Köşe Yazısı

A+ A-
Deniz Yıldırım

İzlanda ve ABD

12 Haziran 2019 Çarşamba

Milli Takım son dünya şampiyonu Fransa’yı yendi; hem de gol yemeden. Genç, başarıya aç bir ekip ve doğru yönetimle olabiliyormuş dedik, sevindik ve elbette gururlandık. Oradan İzlanda’ya geçti takım. Uçaktan indiklerinde bekletilmişler, arama süreci uzatılmış, takım kaptanına da mikrofon yerine fırça uzatılmış.
Tatsız mı? Elbette tatsız; yaşanmasa daha iyi. Ülkelerin milli marşlarının ıslıklanması da, milli takımların saygısızlığa maruz bırakılması da kabul edilir işler değil. Ama sonrasında yaşananlar, verilen tepkiler daha ilginç.
Önce Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu sert tepki gösterdi; ardından da İzlanda’ya nota vereceğimizi söyledi; verdik de. İzlanda’da diplomatik temsilciliğimiz olmadığı için Norveç’teki büyükelçiliğimiz aracılığıyla.
Yine aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’i aradı; tepkisini iletti. Basın aracılığıyla kamuoyu da bu görüşme hakkında bilgilendirildi.
Bu sırada Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu “destek” için İzlanda’ya gitmeye karar verdi; “Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milletimiz olarak en güçlü şekilde yanlarında olacağız” dedi ayrılmadan; sonra da üzerinde “Türkiye Cumhuriyeti” yazan uçak beraberindeki “gazeteci” heyetiyle uzun bir sefere çıktı. Kaynaklar bizden elbette.
Nota ile de kalmadı; Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bu kez İzlanda Dışişleri Bakanı’nı aradı; “Milli Takım’a yönelik muamele kabul edilemez” dedi.
Yürütme görevini yapadursun, yasama organı da boş durmadı. Meclis Başkanı Şentop, İzlanda Parlamentosu Başkanı Sigfusson’a bir mektup yazdı, Milli Takım’a yönelik saygısızlığın kabul edilemez olduğunu ifade etti.
İyi ya, milletvekillerimiz durur mu? Sosyal medya hesapları, İzlanda’yı kınayan mesajlarla dolu.
Yani neredeyse bütün devlet mekanizması İzlanda’ya karşı seferber oldu.

Pentagon’a sessizlik
Haksız ve incitici eylemlere karşı gelmek doğrudur elbette; ama her alanda böyle yapılırsa. Daha geçen hafta ABD Savunma Bakan Vekili Shanahan, yani Pentagon Türkiye’yi S-400 alımı konusunda yaptırımlarla tehdit eden bir mektup yolladı, basına da sızdırıldı. Ne içeriği diplomatik nezakete uygundu, ne de sızdırılması. Güç gösterisiydi. “F-35 programından çıkarırız, ekonominiz yaptırımları kaldırmaz, ya biz ya Rusya” diye tercih dayatan, devletler arasında eşitsiz bir ilişki öneren, “patron biziz” mesajını açıkça veren, Türkiye’nin egemenlik alanına dair müdahaleyi açık şekilde de göstermek isteyen bir ABD var mı? Var. Bizde de her fırsatta “emperyalizme karşı savaşıyoruz” diyenler çoğunlukta olduğuna göre, bu konuya da tepki gerekmez mi? İzlanda emperyalist değil, ama ABD emperyalist sonuçta.
İyi, güzel de; bir hafta olacak; Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmuyor; Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu konuşmuyor, Meclis Başkanı konuşmuyor mektup hakkında. Milli Savunma Bakanlığı ise içerik çok açık değilmiş gibi hâlâ “stratejik ortaklık”tan söz ediyor yaptığı kısa açıklamayla; mektubun geldiğini ve gerçek olduğunu da kabul ederek elbette.
Milliyetçi partilerimiz de konuşmuyor. İzlanda konusunda konuşan, haklı tepkisini gösteren kim varsa, ABD mektubuna karşı susuyor.
Niye böyle? İki yorum şekli var aslında; ya İzlanda’ya bu olağanüstü tepkiyi verirken ABD’ye tepki vermemelerini bir çelişki olarak görebiliriz; ya da egemenlik sahamıza daha büyük tehditler karşısında susmak zorunda kalınca açığı İzlanda gibi ülkelere verilen olağanüstü tepkilerle, üç gün sonra unutulacak “kuru milliyetçi” ataklarla kapatmaya çalıştıklarını söyleyebiliriz. Ben ikincisinin yapıldığını düşünüyorum. Yani bir çelişki yok aslında. İzlanda’ya tepki, ABD’ye tepkisizliğin örtüsü oldu.
İktidarın “milliyetçi” stratejisi tam da böyle bir şey zaten. Varlıklarını bu tür geçici milliyetçi kabarmaları yönetmeye dayandıranlarla gerçek antiemperyalist, bağımsızlıkçı duruşu savunanlar arasındaki fark da böyle zamanlarda ortaya çıkıyor.
“Ne yani; ABD’ye savaş mı ilan edelim?” diyorsunuz şimdi. Bekleyin; bu S-400 konusunda gözden kaçırılan ve bizim kamuoyunda yeterince tartışılmayan boyutlar var. Cumartesi buradan devam edelim.

Tümü Deniz Yıldırım - Son yazıları

Kazanan halk, kaybeden Saray 26 Haziran 2019 Çar
Beka ile başladı, Öcalan ile bitti 22 Haziran 2019 Cmt
F-35 et değil, S-400 saman değil 19 Haziran 2019 Çar