Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

08.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur. Böyle birinin, Ebedi Başkomutan Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ile özdeşleşmiş TSK’da ne işi vardır? 

Tuzla Piyade Okulu Komutanlığında 2023’teki 10 Kasım Atatürk’ü Anma töreni sırasında Piyade Teğmen A.A’nın yakasına Atatürk fotoğrafı takmaması üzerine başlayan olay sonunda 7 teğmen ordudan ihraç edilmişti. Veryansın TV’nin haberine göre o olayda A.A’ya destek veren M.F.Ş’nin ihraç kararı, idare mahkemesince iptal edildi ve adı geçen teğmen TSK’daki görevine geri döndü.

M.F.Ş’nin ihraç kararına gerekçe oluşturan sözleri şöyle:

“1923’e kadar olan Atatürk’e saygı duyabilirim, ancak 1923 sonrası Atatürk’e saygı duymuyorum. Bir kısım yaptıklarını kabul etmiyorum. 1923 sonrasında dini yozlaştırdı ve Arapça olan dinin dilini Türkçe olarak değiştirdi. Kur’an’ın Türkçe olarak mealinin yazılması yanlıştı.”

Bugünkü yazımda bu teğmenin TSK’ya geri dönmesinin sembolik ve siyasal anlamı üzerinde durup, Atatürk hakkındaki düşüncelerinin tarih-bilimsel eleştirisini yapacağım.

SEMBOLİK ANLAM

“1923’e kadar olan Atatürk’e saygı duyabilirim, ancak 1923 sonrası Atatürk’e saygı duymuyorum!” diyen teğmen, Kurtuluş Savaşı’nın “Gazi Paşası” Büyük Zafer’in Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa’ya değil, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’e saygı duymadığını söylemek istiyor. Teğmenin bu yaklaşımı, Türkiye’deki tarikatçı, cemaatçi, siyasal İslamcı ve Yeni Osmanlıcı kesimlerin “Mustafa Kemal” ve “Atatürk” ayrımını akla getiriyor. Bilindiği gibi laik Cumhuriyet karşıtları, laik Cumhuriyet’in kurucu önderi Atatürk’ün adını anmaktan çekinirler, “Atatürk” demek yerine çok mecbur kalırlarsa “Mustafa Kemal” demeyi tercih ederler. Çünkü Atatürk, 1923 sonrası yaptığı aydınlanma devrimleriyle Türkiye Cumhuriyeti’ni laikleştiren kişidir. Çünkü Atatürk, saltanatın, hilafetin yerine cumhuriyeti, dinsel hukukun yerine laik hukuku, Arap harflerinin yerine yeni Türk harflerini, fesin, sarığın, şalvarın yerine şapkayla tamamlanan çağdaş kılık kıyafeti, mecellenin yerine medeni kanunu getiren kişidir. Çünkü Atatürk, medreseleri, tekkeleri, zaviyeleri, türbeleri ve tarikatları kapatan kişidir. Çünkü Atatürk, “En hakiki mürşit ilimdir, fendir...” diyerek aklın zincirlerini kıran, bu topraklarda bilimin, sanatın önünü açan kişidir. Çünkü Atatürk, Arapça ve Farsçanın yerine Türkçenin egemenliğini sağlayan kişidir.

Bu bağlamda ”1923 sonrası Atatürk’e saygı duymuyorum!” diyen teğmen, aslında Atatürk’ün yaptığı devrimlere; ulusal egemenliğe, çağdaş hukuka, çağdaş eğitime, kadın haklarına, uygar yaşama, uluslaşmaya, kısacası Atatürk’ün devrimleriyle inşa ettiği üniter laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası’na saygı duymuyor demektir.

BİR TARİKAT YÖNTEMİ

Teğmen, “1923 sonrası Atatürk’e saygı duymamasının” gerekçesini ise “1923 sonrasında dini yozlaştırdı ve Arapça olan dinin dilini Türkçe olarak değiştirdi. Kur’an’ın Türkçe olarak mealinin yazılması yanlıştı!” diye ifade ediyor.

Atatürk’e ve laik Cumhuriyete, (çarpıtılmış, uydurulmuş, hatta kurgulanmış tarihsel bilgilerle) “din üzerinden” saldırmak, Atatürk ve laik Cumhuriyet düşmanlarının klasik yöntemidir. Teğmenin yaptığı da budur. Bu durum, her şeyden önce teğmenin düşünce dünyasının, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı bir tarikat veya cemaatte veya siyasal İslamcı gruplarca biçimlendirildiğini düşündürmektedir.

Teğmenin düşünce dünyasının biçimlenmesinde AKP iktidarının Atatürk ve laik Cumhuriyet karşıtı politikalarının da etkili olduğu açıktır.

KUR’AN TÜRKÇEYE ÇEVRİLEMEZ Mİ?

Atatürk’ün 1923 sonrasında dini yozlaştırdığı; din dilinin Türkçeleştirilmesinin “dine aykırı” hatta “din düşmanlığı” olduğu iddiaları tarih-bilimsel gerçekliğe aykırıdır.

Her şeyden önce “din dili”, herkesin konuştuğu, anladığı dildir. Dinde asıl amaç mesajın anlaşılmasıysa ki öyle; o zaman din dilinin de anlaşılan dil olması gerekir. Bu nedenle Türkiye’de din dilinin Türkçe olmasından daha doğal ne olabilir?

Hiçbir dil kutsal olmadığı gibi Arap dili ve Arap harfleri de kutsal değildir. Bu konudaki birçok hadisin uydurma olduğu anlaşılmıştır. Arap harfleriyle ve Arapçayla “iman esasları” ifade edildiği gibi “küfür esasları” da ifade edilebilir.

Kur’an’ın ortaya çıktığı toplumun ve peygamberin dili Arapça idi. Hz. Muhammed’in ve Arap toplumunun Kur’an’ı anlaması için Kur’an’ın Arapça olması gerekiyordu. Peygamberin anlamadığı bir kitabı açıklaması olanaksızdı. Kur’an’da da bu konuda çeşitli ayetler vardır.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kur’an’ı Kerim Tefsiri’nden aktarıyorum.(1)

İbrahim, 4: “İstisnasız her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açık açık anlatsın. (...) ”

Yusuf, 2: “Anlayabilesiniz diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.”

Şuara, 193-195: “Onu, senin kalbine uyarıcılardan olasın diye açık bir Arapça ile Ruhulemin indirmiştir.”

Fussilet, 44: “Şayet biz onu yabancı dilde okunan bir kitap olarak indirseydik, mutlaka şöyle diyeceklerdi: ‘Ayetlerin açık seçik, anlaşılır olması gerekmez miydi? Bir Arap’a yabancı dilden bir kitap öyle mi? (...)”

Duhan, 58: “Anlayıp düşünsünler diye Kur’an’ı senin dilinde kolaylaştırdık.”

Şuara 196’da ise “O Kur’an, şüphesiz öncekilerin kitaplarında da vardır.” denilmiştir. Hanefi fıkhının önemli fakihlerinden Zeylai (ölm. 1343) bu ayeti, “Eski metinler Arapça olmadığına göre Kur’an’ın Arapça metinden okunması şart değildir,” diye yorumlamıştır. (Zeyla’i,Tebyinu’l-Hakaık, 1/110-111).(2) Yine önemli fakih ve kelamcılardan Abdullah b. Ahmed en-Nesefi (ölm.1301), “Medarikü’t-Tenzil” adlı tefsirinde Şuara Suresi 196. Ayetin iki konuya delil olduğunu ileri sürmüştür: “1. Kur’an Arapça dışında bir dile tercüme edildiğinde o tercüme de aynen Kur’an’dır. 2. Kur’an’ın, örneğin Farsça çevirisi ile namaz kılmak caizdir.”(3)

Görüldüğü gibi bizzat Kur’an’da çok açık ifadelerle Kur’an’ın “anlaşılsın diye” Arapça olduğu ifade ediliyor. Fakihler de bu gerçeği vurguluyor.

