Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

22.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı. Ekmeğimizi kendi unumuzdan yoğurmak, şekerimizi kendi pancarımızdan almak, bezimizi kendi pamuğumuzdan dokumak... Ah bir buna muvaffak olsaydık...” (Falih Rıfkı Atay)

Aslında Osmanlı Devleti, Sanayi Devrimi’ni kaçırmak istemiyordu. Ancak ne yeterli teknolojisi, ne yetişmiş elemanı ne de yeterli sermayesi vardı. Osmanlı’da 1866’da Islah-ı Sanayi Encümeni kurulmasından 1913’te de Geçici Sanayi Kanununun (Teşvik-i Sanayi Kanununun) çıkarılmasına kadar birçok çalışma yapıldı. Fabrika kuracaklara çeşitli kolaylıklar sağlandı. Ancak devletin tüm çabasına karşın Osmanlı’da ulusal bir sanayi kurulamadı. 1915 Sanayi Sayımına göre Osmanlı’da 10’dan fazla işçi çalıştıran toplam 282 sanayi kuruluşu vardı. Bunların sadece yüzde 9’u devletindi. Bu kuruluşlardaki sermaye ve emeğin sadece yüzde 15’i Türklerindi; geri kalanı yabancılarındı.(1) 

Image

Cumhuriyetin ilk 4 şeker fabrikası. Kaynak: Belediyeler Dergisi, 1935, Kanunievvel 1935, yıl 1.7-12, s.96. Nakleden Kopuz. agm.

ÜÇ BEYAZ

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kalan belli başlı fabrikalar şunlardı: Bakırköy Dokuma Fabrikası, Feshane Yün İplik Fabrikası, Hereke İpek Dokuma Fabrikası, Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası ve Tophane Silah Fabrikası.(2) Ayrıca Osmanlı’dan kalan az sayıdaki fabrika da savaşlar nedeniyle ya hiç işlemez veya tam kapasiteyle çalışamaz hale gelmişti. 

Falih Rıfkı Atay “Çankaya”da şöyle yazıyor: “Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı. Ekmeğimizi kendi unumuzdan yoğurmak, şekerimizi kendi pancarımızdan almak, bezimizi kendi pamuğumuzdan dokumak... Ah bir buna muvaffak olsaydık. 1923 kafası ve iradesi imkânsızlığa meydan okumuştur... Türk tarihi, 1923 iradesinin ve kafasının mucizesini unutmaz.”(3) 

Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyetin en büyük başarılarından biri, üstelik 1929 Dünya Ekonomi Buhranına rağmen, devlet desteğiyle ve devlet girişimiyle çok sayıda fabrika kurmuş olmasıdır. Böylece 1923’de cumhuriyet ilan edilirken üç beyaza (una, şekere, beze) muhtaç durumdaki Türkiye, 1938’de Atatürk hayata gözlerini kaparken artık üç beyaza da muhtaç değildi; Türkiye Cumhuriyeti, temel ihtiyaçlarını kendi fabrikalarında yerli üretimle karşılıyordu. 

ÜÇ BEYAZDAN BİRİ ŞEKER

Osmanlı’da 1840’ta Arnavutköylü Dimitri, bir şeker fabrikası kurmak için Ticaret Nezareti’ne başvurmuştu. Osmanlı, belli şartlarla kendisine izin vermişti.(4) Bu fabrikanın açılıp açılmadığını bilmiyoruz, ancak 1915 Sanayi Sayımından Osmanlı’da –sadece biri Türklere, diğerleri gayrimüslimlere, yabancılara ait- çok küçük ölçekli birkaç şeker fabrikası olduğunu biliyoruz. Bunlar, Ali Faik Osmanlı Şeker Fabrikası, Antonopulos Şeker Fabrikası, Antonyadis Antonyos Şeker Fabrikası, Antonyadis Yanko ve Şükerası Şeker Fabrikası, Jarboni ve Hacı Yanki Şeker Fabrikası, Keseneki Yorgi Şeker Fabrikası’ydı.(5) 

1.Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’da bile şeker yoktu. Şeker yerine kuru üzüm, pekmez kullanılırdı. Onlar da bulunabilirse... Gazetelerde bir haber çıkar: Avusturya’dan “iki vagon şeker geliyormuş!” Günlerce o vagonlar beklendi. Şu işe bakın ki o şekerler gelmeden savaş bitecekti.(6) Türkiye,  I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında şeker sıkıntısı çekti. 

