Parti devleti anlayışı - AV. EROL ERTUĞRUL
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Parti devleti anlayışı - AV. EROL ERTUĞRUL

12.11.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

22 yıldır güzel yurdumuz parti devleti sistemi ile yönetiliyor. Anayasa ve yasalar hiçe sayılarak tüm yetkiler tek adamda toplandı; her şeye o karar veriyor. Tüm devlet kadrolarını o atıyor; genel müdürleri, müsteşarları, valileri... Bu görevler AKP kadrolarından oluşuyor. Önemli görevlere liyakatsiz kişiler getiriliyor. Böyle olunca yetkililer bir devlet adamı gibi değil, bir AKP savunucusu gibi davranıyorlar. Erzurum valisi Abdülhamit için anma günleri düzenliyor. Bir başka vali AKP yöneticileri ile partiye oy devşirmek için kapı kapı dolaşıyor.

LİYAKAT YOK

52. dönem kaymakamlık kursunu bitirip kaymakam olduğumda 67 valinin, 574 kaymakamın Türkiye’nin yazgısını değiştireceğine inanmıştım. O tarihlerde 67 il ve 574 ilçe vardı. Vali olmak için özel yetenek ve başarı yetmez, dil bilmek ve farklı başarılar göstermek gerekir diye düşünmüştüm. Zaman içerisinde yanıldığımı anladım. Ne liyakat ne başarı gerekiyormuş, günümüzde AKP’li olmak yetiyormuş. Halkı aldatmak için dini kullanıp Kuran’dan ayetler okuyan ve bunu daha sonra açıkça söyleyen birisi Prag büyükelçisi yapılmıştı. En son asıl mesleği aşçılık olan bir kişi Almanya’ya ataşe olarak atandı.

Devlet kadrolarında liyakat olmayınca, yokluklar, yoksulluklar ve yasaklar tavan yaptı. Tarımı bitirdiler. Ormanlarımız maden şirketlerine peşkeş çekildi. Kaz Dağlarında maden şirketi için bir milyon ağaç kesiliyor. Çocuklarımız uyuşturucu batağında. Çağdaş, uygar ve laik eğitimden dönüldü, dinsel bir eğitim öne çıkarıldı. Liseler imam hatip okullarına çevirildi. Bu okullara öğrenci çekmek için kayıt yaptıran öğrencilere ödül sözü verildi. Bu okullar aslında aydın din adamı yetiştirmek için açılmış okullardır. Ama günümüzde temel eğitim kurumu durumuna getirildi.

Milli Eğitim Bakanlığı tarikatlarla, cemaatlarla anlaşmalar yapmaya devam ediyor ve bu gerici kurumları eğitime ortak ediyor. Okullarımız tarikatlara teslim edilmiştir. İmamlar okullarımızda ders veriyor. Diyanet İşleri başkanı elinde kılıçla minbere çıkıyor. Fetvalar veriyor. Ülkemiz milyonlarca sığınmacıyla ile dolduruldu. Bu durum ülkemiz için büyük tehlike oluşturuyor.

Anayasamıza göre Türkiye bir hukuk devletidir. Anayasa Mahkemesi kararları anayasaya göre herkesi bağlar. Ama Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyor. Gezi olayları nedeni ile insanlara haksız cezalar verildi. Can Atalay milletvekili seçildiği halde ve AYM kararı olduğu halde cezaevinden çıkamıyor.

HUKUK AYAKLAR ALTINDA

Gezi olayları nedeni ile yaşam boyu hapis cezasına çarptırılmış olan Osman Kavala’nın mahkeme kararı ile salıverildiği halde, yeni bir suç yükleyerek cezaevinde kalması sağlandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de “Kavala, Gezi’den ötürü değil, casusluktan ötürü cezaevindedir” diye gerçekdışı bir yanıt verildi. Sinan Ateş davasında tetikçiler cezalandırıldı ama azmettiricilerin kimler oldukları belli olduğu halde, politik nedenlerle onlara dokunulmadı. Sekiz yaşındaki Narin Güran’ın kimler tarafından ve neden öldürüldüğü bilindiği halde gerçeğin üzerine yine politik nedenlerle bir türlü gidilemedi.

Bu yaşananlar, güzel yurdumuzda hukukun yok edildiği ve adaletin kalmadığı anlamını taşıyor. Adalete olan güven yok olduğu için suçlar arttı, suçlular korkusuzca aramızda dolaşmaya başladılar. İstanbul’da Beyoğlu’nda sokakta bir kadına tecavüze kalkışıldı. Suçlular serbest bırakıldı. Sonra kamuoyunun tepkisi üzerine tutuklandılar. Kadın cinayetleri hız kesmiyor. Artık can güvenliği yok. Sokaklar suç ve suçlularla dolu.

DEVLET YOKSA...