EBU HANİFE VE SELMANI FARİSİ

Her ne kadar birileri, “Arapça dışındaki Kur’an tercümeleri Kur’an değildir!” dese de, bundan yüzyıllarca önce İslam’ın en büyük imamlarından İmamı Azam Ebu Hanife (ölm. 767), Kur’an’ın Arapçadan başka dillere çevrilip namazda bile o dillerde okunmasının uygun olduğunu söylemişti. Üstelik İmamı Azam’ın bu yaklaşımı Luther’den yaklaşık 750 yıl önceydi. Kur’an çevirisi konusunda İmam-ı Azam’dan sonraki mezhep imamları da büyük kolaylıklar getirdiler.(4)

Hanefi fıkhının temel kaynaklarından olan Serahsi’nin (ölm. 1090) “El Mebsüt” adlı eserine göre Hz. Muhammed’in arkadaşlarından İran asıllı Selmanı Farisi, (ölm.656) namazda Fatiha suresinin Farsça tercümesini okuyup okuyamayacaklarını soran Fars kökenli Müslümanlara, Hz. Muhammet’ten onay aldıktan sonra, sadece olumlu cevap vermekle kalmamış, Fatiha’yı Farsçaya çevirerek göndermişti.(Serahsi, Mebsüt, 1/36-37)(5).

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nin “Selman-ı Farisi” maddesinde aynen şöyle denilmektedir: “Selman’ın, Fatiha suresini Farsçaya tercüme ettiği ve Resulullah’ın bunu menetmediği kaydedilmektedir.” (Serahsi, I, 37) (6)

Selmanı Farisi’nin bu ilk tercümesinden sonra 1963 yılına kadar Kur’an-ı Kerim, aralarında İngilizce, Fransızca, Fince, Çince, Japonca, Türkçe gibi dillerin de olduğu tam 102 dile çevrildi. Kur’an, bazı dillere birden çok kez tercüme edildi. (7). 1963’ten bugüne Kur’an’ın çevrildiği dil ve çeviri sayısı daha da arttı.

DİN DİLİ VE ULUSLAŞMA

Din dilinin “kutsal” ve “değiştirilmez” olduğunu iddia etmek tarihsel süreçte bir taraftan dinlerin yayılmasını engellerken, diğer taraftan dinlerin yanlış yayılmasına yol açtı. İnandıkları dinleri, kendi dillerinde okuyup anlamalarına izin verilmeyen insanlar, yüz yıllarca din adına kendilerine söylenenlere inanmak zorunda kaldı. Bu süreçte hem “boş inançlar” olabildiğince yayılırken hem toplum üzerinde din dilinden kaynaklı bir dil ve din adamı (ruhban) egemenliği kuruldu. Örneğin, Ortaçağda Avrupa’da Hristiyanlık kilisenin tekelideydi. Din adamları mutlak egemendi.

4. yüzyılda Aziz Jerome, İncil’i İbraniceden Latinceye çevirmişti. 6. yüzyılda Roma Katolik Kilisesi Latinceyi din dili ilan etmişti. Ancak ilerleyen yüzyıllarda Latince zayıflayınca halk dinini anlamamaya başladı. Bu nedenle İncil çeşitli dillere çevrilmeye başlandı. Kilise, İncil'in ulusal dillere çevrilmesine şiddetle karşı çıktı. 14. yüzyılda John Wycliffe ve arkadaşları İncil’i İngilizceye çevirdiler.(8) 16. yüzyılda Almanya’da Martin Luther, İncil’i Almancaya çevirerek dini, Katolik Kilisesinin tekelinden kurtardı ve rahiplerin egemenliğini kırdı. Bu durum, Alman dilinin ve edebiyatının gelişmesine, Alman ulusunun oluşumuna da zemin hazırladı. (9)

Avrupa’da, Reform hareketi ile İncil’in milli dillere çevrilmesi Avrupa’nın aydınlanma ve uluslaşma sürecinde çok büyük bir rol oynadı.Türkiye’de de Atatürk’ün Kur’an’ı Türkçeye çevirtmesi yanlış değil, aksine çok doğru ve gerekliydi.

