak mümkün değil

Suriye gerçeğini ‘Eyli meyli’ çıkışlarla anlamak mümkün değil

Devamını Oku
09.02.2016
Erdoğan'a sitemden başka seçenek kalmadı

Erdoğan'a sitemden başka seçenek kalmadı

Devamını Oku
05.02.2016
Rusya ile çatışma olasılığı yabana atılamaz

Rusya ile çatışma olasılığı yabana atılamaz

Devamını Oku
02.02.2016
Türkiye’nin PYD baş ağrısı bitmiş değil

Türkiye’nin PYD baş ağrısı bitmiş değil

Devamını Oku
29.01.2016
Türkiye’nin PYD sınavı

Türkiye’nin PYD sınavı

Devamını Oku
27.01.2016
Biden ziyareti anlaşmazlıkların altını çizdi

Biden ziyareti anlaşmazlıkların altını çizdi

Devamını Oku
26.01.2016
Davutoğlu’nu dinleyen var mı?

Davutoğlu’nu dinleyen var mı?

Devamını Oku
22.01.2016
Davutoğlu’nun çıktığı Avrupa turunun arka planı

Davutoğlu’nun çıktığı Avrupa turunun arka planı

Devamını Oku
19.01.2016
‘Akıllı dış politikanın’ kaçınılmaz önemi

‘Akıllı dış politikanın’ kaçınılmaz önemi

Devamını Oku
15.01.2016
AKP ‘coğrafyanın intikamı’ ile tanışıyor

AKP ‘coğrafyanın intikamı’ ile tanışıyor

Devamını Oku
12.01.2016
Türkiye adına kim konuşuyor?

Türkiye adına kim konuşuyor?

Devamını Oku
08.01.2016
Türkiye Cumhuriyeti’nin içine düşürüldüğü vahim durum

Türkiye Cumhuriyeti’nin içine düşürüldüğü vahim durum

Devamını Oku
05.01.2016
Dış politikada zor bir yıl bekliyor bizi

Dış politikada zor bir yıl bekliyor bizi

Devamını Oku
01.01.2016
Bölge yeniden şekillenirken Türkiye’nin rolü ne olacak?

Bölge yeniden şekillenirken Türkiye’nin rolü ne olacak?

Devamını Oku
29.12.2015
Amerika’daki Donald Trump vakıası

Amerika’daki Donald Trump vakıası

Devamını Oku
25.12.2015