Türkiye’de cumhuriyet ilan edilirken tüm tüketim maddeleri gibi şeker de çok pahalıydı, çünkü çok zor bulunuyordu. 1923’te ülkenin 50 bin ton olan şeker ihtiyacının tamamı dışarıdan karşılanıyordu.(7)

CUMHURİYET’İN ŞEKER FABRİKALARI

Türk şeker sanayi aşağı yukarı Cumhuriyetle yaşıttır. 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde, ulusal sanayinin geliştirilmesi ve bu amaçla devletin girişimcilere destek olması kararlaştırıldı. Öncelikle kurulması gereken sanayi kollarından biri şekerdi. Bu konudaki ilk büyük adım, cumhuriyetin ilanından birkaç ay önce Uşaklı Molla Ömeroğlu Nuri (Şeker) adlı bir çiftçinin girişimleriyle atıldı. Uşaklı bazı yerel girişimcilerce 19 Nisan 1923 tarihinde "Uşak Terakki Ziraat T.A.Ş.” kuruldu. 

Bu ilk girişimden iki yıl kadar sonra, 14 Haziran 1925 tarihinde, başka bir girişimci grup ve bazı ulusal bankalar tarafından “İstanbul ve Trakya Şeker Fabrikaları T.A.Ş” kuruldu. 

Genç Cumhuriyet, 8 Nisan 1925 tarihli ve 601 sayılı kanunla şeker fabrikası kurulmasını teşvik etti, şeker fabrikası kurmak isteyen özel girişimcilere bazı ayrıcalıklar tanıdı, şeker ithalatını zorlaştırdı. 

ALPULLU ŞEKER FABRİKASI (26 Kasım 1926)

“İstanbul ve Trakya Şeker Fabrikaları T.A.Ş.”ın girişimiyle 22 Aralık 1925 tarihinde Alpullu Şeker Fabrikası’nın temeli atıldı. Fabrika, Alman Maschinenfabrik Burckau R. Wolf Şirketi tarafından yapıldı. 11 ayda bitirilen fabrika 26 Kasım 1926 tarihinde işletmeye açılarak Cumhuriyet’in ilk şekerini üretti. Hisselerinin yüzde 68’i Türkiye İş Bankası, T.C. Ziraat Bankası, yüzde 10’u Trakya illerinin özel idareleri ve yüzde 22’si Trakya köylülerindi. 

Çeşitli sosyal donatılara sahip Alpullu Şeker Fabrikası, Cumhuriyetin ilk sosyo-kültürel fabrikasıdır.

UŞAK ŞEKER FABRİKASI (17 Aralık 1926)

Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası’nın desteğiyle ve “Uşak Terakki Ziraat T.A.Ş.”’ın girişimiyle 6 Aralık 1925’te Uşak Şeker Fabrikası’nın temeli atıldı. Fabrikayı Çekoslovak Skoda Şirketi yaptı. 12 ayda bitirilen fabrika 17 Aralık 1926 tarihinde işletmeye açıldı. Uşak Şeker Fabrikası yer seçimi nedeniyle zarar etmeye başlayınca 11 Temmuz 1933 tarihinde Sümerbank’a devredildi. 

Alpullu Şeker Fabrikası ve Uşak Şeker Fabrikası sayesinde pancar tarımını ve şeker üretimi konularında tecrübe kazanıldı. Genç Cumhuriyet, 1930’larda yeni şeker fabrikaları kurmaya karar verdi.

ESKİŞEHİR ŞEKER FABRİKASI (5 Aralık 1933)

Ulusal bankaların ortaklığıyla kurulan “Anadolu Şeker Fabrikaları T.A.Ş”ın girişimiyle 1 Şubat 1933 tarihinde temeli atılan Eskişehir Şeker Fabrikası, 5 Aralık 1933 tarihinde işletmeye açıldı. Fabrika, Alman Maschinenfabrik Burckau R. Wolf Şirketi tarafından kuruldu. Hisselerinin yüzde 51’i Türkiye İş Bankası, yüzde 24,5’u T.C. Ziraat Bankası, yüzde 24.5’u Sanayii ve Maadin Bankası’na aitti. 

TURHAL ŞEKER FABRİKASI (19 Ekim 1934)

Eskişehir Şeker Fabrikası’nın montajı devam ederken “Turhal Şeker Fabrikaları T.A.Ş” girişimiyle 7 Ekim 1933 tarihinde temeli atılan Turhal Şeker Fabrikası ise 19 Ekim 1934 tarihinde işletmeye açıldı. Fabrikayı Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası eşit sermaye ile kurdu. Fabrika, Alman Maschinenfabrik Burckau R. Wolf Şirketi tarafından yapıldı.

