Ayşegül Yüksel

Ferhan Şensoy’un ardından: Sözcüklerin efendisi öksüz bıraktı

05 Eylül 2021 Pazar

Ferhan Şensoy’u yitirdik. “Dosyalar dolusu” biriktirdiği kitap, öykü, anı malzemesini değerlendirme derdinde olan, zamanla yarışarak üreten ama bir o kadar da keyfine düşkün, Çarşambalı hınzır delikanlıyı... Böyle olmaz Ferhan, yapılacak işler böylesine ortada bırakılıp, öylece çekip gidilmez. 

Onun değerini en iyi bilenlerden biri olan Haldun Taner ustasına özendi diyeceğim. Taner’i 71 yaşındayken yitirmiştik. Ama bizler daha genç olduğumuz için büyük yazarı yaşını başını almış bir bilge olarak görürdük. Oysa aramızdan 70 yaşındayken ayrılan Şensoy’u “kardeş” bellemiştik. Bu nedenle ölümü çok erken, çok zamansız geldi...

EDEBİYATIN HER TÜRÜNDE KALEM OYNATTI

Ne ki tiyatromuz için yaptıkları birkaç yaşama ancak sığdırılabilecek kadar büyüktür. Beyninin bir yanıyla geleneksel gösteri sanatlarımızı, öteki yanıyla Batı sanatının çeşitli biçemlerini kollayan, süper zekâsıyla her an toplumun gülünçlüklerinin fotoğrafını çekebilen, edebiyatın her türünde kalem oynatmış, tanıdığım en enerjik yaratıcılardandır Ferhan Şensoy.

1980’lerde tiyatromuzun başına gelen en iyi şeylerden biridir. “Şahları da Vururlar” adlı oyunla İstanbul’u sallayan 29 yaşındaki (Galatasaray’da okumuş, Kanada’da tiyatro sanatına ilişkin incelikleri pekiştirmiş) cin gibi delikanlı, oyunun yazarı, yönetmeni, oyuncusuydu. Kıvrak bir yönetmen, seyirci karşısındaki soğuk ve küstah yaklaşımını -nasıl becerdiyse- “karizmatik” kılabilen bir oyuncu olarak ün yaptı. Ünü “Ferhangi Şeyler”le perçinlendi.

YAMAN DİL SİHİRBAZI

Türkçeye yedi takla attıran yaman bir dil sihirbazıydı. Tiyatro metinlerini, alışılagelmişe yüz vermeyen özgün düşünme yeteneğiyle biçimlendiriyordu. Anadiline nesnel-eleştirel uzaklıktan bakabilen, sözcüklerin, deyişlerin, kalıpların duygusal-düşünsel, sessel, çağrışımsal özelliklerini, çoğumuzun tersine, otomatik algılama ve körü körüne yineleme sürecinin çok ötesinde değerlendirebilme yeteneğiyle, dildeki anlamsal ve biçimsel düzeyde çelişen ya da çakışan öğelerden çarpıcı bireşimler oluşturuyordu. 

Bu yolla, güncel politik gülmeceden arı gülmeceye uzanan, fars öğeleri yanında ironik öğeler de içeren geniş bir güldürü üretme alanı açtı kendine. Şensoy, gerici/yasaklayıcı/baskıcı yönetimler karşısındaki “muhalif” tutumunu “toplumsal taşlama” sanatıyla sürdürürken arı gülmeceyi de insan yaradılışının derinliklerinde yakalıyordu. Dahası, güldürürken yer yer hüzünlendiren bir doku yaratıyordu oyunlarında.

‘YAZAR TİYATROSU’NU KURUMLAŞTIRDI

Ferhan Şensoy, ilk denemeyi Haldun Taner’in yaptığı ancak koşullar elvermediğinden sonunu getiremediği “yazar tiyatrosu” olgusunu kurumlaştıran ilk sanatçımızdır. Ortaoyuncular’ın yazarı, yönetmeni, başoyuncusu, kimi zaman sahne tasarımcısı ve/ya da müzik düzenleyicisi olarak topluluğuna dört dörtlük bir “bağımsız tiyatroculuk” anlayışı kazandırmıştır. Shakespeare’in Londra’daki tiyatroculuk yıllarından çok daha uzun bir süre boyunca “yazar tiyatrosu” yapmış, bu süreç içinde tarihsel Ses Tiyatrosu’nu kullanıma açmak gibi kahramanca bir eylemi de gerçekleştirmiştir.

Kırk dolayındaki oyunları çeşitlidir: “Fişne Pahçesu” gibi “özgür uyarlama”lar, “Ferhangi Şeyler” gibi tek kişilik oyunlar ya da “İstanbul’u Satıyorum”, “Masal Müfettişi” gibi özgün sahne metinleri... Oyunlara “kabare” anlayışı egemendir. Topluluğun oyunculuk biçemi ise geleneksel tiyatromuzun hünerleriyle Batı’nın “absürd” tiyatrosunun soyut esintilerini buluşturur. Şensoy’a devredilen (sonra onun da devrettiği, şimdi Şevket Çoruh’ta olan) kavuğun gerekçesi, geleneksel tiyatromuzun oyunculuk özelliklerinin Ortaoyuncular tarafından benimsenmiş olmasıdır.

ÇALIŞMALARINI BELGELEDİ 

Şensoy, şiir, roman, öykü, deneme türlerinde de parlak metinler üretti. Oyunlar kırkı bulduysa öteki metinler de yirmiye tırmanmaktaydı. “Gündeste”, “Kalemimin Sapını Gülle Donattım”, “Hacı Komünist” vazgeçilmezlerim arasındadır. 

Parlak zekâsına eşlik eden özenli çalışma disipliniyle, Ferhan Şensoy’un kültür-sanat dünyamızda öncelikli bir yeri vardır: Yazma ve sahneleme eylemlerini çok iyi belgeleyen sanatçının, sahne çalışmalarından önemli bulduklarının görüntüleri ve sesleri kayda geçmiştir. Televizyon, sinema, tiyatro, edebiyat alanındaki yapıtları için “arşiv” oluşturduğunu bilmek sevindiricidir. Ürettiği yapıtların erişilebilir biçimde korunması için elinden geleni yapmıştır. Yarım bıraktıklarını tamamlamak çocuklarına, yetiştirdiği sanatçılara düşüyor.

Türk tiyatrosunu aydınlatan parlak bir yıldızdı Şensoy. Sözcüklerin efendisiydi. Bizleri öksüz bıraktı. Başımız sağ olsun.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları