Türkiye’de Eğitimde Devrim ve Karşıdevrim (4): Laik eğitimin yok edilmesi

Türkiye’de Eğitimde Devrim ve Karşıdevrim (4): Laik eğitimin yok edilmesi

05.07.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Milletimizin siyasal, toplumsal hayatında, milletimizin fikri eğitiminde rehberimiz ilim ve fen olacaktır. Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzelliğiyle gelişir.”(1) (Atatürk, 1922)

ATATÜRK’ÜN “MİLLİ EĞİTİM” KARARI

Atatürk’e göre “Bir milletin felakete uğraması demek o milletin hastalıklı olması demektir… Hastalığın tedavisi ilmi ve fenni bir tarzda olursa iyileşir; yoksa tersine hastalık devam edip gider ve tedavisi imkânsız hale gelir…”  Atatürk, işte bu nedenle tamamen akla ve bilime dayalı laik bir eğitim sistemi kurdu. Türk milletinin her bakımdan gelişimini amaçlayan bu eğitim sisteminin adı “milli eğitim”di.     

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nde eğitimin neden “dini” değil de “milli” olması gerektiğini, 1925 yılında şöyle açıklamıştı:

Yeryüzünde 300 milyonu geçen Müslüman vardır. Bunlar, ana, baba, hoca eğitimiyle terbiye ve ahlak almaktadırlar. Fakat acınarak söylüyorum, gerçek hadise şudur ki, bütün bu milyonlarca insan kütleleri şunun veya bunun esaret zincirleri altındadır. Aldıkları manevi eğitim ve ahlak, onlara bu esaret zincirlerini kırabilecek insanlık meziyetini vermemiştir, veremiyor. Çünkü eğitimlerinin hedefi milli değildir.” Atatürk aynı konuşmasına şöyle devam etmişti: “Milli eğitim ile geliştirilmek ve yükseltilmek istenen genç dimağları, bir taraftan da paslandırıcı, uyuşturucu, hayali fazlalıklarla doldurmaktan dikkatle kaçınmak lazımdır.(2)

İşte bu mantıkla, tamamen bilimsel bir anlayışla önce medreseler, tekke ve zaviyeler kapatıldı, sonra yeni okullar açıldı, yeni müfredatlar belirlendi, yeni kitaplar hazırlandı. 1930’lardan itibaren okul programlarındaki zorunlu din dersleri önce azaltıldı, sonra -köy ilkokulları hariç- müfredattan kaldırıldı. Köy ilkokullarında ve orduda din dersleri devam etti. Buralarda çocuklara ve askerlere okutmak için hurafelerden arındırılmış, zamanın anlayışına uygun, son derece yalın “Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri” ve “Askere Din Dersleri” adlı ders kitapları hazırlatıldı.

CUMHURİYETİN BİLİMSEL DERS KİTAPLARI

Cumhuriyeti kuranlar, yeni okullarda okuttukları tarih, coğrafya, felsefe, sosyoloji, psikoloji, jeoloji, kozmoloji dersleri için yeni ders kitapları hazırlattılar. Bu kitaplarda çağın en son bilimsel gerçeklerine yer verdirdiler. Örneğin, 1932’de basılan Faik Sabri Erten’in Lise-1 “Umumi Coğrafya Dersleri” kitabında, A. Malik ve A. Tevfik’in Lise-2 “Yeni Jeoloji” kitabında, Atatürk’ün de yazımına katkıda bulunduğu, 1931’de basılan 4 ciltlik Lise “Tarih” kitaplarında evrenin, dünyanın ve insanın ortaya çıkışı ile tarihi olaylar tamamen dönemin bilimsel literatürüne uygun olarak anlatıldı. Bu bağlamda bu kitaplarda Evrim Teorisi’ne oldukça geniş yer verildi. Doğa olayları, tamamen bilimsel nedenlere dayalı olarak açıklandı. Lise tarih kitaplarında “dinler tarihi” anlatılırken de kutsal kitapların dinsel anlatıları adeta “bilimsel tarih” süzgecinden geçirildi; herhangi bir dinin lehine dinsel yorumlar yapmak yerine, akla ve bilime uygun nesnel değerlendirmeler yapıldı. Bu ders kitapları çok sayıda resim, tablo, grafik, dipnot ile çok geniş kaynakçalara sahipti.

