TÜSİAD ‘10 yılın bedeli ağır’ dedi... Kim ödeyecek?
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

TÜSİAD ‘10 yılın bedeli ağır’ dedi... Kim ödeyecek?

12.07.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Hava ağır. Aşırı sıcak ve nemin bunaltısı bedenlerin hareketlerini de ağızlardan çıkan sözleri de yavaşlatıyor... TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısı öncesi düzenlenen kokteyldeyiz. İş dünyasının ağır topları ile sohbet ediyoruz. Ekonominin gidişatı, TÜİK Başkanı Erhan Çetinkaya’nın, “Şirketler enflasyonist ortamı kullanarak fahiş karlar elde ediyor ve bu durum  enflasyonu artırıyor” sözlerine tepkiler ana konular...

“Gelinen noktada tek umudumuz Bakan Şimşek’in rasyonel politikalara dönüş vurgusu” diyor biri ve ekliyor “Tabii tek adam buna engel çıkarmazsa”.

“Umutlu musunuz peki?”  

“Göreceğiz. Yanlış politikalarla o kadar boşa zaman harcandı o kadar büyük bedeller ödendi ki...”

Siber güvenlik üzerine faaliyet gösteren bir teknoloji firmasının uzun yıllardan beri tanıdığım kurucusu ile sohbet ediyorum. “Gençleri tutabilmek o kadar zor ki” diyor. Yeni mezun bir mühendise ne kadar veriyorsunuz? Diyorum şöyle yanıt veriyor: “50 bin liradan başlatıyoruz. Hadi bekârken iyi ama iş evlilik ve çocuklara gelince hepsi ya başka ülkelerde arayışa geçiyorlar ya da Türkiye’de yaşayıp yabancı ülkelerdeki firmalara uzaktan iş yapma peşindeler.”

Ertesi gün, yüksek istişare konseyi toplantısında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olumlu bir tablo çizmeye çalışıyor: “Mali disiplinde bir sorun yok. Türkiye’nin makul maliyetlerle dış kaynağa erişiminde sorun, önemli ölçüde ortadan kalktı. Enflasyonda en zoru geride kaldı. Programın yükünü dar gelirliye yüklemeyeceğiz. Kayıt dışılık ile mücadeleye başladık, eylem planı olmayacak, fiiliyatta bu olacak.”

Evet hakkını yemeyelim. Son sekiz dokuz ayda adımlar atıldı. Ama ya kaybedilen bir koca 10 yıl. Ne uğruna? 

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, “Biliyoruz ki geride bıraktığımız 10 yılı kaybetmemiş olsaydık, bugün çok farklı bir tabloyu konuşabilirdik. Düşük enflasyon, bütçe disiplini, hiç sorunsuz finanse edilebilen bir cari açık ve stabil TL, çok daha yüksek kişi başı gelir anlamına gelecekti. Ne gelir dağılımı böylesine bozulmuş olacaktı, ne emeklinin satın alma gücü bu kadar düşmüş, ne de gençler geleceklerini yurtdışında arar hale gelmiş olacaktı. Vakit kaybettik. Vakit kaybetmenin bedeli ağır oldu” vurgusunu yapıyor.

Bu 10 yılın kaybetmenin bedelini ne yazık ki tüm toplum ödüyor, özellikle de gençler ve yeni yetişen nesil. Umutsuz, iyi eğitim alamamış; daha önceki kuşakların satın alma gücüne erişme şansları zor olan nesil.

Yeni açıklanan verileri göre genç erkeklerde işsizlik oranı yüzde 12.8, genç kadınlarda ise yüzde 19.3. Tabii bu resmi açıklama, gerçeği çok daha fazla.

Kalkınma uzmanı Bayram Ali Eşiyok’un geçtiğimiz haftalarda Herkese Bilim Teknoloji Dergisi’nde yayımlanan yazısı Türkiye’nin kalkınmada tökezlemesinin nedenleri ve çözümleri üzerineydi. (HBT 428. Sayı ) Eşiyok’un “Türkiye ekonomisini, yüksek teknoloji yoğunluklu, yüksek oranlarda katma değer yaratan ürünlerde dışa bağımlı (tüketici), buna karşın düşük katma değerli sektörlerde üretici ve ihracatçı olmasına dayalı bir sistemi sürdürdü yıllarca. Türkiye’de 1980 dönüşümü ile birlikte sanayileşme ve sanayileşerek kalkınma toplumsal hedef olmaktan çıktı. Sanayinin gelişimi günübirlik kararlara ve özel kesimin yatırım tercihlerine bırakıldı. Sermaye doğası gereği ülkenin üretim yapısını dönüştürmeye, kalkınmaya yönelik ‘ideal’ yatırım hedefleri doğrultusunda değil, kısa dönemde kârına kâr katacağı sektörlere yöneldi. Üretken yönünü kaybedip hızla rantiyeleşti ve üretmeden bölüşümden daha fazla pay aldı” saptaması  önemli.

Eşiyok’un önerisi üretim yapısını değiştirmek: Planlı kalkınma stratejisi ile genel olarak ekonominin özel olarak da sanayinin ithal girdi ve ara mallarına olan bağımlılığı azaltılarak ekonomik bağımsızlık doğrultusunda önemli yapısal gelişmeler sağlamak mümkün. Üretimin yapısı harcıâlem sektörlerden vasıflı işgücü kullanan, yüksek ücretlere dayalı, daha yüksek teknoloji gerektiren ve bunun sonucunda daha yüksek katma değer yaratan ürünler/sektörler temelinde dönüştürülebilir. Ama tüm bunlar “kaynakların az sayıdaki çıkar/sermaye grubunun ihtiyaçlarına göre değil, toplumsal ihtiyaçlara ve ekonomik kalkınmaya göre dağıtmayı hedefleyen bir siyasi iradeye ve planlı kalkınma stratejisinin uygulanmasına bağlı”.

Ekonomi yönetimi ve tabii özel sektör buna hazır mı peki?

Yazarın Son Yazıları

Türkiye bir deney laboratuvarı mı?

Sanki koca Türkiye’yi devasa bir çuvalın içine koymuşlar, durmaksızın sallıyorlar.

Devamını Oku
09.10.2026
Asıl dip neresi?

Soruyoruz birbirimize: “Dipteyiz... Peki daha ötesi var mı?” Belli ki var.

Devamını Oku
02.10.2026
Fon vurgunu... Kimler biliyordu, kimler çıktı?

Fon işi patlayalı günler oldu.

Devamını Oku
25.09.2026
PISA’da yükseldik, peki eğitimde?

PISA 2025 Batı’da alarm yaratırken Türkiye’de iktidar sonucu hemen bir başarı anlatısına dönüştürdü.

Devamını Oku
18.09.2026
Bize neler oluyor?

Üsküdar seçimleri üzerine çok şey yazıldı, tekrar etmeye gerek yok.

Devamını Oku
11.09.2026
Şükran Soner’in ardından...

Ölüm... Soğuk, gerçek ve kaçınılmaz. Kimi zamansız... Kişi için son nokta... Ya geride bıraktıkları?

Devamını Oku
04.09.2026
Yapay zekâ ve demokrasi arasındaki tehlikeli ilişki

Türkiye’nin iç gündemi bataklık gibi; içine saplandıkça sizi daha da aşağı çekiyor.

Devamını Oku
28.08.2026
Tarikatlara operasyon... Neden? Niçin?

Gaza çoktan basıldı.

Devamını Oku
21.08.2026
Toplumsal bütünleşme mi?

360 imzalı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” başlıklı çerçeve yasa TBMM’ye sunuldu.

Devamını Oku
07.08.2026
Tek çare: Oyunun kurallarını değiştirmek

Milleti arkasına alarak kuruldu YENİ Parti.

Devamını Oku
31.07.2026
Göz ardı edilen tehlike: Erken sanayisizleşme

Birbirinden tamamen kopmuş iki Türkiye var.

Devamını Oku
24.07.2026
Güven bir kez aşındığında...

Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent hakkında ortaya atılan iddialar ağır.

Devamını Oku
17.07.2026
Trump'ın gösterisi, NATO’nun sessiz devrimi

Siyasi mizah yaptığı gerekçesiyle genç sanatçı Deniz Göktaş’ın tutuklanması...

Devamını Oku
10.07.2026
Eşkıya Dünya... NATO

“Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” sözü, bu toprakların belleğinde yalnızca bir türkü değil, aynı zamanda adalet duygusunun ifadesidir.

Devamını Oku
03.07.2026
Kayıp Aydınlanma... Ve bugün

Yıl 999... Yanlış yazmadım. Yıl 999, yani bundan tam 1027 yıl önce.

Devamını Oku
26.06.2026
Zaman algısı... 3152 gün... Osman Kavala... Ve diğerleri...

Son derece ağır hareket eden kaplumbağalar dünyayı yanlarından hızla akıp gidiyormuş gibi mi deneyimliyor?

Devamını Oku
19.06.2026
Kadın bedeni... Ortak payda

Kadınlara yönelik baskının tarihi çok eskidir.

Devamını Oku
12.06.2026
Öfkeyi doğru yönetebilmek...

Yürütülen planlı sistematik süreçte sıranın ana muhalefet partisinin işlevsizleştirilmesine gelmesi kaçınılmazdı.

Devamını Oku
05.06.2026
Mutlak butlan; mutlak kırılma...

Çok parçalı, uzun soluklu kurgunun önemli bir mihenk taşı oldu geçen perşembe açıklanan mutlak butan kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP Genel Başkanlığı’na getirilmesi.

Devamını Oku
29.05.2026
Gençliğini kaybeden ülke

“Asım’ın nesli”, “Fatih’in ruhu”, “TEKNOFEST kuşağı”, “imanlı ve ahlaklı gençlik”, “Türkiye Yüzyılı’nın mimarları”...

Devamını Oku
22.05.2026
Gelecek konuşulurken... ABD-Çin... Ve Türkiye

Silivri davaları, kadın siyasetçiler üzerinden yürütülen kirli kampanyalar, yerel yönetimlere durmaksızın yapılan operasyonlar, yeni gözaltılar...

Devamını Oku
15.05.2026
102 yıllık bir gazete...

Şişli’de gazetenin bahçesindeyiz...

Devamını Oku
08.05.2026
1 Mayıs’ı farklı okumak...

İnsanın emeği üzerinden yükselir kapitalizm.

Devamını Oku
01.05.2026
23 Nisan... Çocuklar... Gelecek...

Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

Devamını Oku
24.04.2026
Okulda şiddet... Sorun sistem ve çok daha derin

İki korkunç katliam.

Devamını Oku
17.04.2026
Savaşın paradoksu: ABD’nin rakipleri mi güçleniyor?

İlginç bir paradoks yaşanmıyor mu?

Devamını Oku
10.04.2026
Kötülüğün sıradanlığı, vasatlığın iktidarı

Deveye sormuşlar “Neden boynun eğri?” diye.

Devamını Oku
27.03.2026
Bayram, vicdan... Habermas’ın ardından

Dünya bir süredir sanki aynı anda birkaç farklı yüzyılı yaşıyor.

Devamını Oku
20.03.2026
Savaşın dili değişirken...

Kısacası bu savaş sadece İran ile İsrail arasındaki bir çatışma değil. Enerji piyasalarından küresel siyasete, askeri doktrinlerden bölgesel dengelere kadar uzanan çok katmanlı bir kriz.

Devamını Oku
13.03.2026
Yıkımların gölgesinde yeni dünya düzeni

ABD’nin en güçlü rakibi. Enerji sevkıyatının durmasının önemli etkileri olacak. Çünkü küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı doğrudan risk altında.

Devamını Oku
06.03.2026
‘Dindar Nesil Yetiştirme Projesi’

Eğitim, bir toplumun geleceğini yalnızca bilgiyle değil, değer tercihleriyle de biçimlendirir. Bu nedenle mesele bir ideolojik tartışmadan ibaret değildir; anayasal düzenin, laikliğin ve kamusal alanın sınırlarının nasıl tanımlandığı meselesidir.

Devamını Oku
27.02.2026
Akıl, bilim ve üniversite neden hedefte?

Bu hafta, akademisyenlerin Boğaziçi Üniversitesi’nde tuttukları nöbet 1261. gününe girdi. Ve bu nöbete CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Geçen hafta ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne gelişi sırasında üniversite yaşamının fiilen felç edilmesi öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların kampüs dışına itil- mesi tarihe, üniversite fikri açısından kara bir sayfa olarak geçmişti.

Devamını Oku
20.02.2026
Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...

Akın Gürlek’in adalet bakanı olarak göreve başlaması, Bilal Erdoğan’ın AKP genel başkanlığına hazırlanacağına dair güçlü iddialar... Muhalefetin bastırıldığı, iktidarın içeride elini daha güçlendirmek için her yolu denediği bu süreçte gözden kaçırdığımız daha büyük bir mesele var: Dünya düzeni çökerken biz nereye bakıyoruz?

Devamını Oku
13.02.2026
Orada kimse var mı?

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu.

Devamını Oku
06.02.2026
Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

Devamını Oku
30.01.2026
Davos’ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde?

Batı Avrupa ülkeleri temkinliydi. Batı için mesele Gazze değildi, sistemdi. Fransa ve Almanya’nın sorduğu soru basitti: “Bu yapı Birleşmiş Milletler’in yerini mi alacak?”

Devamını Oku
23.01.2026
‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025