YSK: 9 cinayet, 1 intihar

YSK: 9 cinayet, 1 intihar

09.05.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Hiçbir eleştiri, hiçbir rakip, hiçbir düşman, bir insana veya bir kuruma, o insanın veya o kurumun kendisine verdiği kadar büyük bir zarar veremez!
Yüksek Seçim Kurulu o kadar uzun süre o kadar çok cinayet işledi ki, sonunda dayanamadı ve son cinayetiyle birlikte intihar etti.

***

YSK’nın nihayet intiharına da yol açan en son cinayeti pek çok kuruma karşı işlenmişti:
1) Aynı zarftan çıkan dört oyun üçünü kabul edip sadece birini reddetmek, akla, mantığa karşı işlenmiş bir cinayetti.
2) Zarfa konulan oyları, yani seçmen iradesini etkilemeyecek bir faktörü (seçim kurulları üyelerinin niteliklerini) bahane ederek, dört oydan birini iptal etmek anayasaya, yasalara, yönetmeliklere karşı işlenmiş bir cinayetti.
3) Karar, anayasa, yasa, yönetmelik ve içtihatlara karşı alındığı için Hukuk Devleti’ne karşı işlenmiş bir cinayetti.
4) Karar, seçmenin özgür iradesine ipotek koyduğu için sandığı karşı işlenmiş bir cinayetti.
5) Karar, seçmenin sandığa olan güvenini sarstığı için Demokratik Rejime karşı ilenmiş bir cinayetti.
6) Karar, Demokratik Hukuk Devleti’ni zedelediği için Türkiye Cumhuriyeti’ni Demokratik ve Hukuk Devleti olarak tanımlayan Anayasa’ya karşı işlenmiş bir cinayetti.
7) Karar, kamuoyunun her aşaması iktidar tarafından bizzat belirlenmiş, uygulanmış, denetlenmiş seçim sürecini geçersiz kıldığı için iktidara (ve elbette onun organı olan bürokrasiye) karşı bir cinayetti.
8) Seçim sürecinde uygulama ve denetleme görevi yapan yargı mensuplarına karşı bir cinayetti.
9) Seçim sürecinde sandıklarda görev almış olan vatandaşlara ve partililere karşı bir cinayetti.
10) Bütün seçim sürecindeki her türlü karar, uygulama, denetim ve itirazlardan sorumlu merci olarak, kendi düzenlediği, kabul ettiği ve kesinleştirdiği bir seçim sürecindeki sonuçları, üstelik de hem hukuka hem de eski kararlarına/ içtihatlarına aykırı olarak iptal ettiği için kendine karşı işlenmiş bir cinayet, yani intihardı.

***

Benim Yüksek Seçim Kurulu’nun demokratik, hukuksal ve manevi açılardan kamuoyu vicdanında intihar etmesine hiçbir itirazım yok...
Ama intihar ederken, Demokratik Rejimi, Hukuk Devleti’ni, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Osmanlı dönemiyle birlikte, iki yüz yılı aşan toplumsal, siyasal, kültürel birikimini de birlikte götürmesine itirazım var!
Sanıyorum, kamuoyu da YSK’nın bu cinayetlerine ve intiharına itiraz ediyor ve itirazını da reddedilemeyecek bir biçimde 23 Haziran’da ifade edecek.  

Yazarın Son Yazıları

Seçimi geçersiz kılmak

İktidara yakın bir medya sitesinde 23 Haziran 2026 tarihli bir haber...

Devamını Oku
25.06.2026
Meşruiyetini kaybeden iktidara direnmek anayasal görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa’ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, “meşruiyetinin iki kaynağı açısından da” sorun yaşamaktadır.

Devamını Oku
23.06.2026
Seçimi yapmadan önce kazanmak (3)

Perşembe ve Cuma günleri bu sütunda, İktidarın önümüzdeki seçime nasıl baktığını sorgulayan iki yazı yazdım.

Devamını Oku
21.06.2026
İktidar seçimi saptıracak mı? (2)

Demokratik bir iktidarın meşruiyetinin birinci koşulu, gerçek seçeneklerin iktidarla muhalefet arasındaki eşit yarışma koşullarında sunulduğu, şeffaf, adil ve periyodik seçimlerdir.

Devamını Oku
19.06.2026
İktidar seçim yapmayacak mı? (1)

Anayasal haklarını kullanan ve yasal gösteri yapmak isteyen işçilere, öğretmenlere, avukatlara, emeklilere, öğrencilere uygulanan orantısız şiddet, İktidarın, toplumdan ve Demokrasi’den hem korktuğunun hem de uzaklaştığının göstergesi.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Yüzsüzlüğe’ övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı. “Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!

Devamını Oku
16.06.2026