Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

30.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen haftaki yazımı “Yeni Dünya Düzeni” üzerine kurmuştum. Zaten Davos’ta da ağırlıklı olarak masaya yatırılan buydu. Birkaç gün önce imzalanan AB-Hindistan serbest ticaret anlaşması, bu yeni dönemin yalnızca bir “ticaret” başlığı olmadığını; jeopolitik, tedarik zinciri ve ittifak arayışlarının iç içe geçtiği yeni bir küresel düzenin hızlandığını gösterdi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “tüm anlaşmaların anası” dediği bu mutabakat, yaklaşık 20 yıllık bir sürecin sonunda geldi. Anlaşma, iki tarafın toplamda yaklaşık 2 milyar insanı kapsayan bir serbest ticaret alanı inşa ettiğini ve küresel ekonomide yaklaşık dörtte birlik bir ağırlığa denk geldiğini vurgulayan açıklamalarla duyuruldu.

Bu, Trump döneminin “tarife silahı”nı olağanlaştırdığı dünyada, ülkelerin ABD’ye bağımlılığını azaltmayı bir zorunluluk olarak görmeye başladığının da işareti.

Avrupa Birliği için bu anlaşma, “stratejik özerklik” arayışının ekonomik ayağı. Avrupa sanayisi bir yandan Çin’in düşük maliyetli ürünleriyle bir yandan da ABD’nin öngörülemez tarifeleriyle sıkışmış durumda. Anlaşmanın özellikle otomotivdeki boyutu bunu çok açık gösteriyor: Hindistan’ın ithal otomobile uyguladığı tarifeler çok yüksek (bazı kategorilerde yüzde 110 seviyelerine kadar çıkmıştı) ve bu, Avrupa markaları için fiilen bir bariyerdi. Yeni anlaşmayla otomobillerde tarifeler kademeli biçimde ciddi şekilde aşağı çekiliyor; Reuters, lüks segmentte ilk aşamada yüzde 30 seviyelerine inen oranlardan ve kotalardan söz ediyor.

Bu da Avrupa otomotiv endüstrisinin “yeni pazar arayışı” açısından Hindistan’ı stratejik bir nefes alanı haline getiriyor. Hindistan açısından ise anlaşma iki kapıyı aynı anda açıyor: Avrupa pazarına daha güçlü erişim (özellikle tekstil, mücevher, deri gibi emek-yoğun sektörlerde avantaj), AB ile daha geniş bir “stratejik gündem” üzerinden güvenlik, teknoloji, araştırma ve hizmetler alanında derinleşme.

Bu, Hindistan’ın kendini ABD-Çin arasındaki sıkışmadan çıkarıp “çoklu ortaklıklarla” büyüten bir aktöre dönüştürme hamlesi.

DÜNYA AÇISINDAN NE İFADE EDİYOR?

Bu anlaşma, küresel ekonomide “Küreselleşme bitti” klişesinin yerine daha gerçekçi bir cümle kuruyor: Küreselleşme bitmiyor; eksen değiştiriyor.

Trump döneminde tarife tehdidi, yaptırım dili ve “ticaretin siyasallaşması” olağanlaştıkça ülkeler “tek merkeze bağlı kalmanın” riskini görüyor.

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

NELERİ KAYBEDEBİLİRİZ?

1) Tekstil ve hazır giyim (en yüksek risk): Hindistan, düşük maliyet avantajıyla zaten güçlüydü. AB’ye daha rahat erişim, fiyat rekabetini daha da sertleştirebilir. Türkiye’nin AB pazarındaki payı özellikle “fiyat duyarlılığı yüksek” segmentlerde baskı görebilir.

2) Kimya ve ilaç (sessiz ama derin rekabet): Hindistan’ın jenerik ilaç ve kimyada ölçek avantajı var. Tarife/erişim kolaylığı arttıkça AB’de rekabet sertleşir; Türkiye’nin kimya-ilaç ihracatında marjlar daralabilir.

3) Otomotiv ve yan sanayi (stratejik risk): Anlaşmanın otomotiv boyutu, Avrupa markalarının Hindistan’daki üretim-pazar planlarını hızlandırabilir. Türkiye’nin otomotiv yan sanayideki tedarik rolü, “yatırım ve üretim coğrafyası” değiştikçe baskı görebilir.

4) Teknoloji ve dijital hizmetler (geleceğin rekabeti): AB-Hindistan hattında hizmetler ve nitelikli işgücü dolaşımının kolaylaşması, Avrupa’nın dijital ekosisteminde Hint şirketlerinin ve insan kaynağının ağırlığını artırabilir. Türkiye için bu, teknoloji girişimlerinin Avrupa’ya erişiminde rekabetin artması demek.

5) Savunma sanayi (dolaylı ama kritik): Anlaşma doğrudan savunma ihracatı değildir; fakat AB-Hindistan stratejik yakınlaşması, teknoloji işbirlikleri ve üçüncü ülke pazarlarında yeni rekabet ihtimali yaratır. Türkiye’nin Afrika/Asya pazarlarında “yeni rakip” ihtimali artar.

Peki Türkiye neden Hindistan’la daha yakın ticari ilişki kuramıyor?

Burada “ekonomi” kadar “siyaset” de belirleyici.

Birincisi: Jeopolitik güvensizlik ve Keşmir/ Pakistan düğümü. Keşmir konusunda Ankara’nın Pakistan’dan yana tutumu, Yeni Delhi’de yalnızca diplomatik tepki değil, ekonomik karşılık da üretti: boykotlar, kısıtlamalar ve fiili engeller. Bu tür başlıklar, ticari ilişkilerin üstüne “siyasi risk primi” bindiriyor.

İkincisi: Ticaretin dengesiz yapısı. Türkiye-Hindistan ticaretinde Türkiye aleyhine kronik bir açık var. Türkiye Dışişleri’nin resmi verilerine göre 2024’te Türkiye’nin Hindistan’a ihracatı 1.51 milyar dolar ithalatı ise yaklaşık 7.02 milyar dolar oldu.

Üçüncüsü: Lojistik ve pazar mimarisi. Türkiye’nin doğal avantajı AB’ye yakınlık. Hindistan ise uzak ve rekabetin çok sert olduğu bir pazar; ölçek, fiyat, tedarik zinciri ve finansman kapasitesi gerektiriyor.

Dördüncüsü: Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği bağlamı. Türkiye AB ile entegre; fakat AB’nin üçüncü ülkelerle kurduğu yeni ticaret mimarisinde “tam masada” değil. Bu da Türkiye’nin üçüncü ülkelerle rekabetini etkileyen bir yapısal sorun yaratıyor.

TÜRKİYE NE YAPABİLİR?

Bu yeni düzende “beklemek” en pahalı seçenek. Türkiye’nin yapabilecekleri çok net:

1) AB ile Gümrük Birliği güncellemesini stratejik dosya yapmak. Türkiye, AB’nin yeni anlaşmalarının sonuçlarına maruz kalıp avantajlarını paylaşamayan bir pozisyonda kalmamalı. Bu başlık artık “teknik müzakere” değil, rekabet gücü meselesi.

2) Hindistan’la ilişkide “siyaset-ekonomi ayrıştırması” kurmak.

3) Hedefli sektör stratejisi: Hindistan’la rekabet değil, tamamlayıcılık. Türkiye’nin Hindistan’la “fiyat rekabeti” yapacağı alanlar sınırlı. Ama tamamlayıcı hatlar kurulabilir: Örneğin savunma-havacılık yan sanayi; makine-yüksek katma değerli ekipman; yazılım/fintek nişleri; gıda-tarım teknolojileri; üçüncü ülke projelerinde ortaklık (Afrika/Orta Asya).

Son söz: AB-Hindistan anlaşması, Trump’la hızlanan bir gerçekliğin belgesi: Ülkeler ABD’ye bağımlılığı azaltacak yeni eksenler kuruyor. Türkiye için soru şu: Bu yeni düzenin neresindeyiz?

İlgili Konular: #Hindistan

Yazarın Son Yazıları

Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

Devamını Oku
30.01.2026
Davos’ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde?

Batı Avrupa ülkeleri temkinliydi. Batı için mesele Gazze değildi, sistemdi. Fransa ve Almanya’nın sorduğu soru basitti: “Bu yapı Birleşmiş Milletler’in yerini mi alacak?”

Devamını Oku
23.01.2026
‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025
CHP’nin yükü, hepimizin yükü

"CHP’nin üzerindeki yük öyle ağır ki özgür; laik, demokratik bir ülke olma mücadelesini tek başına omuzladı."

Devamını Oku
22.08.2025
24 yıl...

Neredeyse çeyrek asır...

Devamını Oku
15.08.2025
Çürüme... Çözülme... Sahteliğin anatomisi

Sahte diplomalar, sahte ehliyetler, sahte sağlık raporları...

Devamını Oku
08.08.2025
Gazze... Açlık, sessizlik ve ahlaki felç

Seyrediyoruz. Kimi insanlığın geldiği noktadan utanarak, kimi umarsızca sanki bir film seyreder gibi...

Devamını Oku
01.08.2025
Yangın... Kuraklık... Rant: Türkiye’nin iklimle sınavı

Tam bitti derken yeniden başlıyor. Rüzgârın hızına göre şiddetleniyor; ortalığı yakıp kavuruyor.

Devamını Oku
25.07.2025
Şu zeytin ile derdiniz ne?

Şaşırdık mı? Hayır...

Devamını Oku
18.07.2025
TRT’den CHP duruşmaları mı?

CHP’li belediyelere yapılan operasyonların sonu gelmiyor. Belli ki yaz böyle geçecek.

Devamını Oku
11.07.2025
Toplumu germek, muhalefeti susturmak: AKP’nin elindeki yegâne kozu

Çünkü çözüm üretemiyor. Çünkü halkın sorunlarına yanıt veremiyor.

Devamını Oku
04.07.2025
Zeytin... Bir talanın jeopolitiği

“At izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz yine.

Devamını Oku
27.06.2025
İran’a saldırı hazırlığı mı? Neden?

Daha sular durulmadan Ortadoğu yeniden karıştırılmaya çalışılıyor...

Devamını Oku
13.06.2025
Bu bayram...

“Bizim bayram görecek halimiz yok arkadaşlar” dedi ve ekledi CHP lideri Özgür Özel...

Devamını Oku
06.06.2025
Nasıl bir eğitim?

Sadece anayasal hakkı olan barışçıl protesto hakkını kullandıkları için hapiste tutulan üniversite öğrencileri olan bir ülke...

Devamını Oku
30.05.2025
Sosyalist Enternasyonal İstanbul’da... Dünya solu ne yapmalı?

O kadar fazla sistematik saldırı altındayız ki... Kimi zaman büyük resmi görebilmek için yaşananları alt alta sıralamak önemli...

Devamını Oku
23.05.2025
‘Çözüm süreci’ ve sonrası

Barışı uzak bir hayal olmaktan çıkarmak hiç kolay değildir, en azından bizim coğrafyada.

Devamını Oku
16.05.2025
Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Devamını Oku
09.05.2025
Siz gidene kadar...

Siz gidene kadar...

Devamını Oku
02.05.2025
Deprem ensemizde: 40 milyar dolarlık sessizlik

Deprem ensemizde: 40 milyar A dolarlık sessizlik

Devamını Oku
25.04.2025
Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Devamını Oku
18.04.2025
Tarife savaşının şifreleri

Tarife savaşının şifreleri

Devamını Oku
11.04.2025