TÜRKİYE ŞEKER FABRİKALARI A.Ş. (6 Temmuz 1935)

Dünya Ekonomik Buhranın da etkileriyle şeker üretimini daha iyi organize edebilmek; 4 şeker fabrikasını daha rasyonel biçimde işletilebilmek, masrafları azaltılmak ve şeker fiyatlarını ülke genelinde belli bir standarda bağlamak için şeker fabrikalarının tek bir çatı altında birleştirilmesine karar verildi. Bu amaçla 6 Temmuz 1935 tarihinde, Sümerbank, Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası tarafından, eşit hisselerle, 22 milyon sermayeli “Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.” kuruldu.(8) 

SOSYO-KÜLTÜREL FABRİKALAR

Erken Cumhuriyet Döneminde kurulan fabrikalar kuruldukları bölgenin endüstriyel tarıma geçmesine de zemin hazırladı. Devlet bunun için özel bir program uyguladı. Örneğin şeker fabrikasının kurulduğu yerlerde şeker pancarı üretimini başlatılması yanında devlet, şeker pancarı üreten köylülere kullanacakları tohumu da kendisi verdi. Çiftçi toprağı talimata göre sürdü. Fabrika hem tohumu, hem tohum dikme makinesini hem de bu makineyi işletecek uzmanı, çiftçi de cer hayvanlarını sağladı.(9) Böylece, örneğin Alpullu Şeker Fabrikası kurulduktan sonra bölgede şeker pancarı üretimi devlet ve fabrika desteğiyle artırıldı. 

Cumhuriyetin şeker fabrikaları, (Tıpkı 1933 tarihli Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ile kurulan Sümerbank fabrikaları gibi) sosyo-kültürel fabrikalardı. Bu fabrikalar, 19. yüzyıldan itibaren Avrupa ve Amerika’da kurulan “company town” (şirket şehirlerine) ve 20. yüzyılın başında Sovyetler Birliği’nde kurulan fabrika yerleşkelerine benzemektedir. Ancak onlardan ayrılan kendine özgü niteliklere de sahiptir. 

Üretim birimlerinin yanında işçi pavyonları, özel misafirhaneler sosyal ve kültürel amaçlı binalar (sinema, gazino, lokanta), sağlık yapıları (hastane, eczane, revir), eğitim yapıları (kreş, ilkokul, lise),  çeşitli spor alanları (yüzme havuzu, futbol, basketbol, voleybol, tenis ve golf sahaları), dini yapı olarak cami, hemen hemen tüm şeker fabrikalarında yer alan belli başlı donatılardır. Sosyo-kültürel donatılara sahip bu fabrika yerleşkeleri aynı zamanda toplumsal aydınlanma mekânlarıdır. Bu fabrika yerleşkeleri hem kendi içlerinde modern bir kent, hem de bulundukları kentleri modernleştiren birer modeldir.(10) Bu modelin Türkiye’deki ilk örneği, 1926 yılında işletmeye açılan Alpullu Şeker Fabrikası’dır.  

DİĞER ŞEKER FABRİKALARI

1923 yılında 50 bin ton olan şeker ithalatımız 4 şeker fabrikasının üretimi sayesinde giderek azaldı. 1934-1935’te 2-3 bin tona indi.(11)

II. Dünya Savaşı koşullarında Alpullu Şeker Fabrikası’nın faaliyetlerini durdurmasıyla ve üretimin azalmasıyla şeker karaborsaya düştü. Savaş ekonomisi yeni vergilere yol açtı. Şekerin kilosuna 10 kuruşluk istihlak vergisi yüklendi. Türkiye’yi II. Dünya Savaşı’nda sokmayan İsmet İnönü, kendisini, “Bizi şekersiz bıraktın!” diye eleştirenlere “Ama babasız bırakmadım!” demişti.(12) 

Türkiye’de şeker üretimi 1951 yılına kadar bu 4 fabrikayla gerçekleştirildi. II. Dünya Savaşı sonrası 4 şeker fabrikası da tam kapasite çalışmaya başladı. Üretim 1947’de 100 bin tona, 1951’de 186 bin tona çıktı.(13) 

1951 yılında “Şeker Sanayinin Tevsi Programı” hazırlandı. 1951-1956 yılları arasında Adapazarı, Amasya, Konya, Kütahya, Burdur, Kayseri, Susurluk, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Malatya’da 11 yeni şeker fabrikası daha açılarak Türkiye’deki şeker fabrikası sayısı 15’e çıktı. 1962’de Ankara, 1963’te Kastamonu, 1977’de Afyon, 1982’de Muş ve Ilgın, 1983’te Bor, 1984’te Ağrı, 1985’te Elbistan, 1989’da Erciş, Ereğli ve Çarşamba, 1991’de Çorum, 1993’te Kars, 1998’de Yozgat ve 2001’de Kırşehir şeker fabrikaları açıldı. 

***

Açıkça görüldüğü gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AKP öncesinde (2002 öncesinde) tam 30 şeker fabrikası kurmuştu. 102 yaşına girmek üzere olan Cumhuriyetimizin diğer fabrikalarından hiç söz etmiyorum bile… Ancak gelin görün ki, bu tarihi gerçekliğe rağmen AKP, Türkiye’nin ulusal varlıkları hakkında “Bizden önce yoktu!” demekten hiç çekinmiyor. “Yeni Türkiye” diye tutturup 102 yaşındaki Cumhuriyetimizin AKP öncesindeki 80 yıllık birikimini yok sayıyor. “Sadece yok saysa iyi, haraç mezat satıyor!” dediğinizi duyar gibiyim.  

Kaynaklar, Dip Notlar

1- Tevfik Çavdar, Milli Mücadele Başlarken Sayılarla Vaziyet ve Manzara-i Umumiye, s. 66.

2- Nejdet Serin, Türkiye’nin Sanayileşmesi, s.97.

3- Falih Rıfkı Atay, Çankaya, s. 523,524. 

4- Türk Ziraat Tarihine Bir Bakış, s. 80.

5- Çavdar, s. 67-69.

6- Cahit Kayra, 1923-1950 Devletçilik, Altın Yıllar, s. 210.

7- Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam, C. 1, s. 353. 

8- “Kuruluş ve Tarihçe”,  https://web.archive.org/web/20160622115026/http://www.turkseker.gov.tr/Tarihce.aspx (Son erişim: 20 Ekim 2025); Gökhan Günaydın, T. Şeker Sektörü Analizi, s.17.

9- İlhan Tekeli & Selim İlkin, Uygulamaya Geçerken Türkiye’de Devletçiliğin Oluşumu, s. 128.

10- Ayşe Durukan Kopuz, “Türkiye’de Erken Cumhuriyet Döneminde Kurulan İlk Şeker Fabrikaları”, Arkitera, https://www.arkitera.com/gorus/turkiyede-erken-cumhuriyet-doneminde-kurulan-ilk-seker-fabrikalari/#goog_rewarded (Son erişim: 20 Ekim 2025)

11- Türkiye’de Devlet Sanayii ve Maadin İşletmeleri, s. 238, 239.

12- Kayra, s. 210, 212.

13- Türkiye’de Devlet Sanayii ve Maadin İşletmeleri, s. 239. 

Yazarın Son Yazıları

Lozan, Laiklik ve Bağımsızlık

“İslam hukukunda, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Müslüman olmayan toplulukların yararına din ve öğretime ilişkin bir takım çok özel ayrıcalıkların bulunduğunu Türk temsilci heyetine hatırlatmak isterim. Bu ayrıcalıkların kaldırılmaması (…) çok istenir bir şeydir…”

Devamını Oku
22.07.2026
Atatürk'ün Gözünden 'Vahdettin'in Kaçışı

“Vahdettin Efendi, bu gece saraydan gaybubet eylemiştir (kaçmıştır). Zat-ı Şahane İngiliz himayesine girerek bir İngiliz savaş gemisiyle İstanbul’dan müfarekat etmiştir (ayrılmıştır).”

Devamını Oku
15.07.2026
‘Kurtuluş Savaşı’na savaş açmak!

“Gerçekte, içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı.

Devamını Oku
08.07.2026
Unutulan Cumhuriyet şehidi: Mehmet Zeki Dündaralp

Cumhuriyeti daha doğarken boğmayı amaçlayan Şeyh Sait İsyanı sırasında asker-sivil şehitlerimiz vardı. O şehitlerimizden biri de Lice’de, isyancılar tarafından vahşice katledilen Mehmet Zeki Dündaralp öğretmendi.

Devamını Oku
01.07.2026
Hatay'ın Kurtuluşu ve Atatürk'ün Fotoğrafı

“Hatay işlerinde hayırlı neticeler elde edileceğine emin olabilirsiniz. Atatürk’ün reisliği altında yapılan bütün toplantıların hayırla neticelendiğini bilirsiniz!’

Devamını Oku
24.06.2026
Atatürk’e ve Cumhuriyet’e Suikast - 'İzmir Suikastı'

“Benim naçiz (değersiz) vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır (sonsuza kadar yaşayacaktır).”

Devamını Oku
17.06.2026
‘Devlet aklı’ kimin aklı?

1919'da Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları o zamanki ''devlet aklına'' göre hareket etselerdi ne ulusal hareket örgütlenip emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı kazanılabilirdi ne de üniter, laik çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulabilirdi.

Devamını Oku
10.06.2026
Direniş mitingleri: ‘Halkın önünde hiçbir güç duramaz!’

‘Milletin heyecanını ve milli gösterileri yasaklamak için hiç kimsede güç ve kuvvet göremem.’

Devamını Oku
03.06.2026
19 Mayıs'ın Matematiği: 'Teslim Olan Saray, Direnen Halk'

Türk Kurtuluş Savaşı, sarayın (sultanın-halifenin; padişahın) desteğiyle değil, saraya (padişaha) karşın kazanılmıştır.

Devamını Oku
20.05.2026
1935 CHP Kurultayı ve Kemalizm

“Partinin güttüğü bütün bu esaslar Kemalizm Prensipleridir.”

Devamını Oku
06.05.2026
Meşruti Monarşi Övgüsü ve II. Abdülhamit

“II. Abdülhamit’in 33 yıllık iktidarının 30 yılı meclis denetiminden uzak tek adam otoritesiyle geçmişti. II. Abdülhamit bu 30 yıl içinde devleti genelde saraydan yönetmiş ve muhaliflerine nefes aldırmayan bir İstibdat (Baskı) Düzeni kurmuştu.”

Devamını Oku
29.04.2026
23 Nisan ve Ulusal Egemenlik

“Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar yok olur…”

Devamını Oku
22.04.2026
Köy Enstitüleri: ‘Türkiye’yi Aydınlatan Fenerler’

“Köy Enstitüleriyle kapalı olan köylü hazinesi keşfolunmuştur...

Devamını Oku
15.04.2026
Anayasa böyle laikleştirildi

“Kanunlarımızı bugünün gereklerini, maddi zorunluluklarını göz önünde tutarak yapmalıyız. Memleketin maddi hayatı ancak bu şekilde kurtulur. (…) Onun içindir ki biz, her şeyden önce laikliğimizi ilan ettik. Kanunlarımızı ona göre yaptık. Şimdi de anayasamıza koymak istiyoruz…”

Devamını Oku
08.04.2026
II. İnönü Zaferi: ‘Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer’

“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini (kötü kaderini) de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar zaferinizi kutluyor.” (M. Kemal Atatürk, 1 Nisan 1921)

Devamını Oku
01.04.2026
Kurtuluş Savaşı'nda Nevruz Bayramları: “Ergenekon-Nevruz İlişkisinin Anlamı”

“Bugün Türklerin tarihi kurtuluş gününe yani Ergenekon’a tesadüf ettiği için Ankara’da sevinç gösterileri yapıldı...

Devamını Oku
25.03.2026
Atatürk'ün gözünden 18 Mart Deniz Zaferi

“18 Mart 1915 Deniz Muharebesi’nde… O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzey(in)de, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır…”

Devamını Oku
18.03.2026
Atatürk, Kemalizm ve Üçüncü Dünya

“Doğudan şimdi doğacak güneşe bakınız... Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum...”

Devamını Oku
11.03.2026
Devrim Kanunları’nın gerekçesi

“Din ve ordunun siyasetle ilgilenmesi birçok kötülükler doğurur. Bu gerçek, bütün uygar uluslar ve hükümetlerce bir temel ilke olarak kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
04.03.2026
Laikliğin gerekçesi

“Çağdaş uygarlık kamu hukukunda, ulusal egemenliğin meydana çıkmasına dayanan en gelişmiş devlet şeklinin ‘Laik ve Demokratik Cumhuriyet’ olduğu kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
25.02.2026
Devlet İçinde Devlet DÜYUN-I UMUMİYE

“Düyun-ı Umumiye, ülkenin iktisaden sömürülmesine çalışan Avrupa sermayesinin bekçiliğini yapmıştı.”

Devamını Oku
18.02.2026
Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet

“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz...

Devamını Oku
11.02.2026
Laikliğin anayasaya girişi

“Din düşüncesi vicdani olduğundan, parti, din fikirlerini, devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş gelişiminde başlıca başarı etkeni görür.”

Devamını Oku
04.02.2026
Misakı Milli nedir ne değildir?

Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir.

Devamını Oku
28.01.2026
İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025