Laik Cumhuriyetin önemini kavramak

Laik Cumhuriyetin önemini kavramak

05.04.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

"Türk devleti laiktir... Devlet idaresinde bütün kanunlar, nizamlar ilmin çağdaş medeniyete temin ettiği esas ve şekillere, dünya ihtiyaçlarına göre yapılır ve uygulanır… Cumhuriyet din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı, milletin çağdaş ilerlemesinde başlıca başarı etkeni görür ”1 (Atatürk, 1930)

Cumhuriyetimiz 100. yılında antiteziyle sınanıyor. Siyasal İslamcı iktidar ve ortakları, laik Cumhuriyeti “dinsel vesayet” altına alarak dönüştürmenin hesaplarını yapıyor. Muhalefet ise bu durumu fazla önemsemiyor. Türkiye böyle bir ortamda seçime gidiyor. Peki, seçmen laik Cumhuriyetin öneminin ne kadar farkında?

ÖZGÜR AKIL, AYDINLANMA, LAİKLİK

Çağdaş uygarlık, özgür aklın eseridir. Kant’a göre aklın özgürleşmesi için insanın “kendi aklını kullanma cesareti göstermesi” gerekir. Başkasının yönlendirmesi olmadan kendi aklını kullanma cesaretini gösteren insan “erginleşmiş” insandır. Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Aklını kullanma cesareti gösterip erginleşemeyen insan başkaları tarafından kolayca yönlendirilebilmiş ve yönetilebilmiştir. Batı’da Rönesans ve Reform hareketleriyle başlayan Aydınlanma sayesinde aklını kullanma cesareti gösteren insan erginleşmeyi başarmıştır. Bunun için aklı sınırlandıran otoriteye -kiliseye, engizisyona- başkaldırmak gerekmiştir.

Aydınlanmış toplum –anayasada yazılı olmasa bile- laik toplumdur. Laiklik, din ile dünya işlerini birbirinden ayırarak “din işlerini” vicdana, “dünya işlerini” ise özgür akla bırakmıştır. Laik devlette siyaset, hukuk, eğitim, ekonomi gibi dünya işleri değişmeyen dinsel kurallarla değil, zamanla değişen dünyevi kurallarla yürütülür. Laik devlet, her türlü “dinsel vesayetten” kurtulmuş, egemenliğin “kayıtsız-şartsız” ulusa ait olduğu çağdaş hukuk devletidir. Laik devletin bireyi ise “aklını kullanan” vicdan özgürlüğüne sahip bireydir.

İslamda din ve dünya işlerinin fazlaca iç içe geçmiş olduğu, bu iki alanın birbirinden ayrılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle İslam dünyasında laikliğin olamayacağı iddia edilmiştir, edilmektedir. Ancak, sürekli değişen dünyada bir devleti değişmeyen kurallarla yönetmeye kalkmak, zamanı durdurmaya çalışmaktan farksızdır. İslam dünyası, bu yöndeki ısrarın acı, yıkıcı, yok edici sonuçlarıyla hâlâ yüzleşebilmiş değildir. İslam dünyasında bu yüzleşmeyi yapabilen -üstelik 100 yıl önce bunu başaran- tek ülke Türkiye Cumhuriyeti, ilk lider Atatürk’tür.

ATATÜRK’ÜN LAİKLİK ISRARI

Atatürk’ün laiklik ısrarının ardında aklı özgürleştirme, insanı “erginleştirme” ve toplumu aydınlatma düşüncesi vardır.

Atatürk, uygarlığın anahtarının “akıl” ve “bilim” olduğunun farkındaydı. Bu nedenle “Benim manevi mirasım ilim ve akıldır.” “En hakiki mürşit ilimdir, fendir.” “İlim ve fen nerede ise oradan alınmalıdır.” “Hastalığın tedavisi ancak ilmi ve fenni tarzda yapılacak olursa şifa verici olur” demişti. Bu nedenle “Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir” demişti.

Ancak tarihin herhangi bir döneminde dünyanın herhangi bir yerinde olduğu gibi Türkiye’de de “ilim ve fen” için özgürleşmiş akla, erginleşmiş insana (bireye) ihtiyaç vardı. İşte bu nedenle Atatürk, Cumhuriyeti ilan ederken sanayileşmemiş ve aydınlanmamış bir din-tarım toplumunda aklı özgürleştirmek için laikliğe yöneldi. Böylece “kendi aklını kullanma cesaretini göstererek” Türk Aydınlanmasını başlattı. Prof. Ahmet Mumcu’nun deyişiyle “Atatürk, Türk tarihinde gerçek akılcılık çağını başlatan insandır.”

DEVLETİ LAİKLEŞTİREN DEVRİMLER

Atatürk’ün tüm devrimleri aslında temel bir amaca, devleti laikleştirmeye yöneliktir.

