Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Sağcı iktidarların borçlanma hastalığı ve 19 IMF krizi

4 Ekim 2018 Perşembe

1994, 1998, 2000 ve 2001 ekonomik krizleri ve 2018 krizi.. Özünde değişen bir şey yok. Kendi sermayesini, fabrikasını çalıştırmak için gerekli ham ve yarı mamül maddelerini, ülkenin çağdaş ihtiyaçlarını üretemeyen bir ülkenin zavallı kaderidir ekonomik krizler.
Ülkenin kaderi mi dedim? Pardon, ülkenin başına sürekli aynı tipte, ekonomik krizler üreten iktidarların gelmesi, adeta kaderidir. Yetersiz üretim, yüksek enflasyon, çok yüksek faizler, pek çok bankanın içlerinin sahipleri ve vurguncular tarafından boşaltılması, peşkeş ekonomisi, önceki krizlerin nedenleri arasındaydı.
İlginç olan, tüm krizlerin sağcı, tutucu, plan değil pilav diyen iktidarlar zamanından patlamasıdır.
İlk büyük ekonomik krizi Menderes Bayar iktidarları yaratmıştır. “Yeter, söz milletindir” sıradanlığının ve oy avcılığının sonucudur onların krizi. DP liderleri ABD’ye para dilenmeye çıkmışlar, Washington tarafından Disneyland’a eğlenceye gönderilmişlerdi. İlk paramızın pul olduğu dönemdir.

Sonrası adım adım geldi...
1960 askeri darbesinden sonra 1961 ve 1961’de kırk parasız ülke IMF’nin kapısını çaldı. Sonra, tümü sağcı iktidarların belirlediği, yönettiği, yapılandırdığı ekonomide, 17 kriz daha patlamış ve ekonomi toplam 19 kez IMF boyunduruğuna girmiştir.

IMF parayı pompalıyor, ekonomi düzelir gibi oluyor, sonra yeniden patlıyor kriz.
Hesap etmiştim, 19612002’ye kadar, ortalama 2.1 yılda bir ekonomik krize soktular ülkeyi.
1950’den bu yana hesaplarsanız 2.7 yılda bir.
Sağcıların en çok sevdiği ekonomi, yol ekonomisidir. Vurup buldozerlerle çıkacaksın öte yandan. Özetlersek aslında inşaat ekonomisi dememiz gerekir.

Hayır hayır ve hayır
Ki bu iktidarın ana özelliği de inşaatçı olmasıdır. Çünkü para bu alanda çabuk döner, doldur boşalt kasaları cepleri, rantı cebe at durmadan.

Yok geçmişten farkı.
Hakkını yemeyelim: IMF’siz en uzun dönemi yaşadık AKP iktidarında: 15 yıl.
Sermaye mi yarattılar ekonomik faaliyetten? Hayır.
İhtiyacımız olan, fabrikaların dönmesi için gerekli malları mı üretebildik? Hayır.
Dışa bağımlılığımızı mı azalttık? Hayır..
Enerjimizi kendimiz mi ürettik? Hayır..

İnşaaaaaat Ya Resulullah
Yabancı sermaye yığıldı ülkeye, dünyaya pompalanan trilyonlarca dolar gürül gürül aktı AKP’ye.. 400’e yakın AVM bu dönemin eseridir. Tüketim tapınakları... Bankalar pompaladılar tüketici kredilerini.. Şirketler, kendi öz sermayesini geliştiremeden, 350 milyar dolar borç ile yapay sanal büyüme yolunu seçti, şimdi gümbürdüyorlar.

İnşaaaaaat Ya Resulullah adıyla anılıyor hâlâ iktidar.
Para dolu kuyunun dibi gözüktü, ye ye bitirdik.
Çarklar bol dolarla dönüyordu, para bitince, üretemeyince yeteri kadar, enflasyon ve iflaslar patladı..
Doğan Kuban Hoca diyor ki, Türklerin Batı’ya borçlanması II. Beyazıt döneminden itibaren başlar.. Eh bunların zihinsel torunları iktidarda olunca..


Yüzde 30 enflasyon
Yüzde 23 eflasyon.. korkunç rakam.. bir ayda..
Yıl sonunda yıllık enflasyon yüzde 30’a doğru..
İktidar mensupları aptal yerine koyuyorlar bizi: Bizim krizimiz değilmiş.
Sizin yarattığınız durumdur beyler bayanlar.
Dolara dayalı bir ekonominiz varsa, batarsınız tabii ki.. Dolarınız azalır kriz yaratırsınız, dolar değerlenir kriz yaratırsınız. Dolara bağlı mallar pahalanır kriz yaratırsınız.
Yerli ve milli en büyük iktidar göz boyamacılığı..
O zaman niye dışarıya döviz aramaya çıkıyorsunuz.
Güvence üstüne güvence veriyorsunuz, denetiminizi yabancılara devrediyorsunuz..
Yapmanız gereken, yerli ve milli olarak, dışarıya çıkıp TL’leri toplamak olmalıydı!
AKP’nin yönetememe krizidir
bu.
Öyle ki, bir tweet ile doların 12 lira pahalandığı bir ekonominin yaratıcısının geldiği noktadayız..