Köşe Yazısı

A+ A-

Terörle ve kanla beslenenler kim?

Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
13 Ekim 2015 Salı

Terör örgütlerinin genelde bir mikro bir de makro yönü vardır. Eski yıllarda mikro boyutu öne çıkardı.
Doğrudan doğruya tetikçiler, fedailer ağırlıklı olarak, daha çok görünürlerdi. Son yarım yüzyılda mikro ve makro ayakları yavaş yavaş bütünleştiler.
Hele 1990’lı yıllardan başlayarak daha da organize hale geldiler. Legal ve illegal boyutları birbirlerinin parçası oldular. PKK, PYD ve Batı desteği gibi.
Teknoloji gelişti, örgütler daha da küreselleşti. Teknolojinin ve paranın akışkanlığı adeta sonsuz hale geldi.
Kullanılan tetikçilerin genellikle ortaya çıkmasına karşın, “onları kurgulayan güç odaklarının gizli kalması”, ortaya çıkarılamaması bu kenetlenmenin sonucudur.

Neden mi?
-Çıkar çatışmaları iç içe geçmiştir; kutu kutu içindedir. Büyük güçler birbirlerini bile ele vermekten kaçınırlar. Oyunun kuralları böyle kurulmuştur.
-Kanlı terör örgütleri teknik olarak, “kurgulayanları gizleyecek bir biçimde düzenlenir”. Maşalar ele verilir ama “patronlar saklı kalır”. Güçlü odakların, “sürdürülebilir üstünlükler kuramı” bunu zorunlu kılar.

Türkiye örneği ve son olay
1970’li yıllardan başlayarak Türkiye’de
- İç çıkar çatışmalarını
-Türkiye üzerindeki küresel güç kavgalarını
- İç dinamikler ile dış dinamikler arasında 70’li yıllardan beri giderek artan kenetlenmeyi ele aldığımızda “terör ve cinayet eylemlerinin esrarı ve içinden çıkılmazlığı” daha iyi anlaşılır. Uğur Mumcu olayı için kimi yönetimdekiler ne demişlerdi: “Bir tuğlayı çekersek bütün duvar yıkılır”. Organizasyonu yapanlar, duvarların yıkılmasını istemezler.
Ankara’daki, Cumhuriyet döneminin en büyük kanlı terör olayını kim kurguladı ve icra etti?
- Mikro bir küçük birim mi?
- Türkiye’nin son yıllarda, özellikle iyice keskinleştirilen kutuplaşmalarından siyasi ve iktisadi çıkar sağlayanlar mı?
- Küresel kimi güçlerin, bölgedeki çıkar kavgalarının bir sonucu mu?
Bunların hepsini iç içe aralarında bağlantı kurarak düşünmek gerekir. Bu tip “organize” terör olaylarında, “hiçbiri diğerinden bağımsız değildir”.
Somut gerçekler ve sağlam kanıtlar ortaya çıkıncaya kadar IŞİD diyenler, PKK’den söz edenler, derin devlete yıkmaya çalışanlar, birkaç meczubun işi deyip örtmeye çalışanlar çıkacaktır.
Ama yadsınamayacak bazı gerçekler vardır;
Türkiye’de demokratik bir düzen sağlanamamakta, işler TBMM’de tartışılamamakta, medya savaşları ve kaba güçler öne çıkmaktadır.
Devlet düzeninde taşlar yerinden “oynatılmıştır”. Anayasal devlet kurumları, adli sistem, bürokrasi demokratik bir düzenin çok uzağındadır.
Türkiye 90’lı yıllardan beri, “uluslararası alanda ve bölgede, ulusal çıkarlarını gözetecek politikalardan giderek uzaklaştırılmıştır”.
Küresel BOP uygulamalarına Türkiye’nin fiilen dahil edilmesi; Kürdistan hesapları, Türkiye’de kanlı terör eylemlerinin, “kimileri için, amaca yönelik bir araç” durumuna gelmesine yol açmıştır.
Büyük resmi anlamayan ya da görmek istemeyenler, kanlı terör olaylarının önüne geçemezler.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Uğur Mumcu