Genç kuşaklara doğru düşünmeyi ve sorgulamayı öğretmek için felsefe derslerinin saat sayıları artırıldı. Osmanlı’da ilk olarak 1910 yılında ortaöğretime giren felsefe dersleri, Cumhuriyetin ilanı sonrası, liselerde, üç sınıfta toplam 10-12 saate kadar çıktı.(3)

Sözün kısası Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni, akılcı, bilimsel, laik; yani milli eğitimle biçimlendirdi. 


[1932’de basılan “Umumi Coğrafya Dersleri” adlı Lise 1 ders kitabında Evrim Teorisi’nin de anlatıldığı bölümden bir sayfa.]

CHP’NİN “DİNSEL EĞİTİM” KARARI

1945’te çok partili düzene geçildi. 1946’da kurulan DP, yoğun bir dinsel söylemle halka ulaşınca diğer partiler de benzer bir yaklaşımla hareket etmeye başladılar. 1945’te kurulan Milli Kalkınma Partisi, 1946’da kurulan Sosyal Adalet Partisi, 1946’da kurulan Artırma Koruma Partisi, 1946’da kurulan İslam Koruma Partisi, 1947’de kurulan Türk Muhafazakâr Partisi, 1948’de kurulan Millet Partisi ve 1949’da kurulan Toprak, Emlak ve Serbest Teşebbüs Partisi, programlarında dine vurgu yapan muhafazakâr partilerdi.(4) 

Bu ortamda, iktidardaki CHP, tek parti dönemindeki “seküler modernleşme” ve “laiklik” politikalarını yumuşatmaya (!) karar verdi.

1946’da CHP Meclis Grubu, din eğitimi konusunu incelemek için bir komisyon kurdu. Bu komisyon, “ilkokul öğrencilerine seçmeli din dersi verilmesinin laikliğe aykırı olmadığı” sonucuna vardı.(5)

1947’de 7. CHP Kurultayı’nda en çok tartışılan konuların başında “laiklik” vardı. Bu kurultayda CHP içindeki gelenekçi kanat, tek parti dönemindeki laiklik anlayışının yumuşatılması gerektiğini savundu. CHP’nin gelenekçilerine göre memlekette “irtica” yoktu! Onlara göre “Laiklik bizde, gençliğin dinden habersiz, maneviyatsız gelişmesine neden olmuştu!” Laikliğe gerçek anlamını vermek için gençliğe “manevi gıda!” verilmeliydi. Böylece komünizmin de önüne geçilecekti! Yeni nesillerin maneviyatını güçlendirmek için ise okullara din dersleri koyulmalıydı, üniversitelerde akademik düzeyde dini eğitim yapılmalıydı. Ancak bu görüşler 7. CHP Kurultayı’nda kabul edilmedi.

DP’nin 1949’da topladığı 2. Büyük Kurultayı’nda da “İslamcı fikirler” kendini gösterdi. DP Genel Başkanı Celal Bayar konuşmasında, laikliği “dine hürmet” biçiminde yeniden tanımladı. Bayar ayrıca Türk milletinin Müslüman olduğunu ve Müslüman olarak Allah’ına kavuşacağını belirtti.(6)

1945’te çok partili hayata geçildikten hemen sonra iktidar ve muhalefet iki koldan tek parti dönemindeki laiklik anlayışını tartışmaya başladılar. İktidar partisi CHP, muhalefet partisi DP’nin yoğun dinsel söylemi karşısında siyasi alanda daha fazla güç kaybetmemek için kimilerine göre “dinsel açılımlar” yaptı, kimilerine göre ise “dinsel tavizler” verdi.

Bu kapsamda, “komünist yuvası!” diye eleştirilen Köy Enstitülerinin yüksek kısmı Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü 27 Kasım 1947’de kapatıldı. 1 Şubat 1949’da ilkokul programlarına seçmeli din dersleri konuldu. 1949 yılı başında “ehliyetli din adamı yetiştirmek için” ortaokul düzeyinde 8 ilde imam-hatip kursları açıldı. 1950 yılı başlarında -Meşrutiyet Döneminin İslamcılarından- Başvekil Şemseddin Günaltay, İlahiyat Fakültesi açılacağını bildirdi. 1950’de, 1925 tarihli “Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılmasına Dair Kanun”un 1. maddesi değiştirildi, çıkarılan bir kararnameyle 19 türbe ziyarete açıldı.(7)

Bu sırada Atatürk döneminde, 1930’larda hazırlatılan bilimsel ders kitapları da değiştirilmeye başlandı.

DP’NİN EĞİTİMİ DİNSELLEŞTİRMESİ

1950’de DP’nin iktidara gelmesinden sonra Türkiye’de eğitimin dinselleşme süreci hızlandı.

14 Mayıs 1950’de DP iktidara geldikten sonra Başbakan Adnan Menderes, 29 Mayıs 1950’de TBMM’de okuduğu programında Türk Devrimi’ni “millete mal olmuş, olmamış” diye ikiye ayırıp devrimlerin bir kısmını saldırılara açık hale getirdi.

14 Haziran 1950’de, CHP’nin de desteğiyle Türkçe ezan yeniden Arapçaya çevrildi. Laiklik yeniden tanımlandı. 1954 yılında komünizmle mücadele kapsamında çok sayıda aydın ve gazeteci tutuklanıp yargılandı ve birçoğu cezalandırıldı. 10 Ekim 1950’de ilkokullarda din öğretimi zorunlu hale getirildi. 1956’da ortaokullara da din dersleri konuldu. 1959’da imam-hatip kursları imam-hatip okullarına dönüştürülüp sayıları artırıldı. 10 Haziran 1959’da İlahiyat Fakültesi dışında Yüksek İslam Enstitüsü açıldı.(8)

8 Ağustos 1951 tarihli ve 5830 sayılı bir yasa ile Erken Cumhuriyet Döneminin aydınlanma kurumları durumundaki Halkevleri kapatılarak mallarına el konuldu.(9)

1952 yılında DP’li Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, Köy Enstitülerini Köy Öğretmen Okulları’na dönüştürdü. Bu okullarda din eğitimini zorunlu yaptı.(10)

DP döneminde yoğun eleştirilere uğrayan Köy Enstitüleri, 27 Ocak 1954’te İlk Öğretmen Okullarıyla birleştirilerek tamamen kapatıldı.(11)

Türkiye 1940’ların sonundan itibaren adım adım laik eğitimden uzaklaştırıldı. İmam-hatip okullarının sayısı -okulların kuruluş amacına aykırı olarak- giderek artırıldı. Tarikat, cemaat okullarına, kaçak kuran kurslarına izin verildi. Ders kitapları niteliksizleştirildi. Dinsel anlatıya zarar vereceği düşünülen bilimsel gerçekler sansürlendi. Sonunda iş, okullarda “manevi danışman” adı altında din adamı görevlendirilmesine kadar geldi.

Laik Cumhuriyetin temelinde “laik hukuk” ve “laik eğitim” vardır; bugün her ikisine birden saldırılmaktadır; çünkü hedef Laik Cumhuriyet’tir. 

KAYNAKLAR, DİPNOTLAR:

(1) Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.II, s. 43.

(2) Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.II, s. 198.

(3) Osman Kafadar, “Felsefe Öğretiminin Türk Eğitim Sistemine Girişi ve Tarihi Gelişimi”, AÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Yıl 1994, C. 27, S.1, s. 284-285.

(4) Tarık Zafer Tunaya, İslamcılık Cereyanı, III, Cumhuriyet Kitapları, Şubat, 1998, s. 13-15.

(5) Bülent Daver, Türkiye Cumhuriyeti’nde Laiklik, Ankara, 1955, s. 135-136.

(6) Tunaya, s. 16-22.

(7) Tunaya, s. 43-44.  

(8) Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, Çağdaşlık Yolunda Yeni Türkiye, (14 Mayıs 1950-27 Mayıs 1960), 4. Kitap (İkinci Bölüm), Ankara, 1999, s. 36, 43, 65-69, 139, 144-145.

(9) Anıl Çeçen, Atatürk’ün Kültür Kurumu Halkevleri, İstanbul, 2000, s. 195-214.

(10) Fay Kirby, Türkiye’de Köy Enstitüleri, İstanbul, 2012, s. 490, 493.

(11) TBMM, TD, D.IX, C. 27, 27 Ocak 1954, s. 378.

Yazarın Son Yazıları

ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025
Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyetçi direniş

ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE CUMHURİYETÇİ DİRENİŞ

Devamını Oku
26.03.2025
Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Devamını Oku
19.03.2025