Trump'ın gösterisi, NATO’nun sessiz devrimi
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Trump'ın gösterisi, NATO’nun sessiz devrimi

10.07.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Siyasi mizah yaptığı gerekçesiyle genç sanatçı Deniz Göktaş’ın tutuklanması... NATO zirvesi öncesinde aralarında TEMA üyeleri ve akademisyenlerin de bulunduğu onlarca kişinin gözaltına alınması... Savunma hakkının dahi kısıtlandığı Silivri duruşmalarında yaşanan ibretlik uygulamalar... İşte Ankara’da iki gün süren NATO zirvesi bu atmosferde gerçekleşti.

Dönemin ülke liderleri ağırlandı; ilginç polemikler yaşandı. Peki zirveden geriye ne kaldı? Aslında sanki zirve içinde zirve var gibiydi. Birincisi, Trump’ın gövde gösterisiydi. Trump, alışıldık tarzıyla gündemi kendi etrafında topladı. İspanya’yı hedef aldı, Grönland konusunda Danimarka’ya mesaj verdi, İran konusunda Avrupalıları azarladı, Rahip Brunson örneğini “Ben cumhurbaşkanını aradım ve derhal serbest bıraktı” diye yeniden anlatarak Erdoğan üzerinde ne kadar etkili olduğunu göstermeye çalıştı. Diplomasi yerine kişisel güç gösterisini öne çıkardı. Haber başlıklarını belirleyen de büyük ölçüde bu gösteriydi. 

İkincisi ise NATO’nun zirvesiydi. Kameraların daha az ilgi gösterdiği bu ikinci zirvede ise çok daha önemli kararlar alındı. Avrupa’nın savunma yükünü daha fazla üstlenmesi, savunma sanayisinin ortaklaştırılması, yeni silah yatırımları, Ukrayna desteğinin sürdürülmesi ve ABD’nin giderek Çin’e odaklanacağı varsayımıyla Avrupa’nın kendi güvenliğini daha fazla üstlenmesi... Bunlar aslında Trump’ın yıllardır talep ettiği dönüşümün adımlarıydı.

Şöyle bir gerçek var: Trump NATO’yu sürekli eleştiriyor ama NATO giderek Trump’ın istediği modele dönüşüyor.

Yani Trump, söylemde ittifakı küçümsüyor; ittifak ise sessizce onun istediği yeniden yapılanmayı gerçekleştiriyor.

 Bu durum Türkiye açısından da ilginç bir sonuç doğuruyor. NATO’nun bu yeni mimarisinde Türkiye’nin ağırlığı artıyor. Çünkü Avrupa artık Türkiye’ye demokrasi merceğinden değil, güvenlik ve askeri kapasite merceğinden bakıyor. Türkiye’nin ikinci büyük orduya sahip olması, Karadeniz’i kontrol etmesi ve savunma sanayisindeki üretim gücü onu vazgeçilmez hale getiriyor. Bunun bedeli ise Avrupa’nın ve ABD’nin, Türkiye’deki hukuk devleti ve demokrasi alanındaki gerilemeyi daha düşük sesle dile getirmesi oluyor. Bu kaygılar tamamen ortadan kalkmış değil; hukuk devleti, ifade özgürlüğü, seçilmiş belediye başkanlarının tutukluluğu, muhalefet üzerindeki yargı baskısı, Batı başkentlerinde kuşkusuz biliniyor ancak güvenlik öncelikleri karşısında geri plana itilmiş durumda.

Çünkü yeni dünya düzeninde öncelik değişti. Ukrayna savaşı Avrupa’nın güvenlik mimarisini sarstı. ABD’nin NATO’ya bağlılığı Trump’la birlikte yeniden belirsizleşti. İran krizi, Ortadoğu’yu yeniden ateş hattına çekti. Böyle bir tabloda Türkiye; ordusu, savunma sanayisi, Karadeniz’e erişimi ve Erdoğan’ın Trump’la kurduğu kişisel ilişki nedeniyle yeniden “kullanışlı” bir aktör haline geldi. Doğrusu Erdoğan da bu tabloyu çok iyi okuyor. İçeride otoriterliği artırırken dışarıda jeopolitik değerini pazarlıyor. Batı ise bunu görüyor ama şimdilik sesini kısmayı tercih ediyor.

Asıl ürkütücü olan ise Trump’ın uluslararası siyasette kurduğu dilin giderek normalleşmesi. İttifaklar ortak değerler etrafında değil, güvenlik kaygıları ve liderler arasındaki kişisel ilişkiler üzerinden şekilleniyor. İspanya dışında ciddi bir itiraz yükselmezken diğer Avrupa liderleri büyük ölçüde sessiz kalmayı tercih ediyor. Çünkü bugün Washington’la açık bir gerilim yaşamanın maliyetinin, Trump’ın çıkışlarını sineye çekmenin maliyetinden daha ağır olacağı düşünülüyor.

Bu yeni denklemde Trump’ın en rahat çalıştığı liderler de güçlü kurumlarla sınırlanmayan, kararları hızla uygulayabilen otoriter eğilimli yönetimler oluyor. Rahip Brunson örneğini her fırsatta yeniden anlatmasının nedeni yalnızca geçmişte elde ettiği bir diplomatik başarıyı hatırlatmak değil; “Telefon açtığımda istediğimi yaptırırım” mesajını vermek. Erdoğan’ın bu anlatıya itiraz etmeyi tercih etmemesi ise iki lider arasındaki ilişkinin eşit ortaklıktan çok karşılıklı çıkarlara dayanan pragmatik niteliğini de ortaya koyuyor.

Muhalefetin işi bu yüzden gerçekten zor. Çünkü karşısında yalnızca içeride gücü merkezileştirmiş bir iktidar yok; aynı zamanda bu iktidarla çalışmayı kendi güvenliği açısından daha işlevsel bulan bir uluslararası konjonktür de var.

Ankara’daki NATO zirvesinden geriye belki de en çok şu kaldı: Manşetlerde Trump’ın gösterisi vardı; satır aralarında ise yeni dünya düzeninin sessiz ama derin dönüşümü. 

Yazarın Son Yazıları

Türkiye bir deney laboratuvarı mı?

Sanki koca Türkiye’yi devasa bir çuvalın içine koymuşlar, durmaksızın sallıyorlar.

Devamını Oku
09.10.2026
Asıl dip neresi?

Soruyoruz birbirimize: “Dipteyiz... Peki daha ötesi var mı?” Belli ki var.

Devamını Oku
02.10.2026
Fon vurgunu... Kimler biliyordu, kimler çıktı?

Fon işi patlayalı günler oldu.

Devamını Oku
25.09.2026
PISA’da yükseldik, peki eğitimde?

PISA 2025 Batı’da alarm yaratırken Türkiye’de iktidar sonucu hemen bir başarı anlatısına dönüştürdü.

Devamını Oku
18.09.2026
Bize neler oluyor?

Üsküdar seçimleri üzerine çok şey yazıldı, tekrar etmeye gerek yok.

Devamını Oku
11.09.2026
Şükran Soner’in ardından...

Ölüm... Soğuk, gerçek ve kaçınılmaz. Kimi zamansız... Kişi için son nokta... Ya geride bıraktıkları?

Devamını Oku
04.09.2026
Yapay zekâ ve demokrasi arasındaki tehlikeli ilişki

Türkiye’nin iç gündemi bataklık gibi; içine saplandıkça sizi daha da aşağı çekiyor.

Devamını Oku
28.08.2026
Tarikatlara operasyon... Neden? Niçin?

Gaza çoktan basıldı.

Devamını Oku
21.08.2026
Toplumsal bütünleşme mi?

360 imzalı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” başlıklı çerçeve yasa TBMM’ye sunuldu.

Devamını Oku
07.08.2026
Tek çare: Oyunun kurallarını değiştirmek

Milleti arkasına alarak kuruldu YENİ Parti.

Devamını Oku
31.07.2026
Göz ardı edilen tehlike: Erken sanayisizleşme

Birbirinden tamamen kopmuş iki Türkiye var.

Devamını Oku
24.07.2026
Güven bir kez aşındığında...

Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent hakkında ortaya atılan iddialar ağır.

Devamını Oku
17.07.2026
Trump'ın gösterisi, NATO’nun sessiz devrimi

Siyasi mizah yaptığı gerekçesiyle genç sanatçı Deniz Göktaş’ın tutuklanması...

Devamını Oku
10.07.2026
Eşkıya Dünya... NATO

“Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” sözü, bu toprakların belleğinde yalnızca bir türkü değil, aynı zamanda adalet duygusunun ifadesidir.

Devamını Oku
03.07.2026
Kayıp Aydınlanma... Ve bugün

Yıl 999... Yanlış yazmadım. Yıl 999, yani bundan tam 1027 yıl önce.

Devamını Oku
26.06.2026
Zaman algısı... 3152 gün... Osman Kavala... Ve diğerleri...

Son derece ağır hareket eden kaplumbağalar dünyayı yanlarından hızla akıp gidiyormuş gibi mi deneyimliyor?

Devamını Oku
19.06.2026
Kadın bedeni... Ortak payda

Kadınlara yönelik baskının tarihi çok eskidir.

Devamını Oku
12.06.2026
Öfkeyi doğru yönetebilmek...

Yürütülen planlı sistematik süreçte sıranın ana muhalefet partisinin işlevsizleştirilmesine gelmesi kaçınılmazdı.

Devamını Oku
05.06.2026
Mutlak butlan; mutlak kırılma...

Çok parçalı, uzun soluklu kurgunun önemli bir mihenk taşı oldu geçen perşembe açıklanan mutlak butan kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP Genel Başkanlığı’na getirilmesi.

Devamını Oku
29.05.2026
Gençliğini kaybeden ülke

“Asım’ın nesli”, “Fatih’in ruhu”, “TEKNOFEST kuşağı”, “imanlı ve ahlaklı gençlik”, “Türkiye Yüzyılı’nın mimarları”...

Devamını Oku
22.05.2026
Gelecek konuşulurken... ABD-Çin... Ve Türkiye

Silivri davaları, kadın siyasetçiler üzerinden yürütülen kirli kampanyalar, yerel yönetimlere durmaksızın yapılan operasyonlar, yeni gözaltılar...

Devamını Oku
15.05.2026
102 yıllık bir gazete...

Şişli’de gazetenin bahçesindeyiz...

Devamını Oku
08.05.2026
1 Mayıs’ı farklı okumak...

İnsanın emeği üzerinden yükselir kapitalizm.

Devamını Oku
01.05.2026
23 Nisan... Çocuklar... Gelecek...

Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

Devamını Oku
24.04.2026
Okulda şiddet... Sorun sistem ve çok daha derin

İki korkunç katliam.

Devamını Oku
17.04.2026
Savaşın paradoksu: ABD’nin rakipleri mi güçleniyor?

İlginç bir paradoks yaşanmıyor mu?

Devamını Oku
10.04.2026
Kötülüğün sıradanlığı, vasatlığın iktidarı

Deveye sormuşlar “Neden boynun eğri?” diye.

Devamını Oku
27.03.2026
Bayram, vicdan... Habermas’ın ardından

Dünya bir süredir sanki aynı anda birkaç farklı yüzyılı yaşıyor.

Devamını Oku
20.03.2026
Savaşın dili değişirken...

Kısacası bu savaş sadece İran ile İsrail arasındaki bir çatışma değil. Enerji piyasalarından küresel siyasete, askeri doktrinlerden bölgesel dengelere kadar uzanan çok katmanlı bir kriz.

Devamını Oku
13.03.2026
Yıkımların gölgesinde yeni dünya düzeni

ABD’nin en güçlü rakibi. Enerji sevkıyatının durmasının önemli etkileri olacak. Çünkü küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı doğrudan risk altında.

Devamını Oku
06.03.2026
‘Dindar Nesil Yetiştirme Projesi’

Eğitim, bir toplumun geleceğini yalnızca bilgiyle değil, değer tercihleriyle de biçimlendirir. Bu nedenle mesele bir ideolojik tartışmadan ibaret değildir; anayasal düzenin, laikliğin ve kamusal alanın sınırlarının nasıl tanımlandığı meselesidir.

Devamını Oku
27.02.2026
Akıl, bilim ve üniversite neden hedefte?

Bu hafta, akademisyenlerin Boğaziçi Üniversitesi’nde tuttukları nöbet 1261. gününe girdi. Ve bu nöbete CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Geçen hafta ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne gelişi sırasında üniversite yaşamının fiilen felç edilmesi öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların kampüs dışına itil- mesi tarihe, üniversite fikri açısından kara bir sayfa olarak geçmişti.

Devamını Oku
20.02.2026
Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...

Akın Gürlek’in adalet bakanı olarak göreve başlaması, Bilal Erdoğan’ın AKP genel başkanlığına hazırlanacağına dair güçlü iddialar... Muhalefetin bastırıldığı, iktidarın içeride elini daha güçlendirmek için her yolu denediği bu süreçte gözden kaçırdığımız daha büyük bir mesele var: Dünya düzeni çökerken biz nereye bakıyoruz?

Devamını Oku
13.02.2026
Orada kimse var mı?

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu.

Devamını Oku
06.02.2026
Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

Devamını Oku
30.01.2026
Davos’ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde?

Batı Avrupa ülkeleri temkinliydi. Batı için mesele Gazze değildi, sistemdi. Fransa ve Almanya’nın sorduğu soru basitti: “Bu yapı Birleşmiş Milletler’in yerini mi alacak?”

Devamını Oku
23.01.2026
‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025