Erdal Sağlam

Siyasi iktidar, ekonomide bindiği dalı neden kesti?

21 Mart 2021 Pazar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın para politikalarına ancak dört ay dayanabildi. Piyasaların düzelmesinde tek etken olan Ağbal’ı görevden alarak “ekonomide bindiği dalı kesti” de diyebiliriz.

Ağbal, dört ay önce geldiği gibi bir hafta sonu kararnamesiyle görevinden alınırken, yerine Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu atandı. Kâğıt üstünde bağımsız Merkez Bankası böylece, 20 ayda üç başkan değiştirmiş oldu. 

Ağbal’ın alınması ardından, pazartesi gününden itibaren piyasaların karışması bekleniyor. Hafta sonunda internet sitelerinden döviz almak için insanların bankacıları devreye sokmaya çalıştıklarına bizzat şahit oldum. 

Peki, piyasaların olumsuz tepki vereceği bilinirken Ağbal neden görevden alındı? Bu sorunun yanıtına dönük çok sayıda spekülasyon yapılıyor. Ağbal’ın görevden alındığı Resmi Gazete’de İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış öngören Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlandığını göz önüne alan bazı kaynaklar, kararın siyasi boyutuna ağırlık veriyor. İki kararın da çarşamba günü yapılacak AKP kurultayı öncesi parti tabanına mesaj anlamı taşıdığını tahmin ediyorlar. İttifak için İYİ Parti’den umudunu kesen Cumhurbaşkanı’nın MHP ile birlikteliğini pekiştirip, her alanda otoriterliğe kayan politika değişikliğine gideceği konuşuluyor. Eğer bu senaryo doğruysa toplumsal huzursuzluğun körüklendiği bir döneme girme tehlikemiz bulunuyor. Bu havayı beslemek için Batı ile iplerin gerileceği, “Bize saldırıyorlar” edebiyatının hortlatılacağı beklentisi dile getiriliyor. Bu ihtimal doğruysa; Erdoğan, kasımda başlattığı yeni rotadan geri dönme kararı almış, attığı adımlardan istediğini alamayınca, güvenlikçi politikalara geri dönüyor anlamı çıkarabiliriz. 

Bu senaryoya, yeni başkanın yine Marmara Üniversitesi’nden olduğunu ekleyip, Berat Albayrak’a yeniden görev verileceği beklentisini ekleyenler var. Hatta kurultay öncesi kabinede değişiklik yapılıp Albayrak’a görev verilmesini bekleyenler bile bulunuyor. Şahsen, Albayrak’ın kurultay öncesi bir göreve gelmesinin tabandaki rahatsızlık nedeniyle zor olduğu görüşündeyim. 

NEDEN FAİZSE ÇÖZÜMÜ KOLAY

Kulislerde dolaşan bir başka senaryo ise Erdoğan’ın faiz politikasını beğenmediği için Ağbal’ı görevden aldığı yönünde. Sadece bu gerekçe geçerliyse o zaman çözüm basit. Ağbal’ın talebine rağmen Cumhurbaşkanı’nın banka yöneticilerini değiştirmesine izin vermediğini biliyoruz. Başkana göre karar veren üst yönetimle birlikte Kavcıoğlu, hemen olağanüstü toplantı yapıp, faiz artırımlarını geri alabilir. Böyle olursa sebep faizmiş denilebilir.

Kulislerde Ağbal’ın Maliye ve Hazine Bakanlığı’na atanacağı da konuşuluyor. Ağbal’ın Erdoğan’a rağmen faiz kararı veremeyeceğini iddia edenler, teşekkür mesajını da hatırlatıp, bakanlık alabileceğini söylüyorlar.

Yaklaşık iki ay önceki bir toplantıda Cumhurbaşkanı’nın eleştirileri üzerine Ağbal’ın “Doğru bildiğim uygulanabilir politika bu. Bu politika istenmiyorsa görevimden alın” dediğini biliyorum. Dün konuştuğum Ağbal’a yakın kişilerin de kararı sürpriz gördüklerini, kendileri aranmadan dün sabah saatlerinde makamdaki eşyalarını toplayıp ayrıldıklarını öğrendim. Ağbal’a yakın kişiler “Herhalde bir temel politika değişikliği oldu” demekle yetiniyorlar.

YENİ BAŞKANIN GÖRÜŞLERİ

Ağbal’ın yerine gelen Kavcıoğlu’na gelince; Reza Zarrab’ın tartışmalı ilişkilerinin yaşandığı dönemde Halbank genel müdür yardımcısı olduğunu biliyoruz. Daha sonra AKP’den milletvekili olan Kavcıoğlu’nun Ağbal’ın hemşerisi olduğu, yeniden milletvekili seçilmemesinde bunun rol oynadığı söyleniyordu. Kavcıoğlu Marmara Üniversitesi’nde ders veriyor, faiz artırımları nedeniyle Ağbal’a sert eleştirilerde, hatta suçlamalarda bulunan iktidara yakın Yeni Şafak gazetesinde köşe yazıları yer alıyordu. 

Kavcıoğlu’nun politikasını köşe yazılarından çıkarmaya çalışıyoruz. O çerçevede Kavcıoğlu’nun geçen yıl krizin eşiğine getiren 128 milyar dolarlık rezervi eriten Albayrak dönemi politikalarını desteklediğini görüyoruz. Yazılarında faiz kararlarını eleştiriyor, kredi faizlerini ucuzlatarak büyümeye önem verilmesini istiyordu. 9 Mart’taki köşe yazısındaki sonuç bölümü şöyle: “Pandeminin 2021 yılını da olumsuz etkilememesi için kalıcı büyümeyi hedefleyip, sıkı para politikasından vazgeçerek yatırım ve ihracat odaklı, istihdam sağlayan büyümeyi gerçekleştirmeliyiz. Bunun için yatırım ve üretim maliyetini doğrudan etkileyen kredi maliyetlerinin makul seviyede olması için faiz artışından vazgeçmemiz gerekir.”

Özetle; zaten zor geçeceği bilinen önümüzdeki süreç şimdi çok daha zorlaştı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları