Ayşegül Yüksel

Çevirinin beyefendisi: Ünal Aytür

21 Aralık 2021 Salı

Uzun süredir çeviri yapıtları okumaktan kaçınıyorum. Çoğu metinlerin daha ikinci paragrafına gelmeden, ya çeviri yanlışı olduğunu anladığım bir kötü anlatım ya da Türkçeyi katleden bozuk bir tümce çıkıyor karşıma. Okuma isteğim yok oluveriyor. Günümüzün en büyük yayınevlerinin bile kaçınamadığı bir hastalık var çeviri dünyamızda.

Kitap-lık dergisinin (Eylül-Ekim 2021 tarihli) 217. sayısında İshak Reyna’nın akademisyen-çevirmen Prof. Dr. Ünal Aytür’le yaptığı uzun söyleşi, çeviri dünyamızdaki hastalığın belirlemesini yaptığı gibi, bu hastalığın tedavisinin yollarını da gösteriyor.

Yılların çevirmeni Ünal Hoca, öncelikle, çevirmenlik uğraşında olabildiğine “alçakgönüllü” olmanın gerekliliğini vurguluyor. Yarım yüzyıla yaklaşan İngiliz dili ve edebiyatı öğretmenliği ve çeviri deneyimine karşın, bir metni bir dilden başka bir dile aktarmada durmadan yeni şeyler öğrenmekten vazgeçmediğini belirtiyor.

‘KAYNAK DİL’İ İYİ İNCELEMEK ZORUNLU

Ünal Aytür Hocamız ile yaklaşık yirmi yıl boyunca Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda birlikte çalıştık. Dahası, birlikte çeviri dersleri verdik. Bu dalda ne kadar titiz bir dil işçisi olduğunun birinci elden tanığıyım. Birinci sınıf çeviri derslerinde öğrencilerin, temel İngilizce yapılarını iyice özümsemeleri için yüzlerce Türkçe tümce oluşturup sınıfta tek tek irdelediğimizi anımsarım. İkinci ve üçüncü sınıf çeviri derslerinde ise birbirinden farklı İngilizce kullanımları gerektiren, özel olarak oluşturulmuş paragrafları kullanırdık. Özgün teknik ya da yazınsal metinlerin Türkçeye çevrilme uygulamasına ancak dördüncü sınıf derslerinde geçilirdi. Mezuniyet aşamasında ise pek çok öğrenciye yazınsal çevirileri inceleme tezleri verilirdi. 

Eğitimdeki uygulamalarında da görüldüğü gibi, Ünal Aytür için temel kural çeviride değerlendirilecek iki dilin eksiksiz olarak bilinmesidir.

ÇEVRİLECEK YAZINSAL YAPITIN VE YAZARININ İNCELENMESİ GEREKLİ

Aytür, Kitap-lık’taki söyleşisinde dillere olan egemenliğini bıkıp usanmadan geliştirmeye çalıştığını söylüyor. Söyleşi boyunca yazınsal çevirilerde yapılan yanlışlara verdiği örnekler gerçekten ürkütücü. Aytür, yazınsal metinleri başka dile aktarırken doğru çeviriye ulaşmanın koşullarından birinin de çevrilecek yapıtın dip-köşe incelenmesi olduğunu belirtiyor. Bu yapılmazsa, metnin inceliklerinin doğru biçimde çevrilmesinde pek çok engel oluşacağını örneklerle dillendiriyor. Anlaşılması zor yazınsal metinlerde ise yazar ve yapıtları üstüne ayrıntılı araştırma yapılması gerekebildiğini de ekliyor. Dahası, çevirilerdeki yanlışların fark edilmeden ya da önemsenmeden yayımlanmasında, çevirmenden başka, editörün de sorumluluğuna dikkat çekiyor. Aytür, editörlerin gözünden kaçmış yanlışlardan çeşitli örnekler veriyor.

Eşi Prof. Dr. Necla Aytür’le birlikte dilimize kazandırdığı İngiliz ve Amerikan roman ve öyküleri yanında, E. M. Forster’ın “Roman Sanatı” yapıtının da çevirmeni olan Ünal Aytür, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan George Eliot’un dev yapıtı “Middlemarch”tan sonra Henry James’in öykülerinden derlediği, yine Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Londra Kuşatması”nı dilimize kazandırdı. Şimdi de sırada, D. H. Lawrence’ın öykülerini çevirerek yapacağı seçki var. 

Aytür, 2021 yılında 85. yaşını sürüyor ve çeviri uğraşını, en zorlu metinlerle yüzleşerek titizlikle geleceğe taşıyor. 

Çok yaşasın, güzel yaşasın...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları