Köşe Yazısı

A+ A-
Deniz Yıldırım

Tek sorun seçim hilesi mi?

22 Aralık 2018 Cumartesi

Türkiye’de sandık güvenliği aşındı, doğru. Fakat şartlar kötüleşirken iktidarın seçimlerden hep galip çıkmasını sadece seçim usulsüzlükleriyle açıklamak, kendimizi rahatlatma yoluna dönüşmüş olabilir mi?
IPSOS’un “Dünyayı Neler Endişelendiriyor?” araştırmasından söz etmiştim. Yine dünya verileriyle tartışalım.
Brezilya, Meksika ve İtalya’da seçim oldu; bu ülkelerdeki seçmenlerin yüzde 80’inden fazlası seçim öncesindeki IPSOS araştırmasında “ülkem kötüye gidiyor” diyordu. Ve 28 ülkelik memnuniyetsizlik listesinin ilk üç sırasında yer alan bu ülkelerde bu yıl iktidar değişti. Tesadüf mü? Brezilya’da aşırı sağcı Bolsonaro; Meksika’da halkçı sol Obrador iktidara geldi; İtalya’da ise 5 Yıldız Hareketi ile göçmen karşıtı sağ parti Lega yeni koalisyonu kurdu.
Seçim öncesinde bu ülkelerin halkı en önemli sorun olarak neleri görüyordu? Meksika halkına göre ilk sırada yüzde 65 ile suç/şiddet vardı; bunu yüzde 49 ile yolsuzluk ve yüzde 43 ile yoksulluk izliyordu. Brezilya halkına göre de yüzde 49 ile en önemli sorun suç/şiddetti. Bunu yüzde 48 ile yolsuzluk izliyordu. İlk iki sıra aynı: Güvenlik ve ekonomi. İtalya’da ise seçim öncesi halkın en önemli sorunu yüzde 66 ile işsizlikti. Bunu yoksulluk, vergi, göç ve şiddet/suç izliyordu.
Şimdi bize, 24 Haziran öncesi IPSOS verilerine bakalım.
Mayıs’ta halkın yüzde 72’si “gidişten rahatsızım” diyordu. Yüksek oran. En önemli sorunlar arasındaysa yüzde 35’le terör, işsizlik ve yoksulluk başı çekiyordu. Yani yine güvenlik ve ekonomi. Bu önceliklerin değiştiğini, enflasyon ve işsizlik özelinde ekonomiyle ilgili kaygıların arttığını yazmıştım. Fakat yine de mayıs araştırması üstünden soralım. Meksika’da, İtalya’da, Brezilya’da güvenlik ve ekonomi merkezli rahatsızlıklar iktidar değişikliği getirmişken Türkiye’de niye getirmedi? Yanıt belli: İktidar değişikliği yaşayan ülkelerde muhalefet partilerinin bir başka güvenlik söylemi ya da vaadi de vardı. Sadece ekonomi konuşmadılar. Ve halkı bu sorunları iktidarın çözemeyeceğine ikna ettiler. Bizdeyse halkın en az yarısı, bu sorunları muhalefetin çözemeyeceğini düşünüyor.
Muhalefetin temel hatası, güvenlik konusunun iktidarın gündemi olduğunu düşünmesi ve kendi söylemini kurmaması. Bu da iktidarın diliyle konuşmayı getiriyor: “Tamam, sen güvenlikte doğru işler yapıyorsun. Destekliyoruz. Ama ya ekonomi?” Bu söylem, iktidar hamleler yapıp güvenliği seçmen gözünde yeniden ana sorun haline getirdiğinde muhalefetin elini kolunu bağlıyor her seferinde.
Meksika’ya bakalım. Halkçı sol lider Obrador ekonomiyle güvenliği ilerici bir programla ilişkilendirdi orada; uyuşturucuyla, çetelerle, suçla sadece militarist mücadelenin yetmediğini; ekonomik, sosyal programlarla, gelir adaletiyle, işsizliği yok ederek mücadele etmek gerektiğini ikna edici şekilde anlattı. Yani halkın en önemli sorun olarak gördüğü ekonomi ile güvenliği birbirinin karşısına yerleştirmek yerine ilişkilendirdi. Güvenlik sorununu, ekonomik eşitsizlik gündeminin parçası yaptı. Orada hile olmadı mı sanıyoruz?
Bize bakalım. Sorunlar birikti, iktidar eliyle hem de. Örneğin iş güvenliğinin, örneğin sokakta yürürken bile can güvenliğinin kalmaması, örneğin kadın cinayetlerindeki artış, suç oranlarında, cezaevi nüfusundaki artış, örneğin gencecik bedenlerin uyuşturucu çeteleri tarafından teslim alınması... Bütün bunlara karşı ikna edici bir sosyal güvenlik programı; özellikle de İstanbul için ilan edilebilir. Muhalefet, güvenliği ekonomik adaletsizlikle ilişkilendiren bir programla gündemi belirleyebilir.
İşsizlik artıyor; genç işsizliği zirvede. Yönetenlerin eşleri, akrabaları, dünürleri, damatları en iyi yerlerde hemen iş bulup ihale alırken, yoksul gençlere aldıkları eğitim ne olursa olsun polis, asker, bekçi, özel güvenlikçi olmak dışında bir seçenek bırakmadılar. Çünkü kriz bahanesiyle kamu alımları azaltıldı. Ülke güvenliği memleketin yoksul çoğunluğuna bırakılmışken bundan kendilerini muaf tutanlara “ayrıcalığınız nedir?” sorusu sorulmalı. “Zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir”; yönetenlerin ekonomisiyle halkın güvenliği arasındaki zıtlık böyle kurulabilir.
Zira muhalefetin “millilik” kozunu da iktidar koalisyonunun elinden alması gerekiyor. Faşizmin yükselişi, karşıt güçlerin ilerici bir millilik söylemi oluşturamamasının da ürünüydü tarihte. Faşizm böylece millilik sanıldı. Güvenlikle demokrasi arasında bağ oluşturmak ve halkın asıl “milli çıkar”ı, bağımsızlık çizgisini buradan görmesini sağlamak ana görev şimdi. Yoksa daha çok Patriot, S-400 alınır vergilerimizle.
Seçenek çok; tek sorun seçim hileleri değil.

Tümü Deniz Yıldırım - Son yazıları

‘Bu millet bize oy vermez’ 20 Temmuz 2019 Cmt
‘Demokrasi ve Milli Birlik’ 17 Temmuz 2019 Çar
Saray Partisi, Riba Programı ve Halkçılık 13 Temmuz 2019 Cmt