1920’de üzerine padişah gölgesi düşmeyen TBMM’nin açılması, 1921’de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen anayasanın kabulü, 1922’de saltanatın kaldırılması, 1923’te cumhuriyetin ilanı ve 1924’te halifeliğin kaldırılması ile dinsel kaynaklı saray (sultan/halife) egemenliğinin yerini “millet egemenliği” aldı. Sarayın kulları Cumhuriyetin eşit yurttaşlarına dönüştü. Dinsel-mezhepsel bağa dayanan ümmet bilincinin yerini aidiyet duygusu, birlikte yaşama arzusu, ortak tarih, ortak dil gibi değerlere dayanan “ulus bilinci” aldı. (Ulusçuluk; din, mezhep, etnik köken ayrımı gözetmeden tüm yurttaşların hukuki eşitliğini esas alır. Bu hukuki eşitlik, ayrıcalıkları ve ayrışmaları önleyerek ulusal bütünlüğü sağlar. Bu nedenle ulus devletin çimentosu laikliktir.)

1924’te dinsel mahkemeler kaldırıldı. Din İşleri Bakanlığı’na son verildi. 1926’da Türk Ceza Kanunu kabul edildi. Vergi ve toprak reformları yapıldı. 1926’da Türk Medeni Kanunu kabul edildi. Kadınlara en temel sosyal hakları verildi. 1928’de “Devletin dini İslam’dır” maddesi anayasadan çıkarıldı. Dinsel yemin yerine “şeref-namus” üzerine yemin kabul edildi. “Meclis dinsel hükümleri yerine getirir” ilkesi anayasadan çıkarıldı. 1930 ve 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 1931’de CHP’nin 6 ilkesinden biri olarak kabul edilen laiklik 1937’de anayasaya girdi. Bu devrimlerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dinsel kurallarla değil, insan aklının ürünü dünyevi kanunlarla yönetilmeye başlandı. Çağdaş Türk demokrasisi bu laik siyasal dönüşümün eseridir.

Türkiye’de kadın haklarının güvencesi, uygar yaşamın garantisi laik Cumhuriyettir. Atatürk, manevi kızı Rukiye’nin Dolmabahçe Sarayı’ndaki düğün töreninde. (22 Mayıs 1930)

1924’te Tevhidi-i Tedrisat Kanunu kabul edildi. Medreseler kapatıldı. Karma eğitime geçildi. 1928’de yeni Türk harfleri kabul edildi. 1929’da halka yeni harfleri öğretmek için Millet Mektepleri açıldı. Arapça, Farsça derslerine son verildi. 1933’te üniversite reformu yapıldı. 1940’ta Köy Enstitüleri kuruldu. Böylece eğitim laikleştirildi. Akılcı, bilimsel, ulusal ve çağdaş eğitime geçildi. Bu sayede özgür akla sahip “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller” yetişti. Türkiye’nin bilim, kültür, sanat temeli büyük oranda bu nesillerin eseridir.

1923’te İzmir İktisat Kongresi düzenlendi. Devletin özel teşebbüsü desteklediği Karma Ekonomi sistemi benimsendi. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrası 1933’te Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlandı, “Planlı Devletçiliğe” geçildi. Devlet büyük yatırımlar yapmaya başladı. Ekonomi politika, “naslara” göre değil, piyasa koşullarına, ülkenin ve dünyanın durumuna göre belirlendi.

1925’te tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. (Tarikatların ve cemaatlerin kapatılması aklın özgürleşmesi bakımından çok önemlidir.) 1925’te şapka (kılık kıyafet) devrimi yapıldı. 1926’da yeni takvim ve saat, 1931’de yeni ölçü birimleri kabul edildi. 1931’de Türk Tarih Kurumu, 1932’de Türk Dil Kurumu kuruldu. 1932’de din dili Türkçeleştirildi. 1934’te Soyadı Kanunu kabul edildi. 1935’te hafta tatili pazara alındı. Böylece toplumsal hayat, çağdaş ve ulusal değerlerle biçimlendirilmeye başlandı.

Atatürk, tarihten çıkardığı dersle “Medeni olmayan milletler, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkûmdurlar” diyordu.2 Savaş meydanlarında elde edilen bağımsızlığın sürdürülebilmesi için çağdaşlaşma, çağdaşlaşma için laiklik gerekliydi. Savaşların yıkımını gören Atatürk, laik Cumhuriyetin temeline “barışı” koydu. Türk tarihinin en uzun süreli -şimdilik 100 yıllık- kesintisiz barış dönemi laik Cumhuriyetin eseridir.

Sonuç olarak Türkiye’de tam bağımsızlığın, ulusal egemenliğin, demokrasinin, ulus bilincinin, özgür aklın, birey olmanın, fırsat eşitliğinin, kadın haklarının, çağdaş hukukun, kültür-sanatın, akılcı ve bilimsel eğitimin, ekonomik kalkınmanın, uygar yaşamın ve barışın güvencesi laik Cumhuriyettir. 14 Mayıs’ta sandığa giden herkesin bu gerçeğin farkında olması gerekir.

Dipnotlar: 1- Afet İnan, Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk’ün El Yazıları, s. 56, 352. 2- Arı İnan, Düşünceleriyle Atatürk, s. 123

Yazarın Son Yazıları

İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025