Ekonomi yönetiminde sihir, sihirbaz yoktur

20 Temmuz 2019 Cumartesi

Önceki gün Meclis’te kalkınma planı görüşmeleri vardı. Zorlama yapılan canlı yayınların, Meclis görüşmele­rinin demokrasimizdeki işlevi, etkinliğinin dibe vuruşu ile doğrudan ilişkili olarak siyasete duyarlı, zaman yaratabilecek iz­leyiciler için bile izlenirliği diplerde. Kendi adıma hiç değilse kürsüye çıkan milletve­killerinin derslerini çalışanları için geçerli olmak üzere sunulan bilgilerden havayı koklamak üzere izlemeye çalışıyorum.
Gündemde kalkınma planı, konuşmacı DPT’nin ve de ekonominin duayenle­rinden CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’nin grubu adına diyeceklerini izle­meyi görev bildim. İyi ki de izlemişim. Bir­çok manşet habere taşınabilecek yorum ve başlıklar altında verilmiş, ekonominin aynı iktidar erki, sorumluluğunda, 17yıllık icraatlarla çökertilmesinin, unutturulmuş, yok sayılmış çarpıcı sonuçlarının dudak uçuklatan verileriyle yüzleştik.
Bizim sağ siyasal popüler kültürümüz­de, “plan değil, pilav lazım” polemiği ile beş yıllık planların aslında bilime, ekono­miye, demokratik bilimsel verilere otur­tulması gerekli içeriklerinden kaçınmaya öncelik verilse de.. 21. yüzyılda devletin ekonomideki rolü, ülkenin bütünüyle uluslararası rekabete hazırlanması gereği tartışılamaz değerde.
İlhan Kesici de tam da bu nedenle ister insan odaklı sosyal devlet, isterse güçlü ekonominin sermayeden yana öncelikleri ağır bassın, Türkiye’yi bir bütün olarak uluslararası rekabete açma yolunda özel sektörün çalışma ikliminin belli bir düzeni için, eğitimin düzeyinin uluslararası reka­bete açılması zorunluluğunun altını çize­rek söze giriyor. 2014 yılında Türkiye’nin, 130 küsur ülke içinde 44. sırada iken, 2018’de 55. sıraya düşmesi gerçeğini sorguluyor.
İki anlamlı eksiklik olarak ise, planların ortalama 15 yıllık, üç dönemli gelişmeler içinde değerlendirilmesi gereği yanında bir yıllık gecikmeyle Meclis gündemine taşınmasını sıralıyor. Geçen yıl bu aylar­da Meclis’e sunulmamış 11. Beş Yıllık Plan’ın sayısız ilkesel hazırlık koşullarına uyulmaması sorunları yanında, 2019 büt­çesinin plan programı olmadan hazırlan­ması gibi eksiklikle yüzleşilmesinin altını çiziyor. Meclis’te planlama ve ekonomi, bütçe alanlarında çok sayıda uzman her partiden milletvekillerinin varlığına karşın gerek plan gerekse bütçe hazırlık çalış­malarında bu bilgi birikimleri, deneyimleri demokratik işleyişlerin, hukukundan yararlanılmamasının olumsuz sonuçlarını sorguluyor..

***

10. Plan’ın öngörüleri, sonuç yanılsa­maları üzerinden dahi 11. Plan’a aktarım yapılmamasının ise çok daha ciddi sor­gulanması gereği üzerinde duruyor. 10. Plan’ın başarı, başarısızlıklarının sorgulan­ması yapılmadan 11. Plan öngörülerinin konmasının sakıncalarının altını çizerken, ekonomi yönetimlerinin ellerinde sihirli değenek, sihirbaz olamıyacağı gerçeğinin altını çizerken, “Hele de bizim gibi ülkeleri bekleyen en büyük tehlikenin, en kötü günler geride kaldı, önümüz, ufukumuz açık..” yaklaşımlarından kaygılanılması gereğine işaret ediyor.
İlkinden günümüze bütün planlama ça­lışmalarını incelemiş, içlerinde görev almış olarak, 10. Plan’ın öngörüleri üzerinden yaşanmış çok çarpıcı kimi sapmalardan örnekler verme gereğini duyuyor.. Milli gelir 1 trilyon 285 milyar dolar olarak hedeflenmiş, 184 milyar dolara ancak ula­şılmış.11. Plan’a 1.3 milyar dolar gibi bir hedef konmuş. İyi mi, gerçekçi mi, ortada hiçbir veriye dayalı karşılaştırma yok ki?
Kişi başına milli gelir için 16 bin dolar olsun denmiş. İyi güzel de, bir önceki planda 25 bin dolar olaktı, 9600 olmamış. Milli gelirde 2023 yılına konan hedef 2 tril­yon dolarken 11. Plan’da 1 trilyon dolara indirilmiş. Kişi bişanı milli gelir öngörüsü de yarı yarıya düşürülmüş.
10. Plan’ın başarısızlıkları sorgulanma­dan 11.’Plan öngörülerinin havada kalması gerçeği bir yana, dış borç patlaması, ülke tarihinin en yüksek özelleştirmeleri ile, süper projelerle halkın tümüne yüklenmiş vergiler, ağır borçlanmaların dudak uçuk­latan rakamlarından örnekler sıralanıyor.. Kamuoyunun çok duysa da anlamlarını algılamakta zorlandığı bol sıfırlı rakamlarla bir özetlemeye yerimiz kalmadı. En iyisi çok övünülen Osmanlı Devleti’nin nasıl ve neden, hangi borçlanmalar yüzünden çö­küp parçalandığı verilerinin de bir özetine geçmeden, sorusunu meraklıları için anım­satmakla noktayalalım mı dersiniz?