Kama muta…
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Kama muta…

02.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yılın son günü. Artık geleneksel hale getirdiğim birkaç saat... Sadece kendime ayırdığım... Sabahın erken saatlerinde vapur ile Büyükada’ya gidiş; sessizliğin içinde evlerden uzaklaşarak ormana doğru yürüyüş... Ardından tarihi Splendid Otel’de küçük bir kahve molası... Elimde kitabımla bir köşeye yerleşiyorum. Otel dolu sanırım. Benim yaşlarımda 6-7 kişilik 2 grup salondaki koltuklara yerleşmiş. Birkaç çift de köşelerdeki küçük sehpalı yerlerde. Kafamı kitaptan kaldırdığımda gördüğüm manzara şu: Hemen herkes elindeki cep telefonuna bakıyor. Birbirleri ile iletişim asgari düzeyde. Herkes kendi dünyasına gömülmüş.

Avucumuzdaki minik bir alet bir yandan dünyayı daha önce hiç olmadığı kadar bize yakınlaştırırken öte yandan tüm insanlığı kendi esiri yapmayı başarıyor. Onsuz yapamıyoruz. Yemek masalarında, dost sohbetlerinde baş köşede... Dünyayı yakaladığımızı sanıyoruz ama en yakınlarımızdakini ıskalıyoruz. Kurduğumuz bağları zayıflatıyoruz. İşin kötüsü buna alışıyoruz, bir tehlike olarak görmüyoruz.

1 Ocak’ta bugün ne yazayım diye düşünürken karşıma çıktı kama muta. Popüler bilim dergisi New Scientist derinlemesine ele almış. Psikolojinin son yıllarında ele aldığı, hatta adını koyduğu bir duygu kama muta. İnsanın bir başkasıyla ya da bir toplulukla yoğun bir bağ hissettiği anlarda ortaya çıkan sıcak ve dokunaklı bir duygu olarak tanımlanıyor. 2012 yılında, Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles kampüsünden antropolog Alan Fiske ile meslektaşları Thomas Schubert ve Beate Seibt arasında geçen bir sohbetle başladı bu konunun gündeme gelmesi. Şunu merak ediyorlardı: Neden mutlu sonla biten filmlerde ağlarız? O zamana kadar psikologlar gözyaşlarını çoğunlukla üzüntünün bir işareti olarak ele almıştı. Bu gündelik sohbet kısa sürede ciddi bir akademik araştırmaya dönüştü. İnsanların olumlu olaylara verdikleri güçlü duygusal tepkiler üzerine uzun mülakatlar ve anketler yapıldı. Araştırma ekibi zamanla ortak özelliklerden oluşan bir küme tespit etti. Fiske ve meslektaşları bu duygu için Sanskritçeden bir terim ödünç aldılar: kama muta, yani “sevgiyle hareketlenmek/sevgiyle derinden etkilenmek”. Araştırmacılar, bu hissin ebeveyn-çocuk ilişkilerinde, arkadaşlıkta, romantik ilişkilerde, dini deneyimlerde, spor müsabakalarında, konserlerde ve hatta başkalarının duygusal anlarını izlerken (örneğin hayvan videoları) yaşanabildiğini gösteriyor. Kama mutanın evrimsel olarak insanları birbirine bağlamak ve sosyal dayanışmayı artırmak için geliştiği düşünülüyor. Bu duygu, insanları daha şefkatli, ilişkilerine daha bağlı ve başkalarına yardım etmeye daha istekli hale getiriyor. Ayrıca genel mutluluk ve iyi oluş halini de güçlendiriyor. İnsanları gerçekten dinlemek, anlamlı ve samimi sohbetler yapmak, müzik, hikâyeler veya duygusal videolar izlemek, sevdiklerimizle bağ kurmaya zaman ayırmak bu duyguyu tetikleyebiliyor.

O zaman soru şu: Sürekli çevrimiçi olmak ve dikkatin sık sık telefona kayması, kama muta gibi bağ temelli duyguları belirgin biçimde köreltiyor mu? Ne yazık ki yanıt sizin de tahmin edebileceğiniz gibi koca bir EVET.

Kama muta ilişkinin yoğunlaşması anında ortaya çıkan bir duygu. Göz teması aktif olarak karşısındakini dinleme ortak bir “şimdi” duygusu. Telefon ile tam tersini yapıyor. Dikkati bölüyor, “şimdi”yi parçalıyor. Yanımızda çocuğumuz varken ekrana bakmak şu anlama geliyor: “Şu anda seninle değilim.” Telefon bizi bildirimlerle kısa videolarla, hızlı dopamin patlamaları ile sürekli uyarıyor. Kama muta ise yavaş derin bir duygu... Hızlı tüketilen içeriklere alıştıkça bu ince duygusal dalgaları fark edemez hale geliyoruz. Aynı odada ama zihnen başka dünyalarda oluyoruz. Tanıdık değil mi? Hal böyle olunca sohbetler yüzeyselleşiyor, insanın kendini açma duygusu azalıyor, bunun karşılığı olarak kabul ve görülme hissi zayıflıyor. İşin kötüsü bunun çocukların özerindeki etkisini çok kritik olması. Çünkü çocuklar için bu duygu güven duygusunun, aidiyetin, “Sevilmeye değerim” hissinin temeli.

Yeni yılın ilk günlerinde basit bir soru ile ezber bozmaya ne dersiniz: En son ne zaman gerçekten oradaydık? Ekrana değil, karşımızdakinin yüzüne baktığımız; acele etmeden dinlediğimiz; bir anın içinden kaçmak yerine onun içinde kaldığımız ne zamandı? Kama muta, bize hâlâ bağ kurabilen varlıklar olduğumuzu hatırlatan sessiz bir işaret. Onu tamamen kaybetmedik; sadece üzerini gürültüyle kapattık. Belki de yapılacak şey çok büyük kararlar almak değil; telefonu masanın kenarına bırakmak, bir nefes almak ve “şimdi”ye geri dönmek. Çünkü anlam, çoğu zaman dünyayı avucumuza sığdırdığımız yerde değil, birbirimize dokunduğumuz anlarda ortaya çıkıyor.

2026 umudun ve barışın yılı olsun. Ve kama mutamızın değerini bilelim onu öldürmeyelim.

Yazarın Son Yazıları

Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025
CHP’nin yükü, hepimizin yükü

"CHP’nin üzerindeki yük öyle ağır ki özgür; laik, demokratik bir ülke olma mücadelesini tek başına omuzladı."

Devamını Oku
22.08.2025
24 yıl...

Neredeyse çeyrek asır...

Devamını Oku
15.08.2025
Çürüme... Çözülme... Sahteliğin anatomisi

Sahte diplomalar, sahte ehliyetler, sahte sağlık raporları...

Devamını Oku
08.08.2025
Gazze... Açlık, sessizlik ve ahlaki felç

Seyrediyoruz. Kimi insanlığın geldiği noktadan utanarak, kimi umarsızca sanki bir film seyreder gibi...

Devamını Oku
01.08.2025
Yangın... Kuraklık... Rant: Türkiye’nin iklimle sınavı

Tam bitti derken yeniden başlıyor. Rüzgârın hızına göre şiddetleniyor; ortalığı yakıp kavuruyor.

Devamını Oku
25.07.2025
Şu zeytin ile derdiniz ne?

Şaşırdık mı? Hayır...

Devamını Oku
18.07.2025
TRT’den CHP duruşmaları mı?

CHP’li belediyelere yapılan operasyonların sonu gelmiyor. Belli ki yaz böyle geçecek.

Devamını Oku
11.07.2025
Toplumu germek, muhalefeti susturmak: AKP’nin elindeki yegâne kozu

Çünkü çözüm üretemiyor. Çünkü halkın sorunlarına yanıt veremiyor.

Devamını Oku
04.07.2025
Zeytin... Bir talanın jeopolitiği

“At izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz yine.

Devamını Oku
27.06.2025
İran’a saldırı hazırlığı mı? Neden?

Daha sular durulmadan Ortadoğu yeniden karıştırılmaya çalışılıyor...

Devamını Oku
13.06.2025
Bu bayram...

“Bizim bayram görecek halimiz yok arkadaşlar” dedi ve ekledi CHP lideri Özgür Özel...

Devamını Oku
06.06.2025
Nasıl bir eğitim?

Sadece anayasal hakkı olan barışçıl protesto hakkını kullandıkları için hapiste tutulan üniversite öğrencileri olan bir ülke...

Devamını Oku
30.05.2025
Sosyalist Enternasyonal İstanbul’da... Dünya solu ne yapmalı?

O kadar fazla sistematik saldırı altındayız ki... Kimi zaman büyük resmi görebilmek için yaşananları alt alta sıralamak önemli...

Devamını Oku
23.05.2025
‘Çözüm süreci’ ve sonrası

Barışı uzak bir hayal olmaktan çıkarmak hiç kolay değildir, en azından bizim coğrafyada.

Devamını Oku
16.05.2025
Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Devamını Oku
09.05.2025
Siz gidene kadar...

Siz gidene kadar...

Devamını Oku
02.05.2025
Deprem ensemizde: 40 milyar dolarlık sessizlik

Deprem ensemizde: 40 milyar A dolarlık sessizlik

Devamını Oku
25.04.2025
Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Devamını Oku
18.04.2025
Tarife savaşının şifreleri

Tarife savaşının şifreleri

Devamını Oku
11.04.2025
Uyanış...

Uyanış...

Devamını Oku
04.04.2025
Yeni bir siyaset... Ama nasıl?

Yeni bir siyaset... Ama nasıl?

Devamını Oku
28.03.2025
AKP’nin elinde 2 torba: Biri Gezi, diğeri ‘terör’

AKP’nin elinde 2 torba: Biri Gezi, diğeri ‘terör’

Devamını Oku
21.03.2025
Tehdit... Atlantik’in öte yakası

Tehdit... Atlantik’in öte yakası

Devamını Oku
14.03.2025