Ülkemiz artık bir suç cenneti. Çeteler sokaklarda hesaplaşırken cumhurbaşkanını ve yönetimi eleştirenler anında tutuklanıyor, kadınlara saldıranlar ise özgür dolaşıyorlar.

Rektörlük, dekanlık yapmış bir bilim insanı Esenyurt belediye başkanı düzmece suçlamalarla tutuklanıyor, arkasından Mardin, Batman, Halfeti belediye başkanları görevlerinden alınıyorlar. Hepsinin yerine kayyum atanıyor. AKP yetkilisi bu uygulamaların süreceğini söylüyor. Hukuk ayaklar altında.

Tüm bunlar devletin olmadığı, parti devletinin boy gösterdiği bir düzen oluşturulduğu için gerçekleşiyor. Cumhurbaşkanı bunca olumsuzluğu unutturmak için halkı İsrail saldırıları ile korkutmak istiyor. Bu sistem ve yaşananlar Cumhuriyetimizin 101. yılına yakışmıyor. Tüm bunlardan kurtulmak için, bu iktidardan bir an önce kurtulmak gerekiyor.

AV. EROL ERTUĞRUL

Yazarın Son Yazıları

Gelir düzeyi ve kentsel dönüşüm - Aydın Öncel

Türkiye deprem kuşağında ve oldukça fazla riskli yapı stoğu olan bir ülke.

Devamını Oku
02.05.2026
Emek ve dayanışma - Kemal Akkurt

İşçi sınıfının 1886 yılında ABD’nin Şikago kentinde çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları başkaldırı hareketi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nın ilk kıvılcımı oldu.

Devamını Oku
01.05.2026
İşçi sınıfı yeniden - Doğan Ergenç

20. yüzyılda işçi sınıfının önemli kazanımlar elde ettiğini söyleyebiliriz.

Devamını Oku
01.05.2026
1 Mayıs 137 yaşında - Engin Ünsal

Bugün İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs aslında kanla yazılmış bir emek hareketinin anılma ve sömürüye karşı evrensel dayanışmanın sergilendiği gündür.

Devamını Oku
01.05.2026
Sine-i millete dönmek - Şule Özsoy Boyunsuz

Türkiye’de kamuoyunca zaman zaman gündeme getirilen ve sine-i millete dönmek olarak ifade edilen “topluca istifa”, aslında anayasal olarak var olmayan bir beklentiye dayanıyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Uçak gemileri - Hakan Ercan

Uçak gemileri, modern askeri gücün görkemli ve fakat tartışmalı unsurlarından biri olmaya devam ediyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Maden işçilerinin zaferi üzerine - Cuma Gürsoy

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık kadar çokturlar / Mücadelemizde sadece onların destanı vardır.”

Devamını Oku
30.04.2026
Denge ve denetim krizi - Mahmut Aslan

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından, özellikle muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik adli ve idari süreçlerde belirgin bir yoğunlaşma gözlenmektedir.

Devamını Oku
29.04.2026
Yanlarına kâr kaldı... - Berna Özgül

Türkiye'de motokuryeler yalnızca ağır çalışma koşullarıyla değil, cezasızlıkla da mücadele ediyor.

Devamını Oku
29.04.2026
Çocuk koruma mı, dijital gözetim mi? - Mehmet Utku Şentürk

Türkiye’de sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi ve VPN hizmetlerine kadar uzanan kimlik doğrulama zorunluluğu tartışmaları, yalnızca çocukların korunması meselesi değil; aynı zamanda temel hak ve özgürlükler açısından kritik bir kırılma noktasıdır.

Devamını Oku
29.04.2026
Doğum sonrası depresyonu anlamak - Ece Başak Karakaş

Doğum; ailenin heyecanla beklediği bebekle ilk karşılaşması, çoğu zaman sevinç, umut ve yeni bir başlangıç duygusuyla anlatılır.

Devamını Oku
28.04.2026
Laik, demokratik ulus devlet - Selçuk Kosa

Rönesans, 1400 ve 1700 yılları arasında Avrupa halklarının sırasıyla kilise ve monarşiye karşı başlattığı bilim ve özgürlük savaşıydı ve kazanıldı.

Devamını Oku
28.04.2026
Kentler suskun - Aykurt Nuhoğlu

Siyaset, hızlı düşünmeyi ve doğru kararları zamanında alabilmeyi gerektirir.

Devamını Oku
27.04.2026
Mustafa Kemal'in 36 saat süren Çanakkale röportajı

10 Aralık 1915 günü Çanakkale’den ayrılan Albay Mustafa Kemal, 1916’da tuğgeneraliğe terfi etti.

Devamını Oku
27.04.2026
Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026
Vatansever olmak, ya da olmamak… - Erol Ertuğrul

Kimse vatan haini olmak istemez.

Devamını Oku
22.04.2026
Yanılsamalar ve gerçekler üzerine... - Cengiz Kuday

Politika, çoğu zaman sanıldığı gibi gerçekleri bütünüyle inkâr etmek ya da doğrudan yalan söylemek değildir.

Devamını Oku
22.04.2026
Okullardaki şiddetin çözümü - Ömer Adıgüzel

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan silahlı eylemlerin gerekçelerine ve yapılması gerekenlere ilişkin çok farklı görüş ve çözüm önerileri elbette mümkündür.

Devamını Oku
21.04.2026
Egemenlik bölünemez - Cihangir Dumanlı

İktidar terörü bitiren hükümet olarak siyasal kazanç sağlamak amacıyla “terörsüz Türkiye” sloganı ile yeni bir açılım süreci başlatmıştır.

Devamını Oku
21.04.2026
Faturanın büyüğü buzdağının altında - Mehmet Özdağ

AKP iktidarının enerji politikaları, kamu kaynaklarının şirketlere aktarıldığı bir finansal mekanizmaya dönüştü.

Devamını Oku
20.04.2026
Çocuklar nasıl yetiştiriliyor? - Mustafa Küpçü

Çocukluk yıllarımda anımsadığım bir olaydır; Dükkân komşumuzun atölyesinden gelen feryat figan bir çocuk sesi ile irkildik.

Devamını Oku
20.04.2026
Okul saldırılarını çocuklarla konuşmak

Bazı haberler vardır, günlük yaşantımızın ortasına düşer, okur okumaz en yakınımızdakilerle paylaşma gereksinimi duyarız.

Devamını Oku
18.04.2026
Bir başka bakışla Köy Enstitüleri - Günay Güner

Geçen her yıl Köy Enstitülerinin değeri daha iyi kavranıyor, okullarımıza özlem artıyor.

Devamını Oku
18.04.2026
Cumhuriyet eğitimine vurulan hançer! - İhsan Tayhani

Kuruluşunun üzerinden seksen altı yıl geçmesine karşın Köy Enstitüleri, 1940’lı yılların özgün ve çağcıl bir eğitim atılımıdır.

Devamını Oku
18.04.2026
Cumhuriyetin eğitim devrimi - Mustafa Gazalcı

Kuruluşunun 86. yılını kutladığımız Köy Enstitüleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli eğitim devrimidir.

Devamını Oku
17.04.2026
Kimsesizlerin kimsesi eğitim kurumları - Duran Güldemir

“Bu öğretmenler köyümüze geldikten sonra bizim ne söyleyecek sözümüz kaldı, ne de gücümüz...”

Devamını Oku
17.04.2026
Bozkırın genç fidanları - Mücteba Binici

Önümde, zamanın yıpratıcı etkisinden nasibini almış, kenarları kıvrılmış, sararmış siyah-beyaz bir fotoğraf duruyor.

Devamını Oku
17.04.2026
Savaşın yeni genetiği - Cumhur Utku

Savaş tanımı ve savaşın ilkeleri bu günlerde modern ve köklü bir değişim geçirmektedir.

Devamını Oku
16.04.2026
Türkçemizi koruyalım - Erol Tuncer

Dil uzmanı değilim.

Devamını Oku
16.04.2026
Hukuk herkese lazım - Ahmet Özer

Giderek genişleyen baskı iklimi, Türkiye’yi devasa bir hapishaneye dönüştürdü.

Devamını Oku
15.04.2026
Özel emekli aylığı - Engin Ünsal

Uzun bir çalışma döneminin sonunda emeklilik kişinin huzur içinde geçim kaygısı olmadan sevdikleri ile geçireceği bir kavram olmalıdır.

Devamını Oku
15.04.2026
İran Savaşı ve Amiral Mahan - Nejat Eslen

“Tarih, denizlere hâkim olan ulusların dünyaya da hâkim olduğunu gösteren sessiz tanıktır.”

Devamını Oku
14.04.2026
İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz

Sermayenin sınırsız kâr elde etme arayışı, insanlığın tüm yaşam alanlarının piyasaya açılmasına, maddi veya gayri-maddi tüm değerlerin metalaşmasına ve şirketler tarafından kamu kaynaklarının istila edilip yok edilmesine yol açar.

Devamını Oku
14.04.2026
İnsansız savaş! - Abdurrahman Bayramoğlu

ABD’nin İran’a saldırısı karşısında dünyanın üç maymunu oynaması, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının ortadan kaybolması, insanlığın geleceği adına oldukça kaygı verici.

Devamını Oku
13.04.2026
Cumhuriyetçi devlet adamı - Hamdi Yaver Aktan

Hukuksuz soruşturmaların sürdüğü bir sırada, bir televizyon kanalında Cumhuriyet gazetesindeki makaleye gönderme yaptığını ve gazeteyi de izleyicilere gösterdiğini bir dostum iletmişti.

Devamını Oku
13.04.2026