Böylece Atatürk’ün deyişiyle Türk milleti, yüzyıllardır anlamadan peşinden gittiği kitapta (Kur’an’da) ne olduğunu öğrenebilecekti. Akıl, mantık ve yüzyılların tecrübesi, dinsel metinlerin, dolayısıyla Kur’an’ın anlaşılmasının “doğru” olduğunu gösteriyor. Dinin anlaşılmasından korkanların, dini istismar edenler olduğu bilinmelidir.

Türkiye’nin uluslaşma sürecinde din dilinin Türkçeleştirilmesinin çok önemli bir yeri vardır. Atatürk’ün 1932’de Dil Devrimini yaptığı günlerde Kur’an’ın, ezanın ve hutbelerin Türkçeleştirilmesi tesadüf değildir. Atatürk, laik bir ulus devlet kuruyordu ve bu devletin resmi dili Türkçeydi. Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslaşma sürecinde Türkiye’de Türkçenin egemenliğinin kurulması çok önemliydi. Dil Devriminin temel amacı “Türkçeyi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmaktı.” Din dilinin Türkçeleştirilmesi her şeyden önce bu amaca hizmet ediyordu. Laik Cumhuriyet, din dilini Türkçeleştirerek hem Türkçenin egemenliğini hem de dinin anlaşılmasını sağladı.

YENİ TÜRKİYE

Soru şudur. Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur. Böyle birinin, Ebedi Başkomutan Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ile özdeşleşmiş TSK’da ne işi vardır?

Gerçek şu ki, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” diyen teğmenler ordudan atılırken “1923 sonrası Atatürk’e saygı duymuyorum!” diyen teğmenin orduya geri alınması, siyasal İslamcı iktidar ve ortağının nasıl bir Türkiye yarattıklarının yoruma gerek bırakmayacak türden bir göstergesidir.

---

Kaynaklar, Dipnotlar:

1. https://kuran.diyanet.gov.tr/Tefsir 

2. Yaşar Nuri Öztürk, Anadilde İbadet Meselesi, s. 96.

3. Öztürk, s. 95, 96.

4. Yaşar Nuri Öztürk, Kuran Penceresinden Kurtuluş Savaşı’na Bir Bakış, s. 383; Öztürk, Anadilde İbadet Meselesi, 94.

5. Öztürk, Anadilde İbadet Meselesi, s. 89,90. 

6. İbrahim Hatipoğlu, “Selman-ı Farisi”, TDV İA., C.36, s. 441-443.

7. Mithat Sertoğlu, “102 Dile Çevrilen Kutsal Kitap Kuran-ı Kerim”, Tarih Mecmuası, 1 Nisan 1963, S.3, s.49.

8. Mary Fairchild, “History of the Bible Timeline”, Learn Religions, Jul. 22, 2024, learnreligions.com/history-of-the-bible-timeline-700157.  

9. Philip Schaff, History of the Christian Church, New York, Charles Scribner’s Sons, 1910, p. 12; Gerhard Ritter, Luther: His life and Work, New York,  Harper and Row Publishers, 1963, p. 216.

Yazarın Son Yazıları

İstanbul Lozan’da kurtarıldı

İstanbul resmi olarak Lozan’da kurtarıldı.

Devamını Oku
07.10.2026
Dil Devrimi'nin İki Dev Adımı: CHP Programı'nın ve Anayasanın Türkçeleştirilmesi

1945 yılında anayasa dilinin Türkçeleştirilmesi bir devrimdi, 1952 yılında anayasa dilinin eski dile döndürülmesi ise karşı devrim...

Devamını Oku
30.09.2026
'Yazı Devrimi'nin Psiko-Sosyal Anlamı

Cumhuriyet bizi geçmişimizden koparmadı, tam tersine kopuk olduğumuz geçmişimize bağladı.

Devamını Oku
23.09.2026
1921 Anayasası Görüşmeleri ve 'Mahalli Muhtariyet'

1921 Anayasası taslak metnindeki “tam muhtariyet” ifadesinin “siyasi özerklik” veya “etnik özerklik” olarak yorumlanabileceği düşünülerek 14 Aralık 1920 tarihli meclis oturumunda, taslak metindeki “tam” sözcüğü anayasadan çıkarılmıştı.

Devamını Oku
16.09.2026
“İzmir’in Kurtuluşu Sadece İzmir’in Kurtuluşu Değildir”

Bugün 9 Eylül 2026; İzmir Marşı’ndaki ifadelerle İzmir’in dağlarında çiçeklerin açtığı, bozulmuş düşmanların yel gibi kaçtığı gün; bugün güzel İzmir’imizin kurtuluşunun 104. yıl dönümü…

Devamını Oku
09.09.2026
Atatürk'e göre Büyük Zafer'in Anlamı - 1924 Dumlupınar Konuşması

“Efendiler! Milli hakimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur…”

Devamını Oku
02.09.2026
‘Geçmişi ve geleceği de kurtaran BÜYÜK ZAFER’

“Allah’ım, ne muazzam zaferdi o, ortalık hercümerç oldu; beş altı saat içinde başka bir dünya doğdu ve biz mest olduk…

Devamını Oku
26.08.2026
Lozan, Laiklik ve Bağımsızlık

“İslam hukukunda, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Müslüman olmayan toplulukların yararına din ve öğretime ilişkin bir takım çok özel ayrıcalıkların bulunduğunu Türk temsilci heyetine hatırlatmak isterim. Bu ayrıcalıkların kaldırılmaması (…) çok istenir bir şeydir…”

Devamını Oku
22.07.2026
Atatürk'ün Gözünden 'Vahdettin'in Kaçışı

“Vahdettin Efendi, bu gece saraydan gaybubet eylemiştir (kaçmıştır). Zat-ı Şahane İngiliz himayesine girerek bir İngiliz savaş gemisiyle İstanbul’dan müfarekat etmiştir (ayrılmıştır).”

Devamını Oku
15.07.2026
‘Kurtuluş Savaşı’na savaş açmak!

“Gerçekte, içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı.

Devamını Oku
08.07.2026
Unutulan Cumhuriyet şehidi: Mehmet Zeki Dündaralp

Cumhuriyeti daha doğarken boğmayı amaçlayan Şeyh Sait İsyanı sırasında asker-sivil şehitlerimiz vardı. O şehitlerimizden biri de Lice’de, isyancılar tarafından vahşice katledilen Mehmet Zeki Dündaralp öğretmendi.

Devamını Oku
01.07.2026
Hatay'ın Kurtuluşu ve Atatürk'ün Fotoğrafı

“Hatay işlerinde hayırlı neticeler elde edileceğine emin olabilirsiniz. Atatürk’ün reisliği altında yapılan bütün toplantıların hayırla neticelendiğini bilirsiniz!’

Devamını Oku
24.06.2026
Atatürk’e ve Cumhuriyet’e Suikast - 'İzmir Suikastı'

“Benim naçiz (değersiz) vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır (sonsuza kadar yaşayacaktır).”

Devamını Oku
17.06.2026
‘Devlet aklı’ kimin aklı?

1919'da Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları o zamanki ''devlet aklına'' göre hareket etselerdi ne ulusal hareket örgütlenip emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı kazanılabilirdi ne de üniter, laik çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulabilirdi.

Devamını Oku
10.06.2026
Direniş mitingleri: ‘Halkın önünde hiçbir güç duramaz!’

‘Milletin heyecanını ve milli gösterileri yasaklamak için hiç kimsede güç ve kuvvet göremem.’

Devamını Oku
03.06.2026
19 Mayıs'ın Matematiği: 'Teslim Olan Saray, Direnen Halk'

Türk Kurtuluş Savaşı, sarayın (sultanın-halifenin; padişahın) desteğiyle değil, saraya (padişaha) karşın kazanılmıştır.

Devamını Oku
20.05.2026
1935 CHP Kurultayı ve Kemalizm

“Partinin güttüğü bütün bu esaslar Kemalizm Prensipleridir.”

Devamını Oku
06.05.2026
Meşruti Monarşi Övgüsü ve II. Abdülhamit

“II. Abdülhamit’in 33 yıllık iktidarının 30 yılı meclis denetiminden uzak tek adam otoritesiyle geçmişti. II. Abdülhamit bu 30 yıl içinde devleti genelde saraydan yönetmiş ve muhaliflerine nefes aldırmayan bir İstibdat (Baskı) Düzeni kurmuştu.”

Devamını Oku
29.04.2026
23 Nisan ve Ulusal Egemenlik

“Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar yok olur…”

Devamını Oku
22.04.2026
Köy Enstitüleri: ‘Türkiye’yi Aydınlatan Fenerler’

“Köy Enstitüleriyle kapalı olan köylü hazinesi keşfolunmuştur...

Devamını Oku
15.04.2026
Anayasa böyle laikleştirildi

“Kanunlarımızı bugünün gereklerini, maddi zorunluluklarını göz önünde tutarak yapmalıyız. Memleketin maddi hayatı ancak bu şekilde kurtulur. (…) Onun içindir ki biz, her şeyden önce laikliğimizi ilan ettik. Kanunlarımızı ona göre yaptık. Şimdi de anayasamıza koymak istiyoruz…”

Devamını Oku
08.04.2026
II. İnönü Zaferi: ‘Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer’

“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini (kötü kaderini) de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar zaferinizi kutluyor.” (M. Kemal Atatürk, 1 Nisan 1921)

Devamını Oku
01.04.2026
Kurtuluş Savaşı'nda Nevruz Bayramları: “Ergenekon-Nevruz İlişkisinin Anlamı”

“Bugün Türklerin tarihi kurtuluş gününe yani Ergenekon’a tesadüf ettiği için Ankara’da sevinç gösterileri yapıldı...

Devamını Oku
25.03.2026
Atatürk'ün gözünden 18 Mart Deniz Zaferi

“18 Mart 1915 Deniz Muharebesi’nde… O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzey(in)de, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır…”

Devamını Oku
18.03.2026
Atatürk, Kemalizm ve Üçüncü Dünya

“Doğudan şimdi doğacak güneşe bakınız... Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum...”

Devamını Oku
11.03.2026
Devrim Kanunları’nın gerekçesi

“Din ve ordunun siyasetle ilgilenmesi birçok kötülükler doğurur. Bu gerçek, bütün uygar uluslar ve hükümetlerce bir temel ilke olarak kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
04.03.2026
Laikliğin gerekçesi

“Çağdaş uygarlık kamu hukukunda, ulusal egemenliğin meydana çıkmasına dayanan en gelişmiş devlet şeklinin ‘Laik ve Demokratik Cumhuriyet’ olduğu kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
25.02.2026
Devlet İçinde Devlet DÜYUN-I UMUMİYE

“Düyun-ı Umumiye, ülkenin iktisaden sömürülmesine çalışan Avrupa sermayesinin bekçiliğini yapmıştı.”

Devamını Oku
18.02.2026
Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet

“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz...

Devamını Oku
11.02.2026
Laikliğin anayasaya girişi

“Din düşüncesi vicdani olduğundan, parti, din fikirlerini, devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş gelişiminde başlıca başarı etkeni görür.”

Devamını Oku
04.02.2026
Misakı Milli nedir ne değildir?

Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir.

Devamını Oku
28.01.2026
İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025