Suriye denklemi Ankara için iyice karmaşık bir hal aldı. AKP iktidarının öngörüsüzlüğü yüzünden Türkiye, süper güçlerin kontrolündeki satranç tahtasının en zayıf halkası oldu. Hatalı politikaları sayesinde Ankara, Suriye’de kendisine güçlü rakipler yarattı.
Bugün Türkiye’nin sadece Rusya ile değil ABD ile de ciddi görüş ayrılıkları var. Ne Washington’u Suriye’deki Kürtleri silahlandırmaktan ne de Moskova’yı Esad’ı desteklemekten vazgeçirebildi. Bu konularda yaptığı “uyarıların” hepsi havada kaldı.
Şimdi aynı filmi Bayırbucak Türkmenleri konusunda göreceğiz. Başbakan Davutoğlu’nun, Rus savaş uçakları ile desteklenen Suriye ordusunun Türkmenlere karşı taarruzunu “sert bir dille” eleştirdiğini okuyoruz. Dışişleri’ne çağrılan Ankara’daki Rus Büyükelçisi’nden de “izahat” istenmiş.
Türkiye ayrıca konuyu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıyacakmış. Kulağa hoş geliyor ama bundan ne çıkmasını beklediği belli değil. Rusya’nın vetosu sayesinde konu büyük olasılıkla ya gündeme alınmayacak ya da alınacaksa bir sonuç çıkmayacak.
Rusya’nın Türkmenlere karşı operasyonları durmazsa ne yapabileceği de belli değil. Türkmenlerin ise Türkiye ve ABD’den acil olarak ne istediklerini Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa açıkladı. Uçaksavar gönderilmesini ve Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge ilan edilmesini istiyorlar. Uçaksavarları, Suriye ve Rus savaş uçaklarına karşı kullanmayı planlıyorlar. Ankara bunları gönderirse Moskova’yı askeri olarak karşısına alacak. Washington ise Rusya ile çatışma ve bunların yanlış ellere düşme riskini hesaba katarak göndermez.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de zaten, Suriye’deki askeri operasyonlarının Esad ile ilgisi olmadığını, tümüyle IŞİD odaklı olduğunu söylüyor. Bu arada Başkan Obama, G20 zirvesi sırasında, güvenli bölge fikrini desteklemediklerini açıkça söyledi.
Suriye’de “vekâleten” yürütülen “çok taraflı savaşta” Türkmenlere ve radikal bazı dinci gruplara hafif silahlar gönderenler arasında Türkiye’nin de olduğu söyleniyor. Batılı istihbarat kaynaklarına dayanan Batı basını bu grupların arasında ABD ile Rusya’nın “terör örgütü” listesindeki El Nusra’nın da olduğunu iddia ediyorlar.
Hükümete yakın Rus medyası ise, Türkmenlerin El Nusra bağlantılı olduğunu iddia ediyor ve Lazkiye’nin kuzeyinde IŞİD’in bulunmadığı bölgelerdeki operasyonların bu “terörist grupları” hedeflediğini yazıyor. Kısacası Moskova, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “terörist gruplar arasında fark gözetilemez” söylemini tersine çevirip Ankara’ya iade ediyor.
Rusya’nın amacını anlamak aslında zor değil. Suriye müzakerelerinin Viyana’da varılan mutabakat üzerinden başlaması öncesinde, Lazkiye’nin kuzeyinde Türkiye sınırına kadar olan bölgenin rejimin eline geçmesi için savaşıyor. Yani, Akdeniz sahillerine kadar geniş bir bölgenin Esad’ın kontrolüne girmesi için çalışıyor.
Bu arada, Türkiye’nin de Suriye sınırı boyunca, 98 kilometrelik bir alanı IŞİD’den arındırmak için ABD desteği ile nokta operasyonlar başlattığı belirtiliyor. Burada Türk askerlerini değil, Türkmenlerin kullanıldığı söyleniyor. Fakat bu operasyonlar Esad güçlerine karşı yapılmıyor. Öyle olsaydı ABD desteklemezdi, çünkü rejim ve Rusya ile açıkça çarpışır hale gelmek istemiyor.
Özetle, ne ABD’nin, ne de Rusya’nın Suriye’deki pozisyonu Ankara’ya uyuyor, çünkü üçünün hesapları çok farklı. Türkmenler, Kürtler, Esad, mülteciler derken Ankara’nın bu karmaşadan nasıl çıkacağı belli değil. Şu anda tek yapabildiği şey Rusya’yı dengeleyebilmek için ABD ile hareket etmekten ibaret.
Bunu yaparken de dümenin kimin elinde olduğu açık. Uzun lafın kısası, Türkiye kolay kazanamayacağı bir mücadelenin ortasına attı kendisini.
Türkiye kazanamayacağı bir mücadeleye girdi
Yazarın Son Yazıları
Kahraman’ın sözleri yararlı oldu
Gül’ün adı niçin yok?
Dış politikada demagojiye devam...
Çağdaşlık treni kaçıyor
Erdoğan’ın istediği sonucu alması zor görünüyor
Batı'nın tonu giderek sertleşiyor
Türkler Preet Bharara’yı niçin bu kadar çok seviyor?
Akılcı perspektiflerin kaçınılmaz zorunluluğu
Erdoğan’ın ABD ziyareti
Erdoğan’a diplomatik ‘mukabele-i bilmisil’
Erdoğan sevmese de diplomasi kuralları değişmez
Belçika’yı topa tutarken kendi zafiyetlerimizi unutmayalım
Ülkenin gidişatı hiç de parlak değil
Anlaşmayı ciddi zorluklar bekliyor
Liderler ‘yıkım senaryolarından’ medet ummamalı
Gün elbirliği ile çözüm arama günüdür
Mülteci anlaşmasının ‘getirisi’ ve ‘götürüsü’
Davutoğlu’nun İran ziyareti...
PYD’nin durumu sanıldığı kadar sağlam görünmüyor
Gerçek gazetecilere karşı yürütülen algı operasyonu
Yoksa AKP Sünni Araplara güvenmiyor mu?
Etrafımızdaki çember daralıyor
Ortadoğu bataklığına sürüklenmemeliyiz
Umarız ‘büyüklerimiz’ ne yaptıklarını biliyorlar
AKP’nin Türkiye için yarattığı Suriye hezimeti
Suriye gerçeğini ‘Eyli meyli’ çıkışlarla anlamak mümkün değil
Erdoğan'a sitemden başka seçenek kalmadı
Rusya ile çatışma olasılığı yabana atılamaz
Türkiye’nin PYD baş ağrısı bitmiş değil
Türkiye’nin PYD sınavı
Biden ziyareti anlaşmazlıkların altını çizdi
Davutoğlu’nu dinleyen var mı?
Davutoğlu’nun çıktığı Avrupa turunun arka planı
‘Akıllı dış politikanın’ kaçınılmaz önemi
AKP ‘coğrafyanın intikamı’ ile tanışıyor
Türkiye adına kim konuşuyor?
Türkiye Cumhuriyeti’nin içine düşürüldüğü vahim durum
Dış politikada zor bir yıl bekliyor bizi
Bölge yeniden şekillenirken Türkiye’nin rolü ne olacak?
Amerika’daki Donald Trump vakıası