Ne sebeple olursa olsun maç ertelenmesine karşıyım. Çünkü maç 2 takım arasında oynanıyor ve 1 takımın isteğiyle maç ertelemek diğer takımı mağdur edebiliyor. Ayrıca fikstürdeki maç tarihinden sonra yapılan transferlerin erteleme maçında oynatılamaması da bir başka sorun. Diğer bir saçmalık da Avrupa’da transfer dönemi bittikten sonra bizde 2 hafta daha devam etmesi. En vahimine gelirsek; maç erteleme ya da tekrarı durumlarında kuralların sürekli değiştirilmesi. Örneğin 2003-2004 sezonunda F.BahçeRize maçı bitime 5-6 dakika kala 1-1 devam ederken yanlış kart gösterilmesi yüzünden geçersiz sayılmış ve kalan 5 dakikanın oynatılması yerine ileri bir tarihte devre arası transferleri de kullanılarak baştan sona 90 dakika oynatılmıştı. Ve Fenerbahçe galip gelerek çok önemli 3 puanı almıştı. Zaten devre arasına girerken 11 puan farkla lider olan Beşiktaş için yorumcuların “1. belli de 2. kim olacak” sorularını sordukları o sezonda Beşiktaş değil Fenerbahçe şampiyon olmuştu. Evet; o günden bugüne sürekli kural değiştiriliyor. Bu da kurallara ve uygulamalara olan güvenilirliği her geçen gün azaltıyor. Beşiktaş’ın isteğiyle ertelenen Kayseri ve Konya maçlarına gelirsek; kimse bu takımların mağduriyetini sorgulamıyor. Ve ilginç olan Beşiktaş’ın bu 2 maçı statü gereği eksik kadrolarla oynamasına rağmen kazanması. Özellikle son Konya deplasmanında sezonun en edilgen maçını çıkarmasına rağmen 3 puan alması. Beşiktaş’ı bu kadar kötü yakalayan Konya’nın beceri eksikliği belki de skoru belirledi. Bir de Konya’nın genç kalecisi Deniz’in yaptığı hatayla Beşiktaş’ın 2. golüne yol açması çok üzücüydü benim için. Buna karşın Beşiktaş’ın genç sağ beki Taylan’ın kalitesini göstermesi de sevindirici. Sergen Hoca’nın Schalke altyapısında yetişmiş, Almanya Ümit Milli oyuncuyu neden bugüne dek değerlendirmediği de düşündürücü. Oysa ki genç yeteneklere fırsat vermek gerek. Hata yapma olasılıklarına rağmen. Başka türlü gelişmeleri imkânsız çünkü. Büyük takımlara bakın. Bayern Münih, Şampiyonlar Ligi maçına 17 yaşında Lennart Karl’la çıktı. Arsenal, Liverpool, City 16-18 yaşlarındaki futbolculara yer veriyor. Lamine Yamal’a değinmiyorum bile. Tecrübeli fakat ne olduğu belli olan futbolcularla yerinde saymak yerine gelecek vadeden, forma değeri bilen, gelişmeye aç oyuncularla yürümek çok daha akıllıca. Hele Beşiktaş’ta. Ama bunun için de bilgiye, değişime açık olmaya ve cesarete ihtiyaç var.
Yazarın Son Yazıları
Anlaşılıyor ki Beşiktaş’ta planlı programlı hiçbir hareket yok.
Beşiktaş’taki transfer sorumlularının doğru dürüst birini alamayacakları belli oldu.
Beşiktaş kalanlarla zorunluluktan bir 11 kurmuş.
Beşiktaş’tan giden gidene.
Maçın en kötü başlayanı uydurduğu faul düdükleriyle orta hakemdi.
Medyamızın, taraftarların, menajerlerin ve aracıların en sevdiği dönemdeyiz; ara transfer dönemi.
Yeni bir yıla daha girdik ama sorunlarımızı da birlikte getirerek.
Cerny, Abraham ve Orkun’un bireysel becerilerine kalmış her şey. Oyun içinde dalgalanmalar, skorlarda dalgalanmalar hep bu yüzden. “Bireysel hata” gibi ucuz mazeretlerden değil.
Her iki takımda da büyük eksikler var.
Sakat, cezalı ve milli takımlara gidenler nedeniyle Beşiktaş’ta Demir Ege, Kartal ve Taylan ilk on birde.
Yine değişen bir şey yok; ne maç yönetimlerinde, ne hakem atamalarında ne de kulüp yöneticilerinin tavırlarında.
Böyle skor korunamaz, korunamıyor da zaten. Skor eşitleniyor: 3-3. Uzatmalarda Beşiktaş’ı Allah koruyor. Sonuçta ben de skoru belirleyen VAR ile ilgili Trabzonlu TFF Başkanı’ndan bir açıklama bekliyorum.
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu yaptığı açıklamalarla bize ne demek istedi?
Beşiktaş’ın ilk on birinde 6-7 oyuncu belli artık. Ama ben mesela Milli Takım kalecisi Mert’in, Sergen Yalçın’la birlikte neden itibar kaybına uğradığını anlamıyorum.
Pazartesi akşamı ne izledik biz?
Baştan söyleyeyim.
Baksanıza adalete olan inancımızın her gün daha da azaldığı şu kirlenmiş futbol ortamını birileri bahis üzerinden temizleme kararı almış.
Önde presle rakip alanda topu tutabilme, savunmadan güvenli çıkışlar, kanatların iyi çalışması Beşiktaş’ın artılarıydı
Beşiktaş’ın son mali kongresi kulüpte işlerin hangi noktalara vardığının bir göstergesi maalesef.
Beşiktaş baskılı ve enerjik başlıyor ve 2 golle öne geçiyor. Ama VAR’ın işgüzarlığıyla, hakemin sarı kartı kırmızıya dönüyor, Orkun gereksiz hareketi yüzünden atılıyor ve Kartal 10 kişi kalıyor.
Bu ligin şaibeli olduğunu zaten hep biliyorduk.
Maçın hemen başında Toure’nn soldan top sürerek ceza alanına girişi, Cerny’nin yerden topu uzatışı ve Cengiz’in net vuruşuyla Beşiktaş Kasımpaşa karşısında öne geçiyor.
Ne sebeple olursa olsun maç ertelenmesine karşıyım.
Süper Lig’i yayıncı kuruluş mu yönetiyor?
Zafer sarhoşluğu içindeyiz.
Maç yazımda “Fırsat kaçtı” başlığını atmıştım.
Fırsat kaçtı
Galatasaray derbinin favorisiydi. Ama belli ki Liverpool maçının yorgunluğu vardı.
Bitmeyen çilemiz bizim bu; tribünlerin küfürlü sloganlar nedeniyle sürekli ceza yemesi.
MHK’nin görevi iyi hakem yetiştirmek ve o iyi hakemleri adaletli bir şekilde maçlara vermek değil midir?
Garabetler ülkesiyiz; anımsarsanız 2004’te tekrarlanan Çaykur Rize-Fenerbahçe maçı ocak transferleri de kullanılarak oynanmıştı.
Beşiktaş-Başakşehir maçından çıktım koşa koşa eve geldim.
Bakın Erkek Milli Basketbol Takımımızın oyuncusu Kenan Sipahi, Avrupa Şampiyonası’nda yarı finale çıkma başarısı gösterildikten sonra “Biz saha içinde ve saha dışında birlikte zaman harcamaktan çok zevk alıyoruz” diyor.
Sürekli dön dolaş aynı noktaya geliyoruz.
Bravo bildiniz, Ole Gunnar Solskjaer Beşiktaş’ı şampiyon yapamadı.
Karşınızda çok zayıf bir takım da olsa siz oyun kuramaz, topu rakibe verirseniz istediğiniz kadar savunmacıyla sahaya çıkın o rakip istediğini yapar, öyle olur böyle olur golü de bulur.
Eldeki kadroya bakıp Solskjaer üçlü savunmaya geçmiş.
Transfer değil emek!
Beşiktaş şu anki takım performansıyla kimi rahat yenebilir sorusunun yanıtı yok maalesef.
Gerçekçi olmak gerekirse Beşiktaş’ın bugün mucizeye ihtiyacı olacak.