AKP iktidarı, “Esed” güçlerinin ülkenin kuzeyinde ve doğusunda gerilemeleriyle Suriye’de arzuladığı senaryonun nihayet gerçekleşme yoluna girdiğine inanabilir. Gerçekten böyle düşünüyorsa, Suriye konusunda bugüne kadar yaptığı hatalardan ders almamış demektir, zira gelişmeler Ankara’nın öngöremediği yönde ilerlemeye devam ediyor.
Birçok gözlemcinin işaret ettiği gibi Suriye bölünmeye doğru gidiyor. Esad rejiminin de planlarını buna göre yaptığını gösteren emareler var.
Bir yandan, kaybettiği yerlerdeki halkı sindirip kaçırtmak için havadan ölüm yağdırırken, diğer yandan Şam’ın güneyinden başlayarak kuzeyde Lazkiye’ye kadar uzanan ve Humus ile Hama şehirlerini de içine alarak sırtını Akdeniz’e dayayan bir bölgeyi güven altına almaya çalışıyor.
Ülkenin bölünmesi halinde, IŞİD korkusuyla kendisini destekleyen Aleviler, Hıristiyanlar ve laik orta sınıf Sünnilerden oluşan bir bölgeyi elde tutmayı hedefliyor. Ülkenin diğer iki bölgesinin ise IŞİD ve benzeri gruplarla Kürtlere kalacağa benziyor. Bunlar da Türkiye’nin yeni komşuları olacak. AKP yandaşları ve aşırı milliyetçi kesimler arasında hâlâ Suriyeli Kürtleri IŞİD’den daha tehlikeli sayanlar var. Bu yaklaşımı nereye kadar sürdüreceklerini bilemeyiz ama ciddi bir sorunları var.
Stratejik bir avantaj
Kobani ve Tel Abyad’da rüştlerini ispatlayan Kürtlerç Batı’nın sempatisini ve desteğini sağlayarak Türkiye’ye karşı stratejik bir avantaj elde ettiler. Suriyeli Kürtlerin şemsiye örgütü haline gelen PYD, AKP iktidarı ve aşırı milliyetçiler istese de istemese de bugün Türkiye’nin önünde inkâr edilemez bir gerçek olarak duruyor.
Suriye’nin bölünmesi halinde Batı’nın, Türkiye’nin güney sınırları boyunca dost ve müttefik saydığı PYD ve ona bağlı grupları mı, yoksa radikal Sünni unsurları mı görmek isteyeceği sorusunu somaya bile gerek yok. İşlerin bu noktaya gelmesinde, Suriye konusunda irrasyonel politikalarda ısrar eden AKP iktidarının önemli bir katkısı var.
IŞİD ve El Nusra gibi örgütlere bir şekilde geçit verip, bunların Esad rejiminin devrilmesini sağlayarak ülkenin Sünni ağırlıklı bir yönetimin eline geçmesini isteyen sonuçta AKP’dir. Oysa bu grupların Suriye’ye girmeleri ve kanser hücreleri gibi yayılmaları Suriye krizini daha da içinden çıkılmaz hale getirdi. AKP’nin, “Osmanlı evladıyız, buraları en iyi biz biliriz” şeklindeki böbürlenmelerinin örtemediği miyop bakış açısı bunu görmesini engelledi.
AKP, ABD’nin El Nusra’yı terörist örgüt ilan etmesine bile başta karşı çıkıp, çok sonra gelen baskılar üzerine bu grubu da terörist örgütler listesine eklemek zorunda kalmıştı. Ancak, Suriyeli Kürtlerin ortaya çıkmasıyla birlikte, radikal İslamcı grupların Kürtlerin önünü kesmelerini umduğunu da pek gizleyemedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Kobani ve Tel Abyad sonrasındaki sert söylemiyle bu kanaat Batı’da iyice yerleşti.
Karmaşık demografik yapı
Özetle Ankara, Suriye politikasını sırf “Esed’in devrilmesi” üzerine oturtup,
o ülkedeki karmaşık demografik yapıyı görmezden gelerek ve ortaya çıkan Suriyeli Kürtler meselesini de yanlış idare ederek ülkenin bölünmesine katkıda bulundu. Bu aşamada Türkiye’nin, Suriyeli Kürtlerin yükselişini engellemesi de artık mümkün değil.
Bunu yapmaya çalışırsa Batı’nın, IŞİD ile mücadelesinde Türkiye’den daha çok güvendiği Kürtlere olan desteği artacaktır. Türkiye’nin orta ve uzun vadede başını asıl ağrıtacak olan bölgeler ise Kürt bölgesi değil, IŞİD ve El Nusra gibi örgütlerin kontrolüne geçen ve Afganistan ile Pakistan’ı aratmayacak olan Sünni bölgeler olacaktır.
Uzun lafın kısası, bırakın AKP’nin Suriye senaryosunun gerçekleşmesini, Türkiye’nin Suriye açmazı farklı boyutlar kazanarak büyüyor.
Türkiye’nin Suriye açmazı büyüyor
Yazarın Son Yazıları
Kahraman’ın sözleri yararlı oldu
Gül’ün adı niçin yok?
Dış politikada demagojiye devam...
Çağdaşlık treni kaçıyor
Erdoğan’ın istediği sonucu alması zor görünüyor
Batı'nın tonu giderek sertleşiyor
Türkler Preet Bharara’yı niçin bu kadar çok seviyor?
Akılcı perspektiflerin kaçınılmaz zorunluluğu
Erdoğan’ın ABD ziyareti
Erdoğan’a diplomatik ‘mukabele-i bilmisil’
Erdoğan sevmese de diplomasi kuralları değişmez
Belçika’yı topa tutarken kendi zafiyetlerimizi unutmayalım
Ülkenin gidişatı hiç de parlak değil
Anlaşmayı ciddi zorluklar bekliyor
Liderler ‘yıkım senaryolarından’ medet ummamalı
Gün elbirliği ile çözüm arama günüdür
Mülteci anlaşmasının ‘getirisi’ ve ‘götürüsü’
Davutoğlu’nun İran ziyareti...
PYD’nin durumu sanıldığı kadar sağlam görünmüyor
Gerçek gazetecilere karşı yürütülen algı operasyonu
Yoksa AKP Sünni Araplara güvenmiyor mu?
Etrafımızdaki çember daralıyor
Ortadoğu bataklığına sürüklenmemeliyiz
Umarız ‘büyüklerimiz’ ne yaptıklarını biliyorlar
AKP’nin Türkiye için yarattığı Suriye hezimeti
Suriye gerçeğini ‘Eyli meyli’ çıkışlarla anlamak mümkün değil
Erdoğan'a sitemden başka seçenek kalmadı
Rusya ile çatışma olasılığı yabana atılamaz
Türkiye’nin PYD baş ağrısı bitmiş değil
Türkiye’nin PYD sınavı
Biden ziyareti anlaşmazlıkların altını çizdi
Davutoğlu’nu dinleyen var mı?
Davutoğlu’nun çıktığı Avrupa turunun arka planı
‘Akıllı dış politikanın’ kaçınılmaz önemi
AKP ‘coğrafyanın intikamı’ ile tanışıyor
Türkiye adına kim konuşuyor?
Türkiye Cumhuriyeti’nin içine düşürüldüğü vahim durum
Dış politikada zor bir yıl bekliyor bizi
Bölge yeniden şekillenirken Türkiye’nin rolü ne olacak?
Amerika’daki Donald Trump vakıası